Bakan Çiftçi, Manisa'daki Okul Saldırısına İlişkin Son Durumu Paylaştı
Mustafa Çiftçi, Manisa'daki okul saldırısına ilişkin yaptığı açıklamada yaralı öğrencilerin sağlık durumunu paylaştı. 11 öğrencinin yaralandığı saldırının gerçekleştiği okulun "riskli okul" kategorisinde yer aldığını belirten Çiftçi...
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, lise yakınında 11 öğrencinin yaralandığı olayın ardından Manisa'ya geldi. Yaralıların son durumunu paylaşan Bakan Çiftçi, 1 çocuğun taburcu olduğunu belirtti.
AV TÜFEĞİYLE YAYA OLARAK GELDİ
Manisa'nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki Teknik ve Anadolu Lisesi yakınında, öğrencilerin okula geldiği sokakta saat 08.00 sıralarında av tüfeği ile ateş açıldı. Olayda 11 öğrenci yaralandı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ekipleri ile güvenlik güçleri sevk edildi. Yaralılar, ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı. Av tüfeği ile yaya olarak olay yerine geldiği ve saldırının ardından kaçtığı güvenlik kamerasına yansıyan şüphelinin H.O. olduğu belirlendi. Ekiplerin çalışması sonucu H.O. yakalandı. H.O.'nun annesi, babası ve dedesi de gözaltına alındı.
Milli Eğitim Bakanlığı olaya ilişkin 3 müfettiş görevlendirirken, ayrıca okulda eğitime 1 gün ara verildi.

2 SAVCI GÖREVLENDİRİLDİ
Adalet Bakanı Akın Gürlek sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olaya ilişkin kapsamlı bir soruşturma başlatıldığını ve 2 Cumhuriyet savcısının görevlendirildiğini belirtti. Bakan Gürlek ayrıca, "Saldırıda kullanılan silahın çocuğun eline nasıl geçtiği, silahın muhafaza koşulları, anne ve babanın bakım ve gözetim yükümlülükleri ile olay öncesinde akran zorbalığı yaşandığı yönündeki iddialar çok yönlü ve titizlikle araştırılmaktadır” dedi.

BAKAN ÇİFTÇİ İLE TEKİN MANİSA’DA
Olayın ardından, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi Manisa'ya geldi. Turgutlu Kaymakamlığı'nda oluşturulan kriz masasında yetkilerden olaya ilişkin bilgi alan Bakan Tekin ile Bakan Çiftçi'yi Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa İl Emniyet Müdürü Adnan Karayel, Turgutlu Kaymakamı Selami Kapankaya, AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur ve protokol karşıladı.

"OKUL 1. DERECEDE RİSKLİ KATEGORİDE"
Kameralar karşısında açıklamalarda bulunan Çiftçi, 3'ü yoğun bakımda olmak üzere 10 çocuğun tedavisi devam ettiğini, 1 çocuğun taburcu olduğunu belirtti. Saldırının olduğu okulun 1'inci derece riskli kategoride bulunduğunu belirten Bakan Çiftçi, "Okul güvenliğini polisiye tedbirlerden ibaret görmüyoruz. Ailelere düşen görevler var. Veliler çocukların okula gidip gitmediğini, nereye gittiğini, okuldan geldiklerinde hangi internet sitelerine girdiklerini takip etmek zorundalar" dedi.

"SİLAH ANNEANNENİN ÜZERİNE KAYITLI"
Saldırıda kullanılan silaha ilişkin de bilgi veren Çiftçi, "Olayda kullanılan silah anneannenin üzerine kayıtlı, dedenin evinden çocuk alıyor ve eylemi gerçekleştiriyor" ifadelerini kullandı.
İçişleri Bakan Mustafa Çiftçi'nin açıklamasından satır başları şöyle;
"İçişleri Bakanlığı olarak bütün okulları okullar açılmadan önce güvenlik riskine göre değerlendiriyoruz. Bu değerlendirme neticesinde okullarımızı birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü dereceden riskli okullar olarak belirliyoruz. Birinci ve ikinci dereceden riskli okullarımızda bizim kolluk görevlilerimiz var. Onlar sürekli okullarda görev yapıyorlar. Üçüncü ve dördüncü derecede riskli okullarımızda okul irtibat görevlilerimiz var. Onlar ihtiyaç duydukça okul yönetimlerimizle irtibata geçiyorlar. Bunların dışında bu yıl ilk defa Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımızla da görüşerek 31 bin tane bahçe görevlisi istihdam ettik. Onlardan dün itibarıyla 23 bin tanesi göreve başladı. Saldırının gerçekleştiği okul da birinci dereceden riskli okullardan bir tanesi. Orada bizim bir tane bekçimiz görev yapıyor. Ayrıca okul bahçe görevlisi de okulda, saldırının olduğu anda görevli. Bunun dışında İçişleri Bakanlığı olarak yine okulun dışında güvenlik, asayiş, narkotik ve çocuk şube müdürlüklerimiz kanalıyla uygulamalarımız devam ediyor. Okulun civarındaki internet kafeleri, büfeleri, oyun salonlarını ve metruk binaları düzenli aralıklarla denetliyoruz. Okulların servis araçlarını denetliyoruz.

Biz istiyoruz ki çocuklarımız okula güven içinde gelsinler, okulda huzur içerisinde eğitimlerine devam etsinler ve sağ salim okullarından evlerine dönebilsinler. Ama okul güvenliğini sadece fiziki tedbirlerle, polisiye tedbirlerle oluşturabilecek bir şey değil. Bunun için biz 7 Bakanlık olarak bir araya geldik. Üç aydır üzerinde çalıştığımız bir protokolümüz de vardı. Dün Milli Eğitim Bakanımızın katılımıyla İçişleri Bakanlığımızla bu protokolü imza altına aldık. Buradaki de muradımız, herhangi bir sızıntı olması durumunda çocukların eylem yapacaklarına dair bir belirti, bir işaret olduğunda sistemin devreye girmesi ve çocuğun okul idaresi, kolluk görevlileri, Sağlık Bakanlığı'nın görevlileri vasıtasıyla bir an önce tedavisine başlanmasıyla ilgiliydi.
Burada Adalet Bakanlığımız, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız, yine Gençlik ve Spor Bakanlığımız, İçişleri, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlığı olarak bir araya geldik ve bir sistem kurduk. Özellikle belirti veren, işaret veren çocuklarla ilgili ve o da dün itibarıyla valiliklerimize yaptığımız toplantının neticesinde iletilmiş oldu.
"EVLERDE SİLAH VARSA ÇOCUKLARIN ERİŞEMEYECEĞİ YERLERE KALDIRILMALI"
Az önce de ifade ettim. Biz okul güvenliğini sadece polisiye tedbirlerden ibaret olarak görmüyoruz. Burada devletin diğer kurumlarına düşen görevler var. Sivil toplum kuruluşlarına düşen görevler var. En başta da ailelere düşen görevler var. Ben dünkü protokol imza töreninde de işaret etmiştim. Aileler çocuklarının okula gidip gitmediğini, okuldan çıktıktan sonra nereye gittiklerini, eve geldiklerinde çocukların hangi internet sitelerine girdiklerini mutlak suretle takip etmeliler, kontrol etmeliler. Eğer evlerinde silah varsa bunları çocukların ulaşamayacakları, erişemeyecekleri yerlere kaldırmalılar.

Bu olayda kullanılan silah anneannenin üzerine kayıtlı. Dedenin evinde çocuk oradan alıyor ve bu silahla eylemi gerçekleştiriyor. Demek ki silahları da güvenli yerlere almamız gerekiyor. Bu tamamen ailelerin alacağı tedbirler beyanında ailelere düşen bir görev. Biz İçişleri Bakanlığı olarak bütün çocukların başına veya bütün ailelere birer polis görevlendiremeyiz. Yani bizim alacağımız fiziki tedbirler bunlardan ibaret. Eğer topyekûn olarak görev yaparsak, hepimiz üzerimize düşeni yaparsak okullarımız daha güvenli hale gelecek ve bu tür hadiseler yaşanmamış olacak.
Şunu da bu vesileyle ifade etmek istiyorum. 14 Nisan'da malumlarınız, Maraş'ta bir okul saldırısı gerçekleşmişti. O saldırıdan sonra da biz siber devriyelerimiz vasıtasıyla, istihbarat görevlilerimiz vasıtasıyla 2 bin 419 kişiyi gözaltına aldık. Benzer düşüncede olan, benzer eylem yapabileceğini bir şekilde ihsas eden çocuklarla ilgili gözaltılar yaptık ve bunlardan 243 tanesi şu anda tutuklanmış durumda. Yani polis görevini yapıyor, istihbarat görevini yapıyor. Siber devriyelerimiz aynen sokaklarda olduğu gibi siber âlemde de görevini yapıyor. Dediğim gibi toplumun her kesimine düşen görevler var. Bunlar herkes tarafından yerine getirildiğinde, bu tedbirler alındığında inşallah bundan sonra bu tür üzücü hadiseler yaşamayacağımızı ben ifade ediyorum. Benim olayla ilgili söyleyebileceklerim bundan ibaret. Tekrar çocuklarımıza, ailelere, Milliyetim camiamıza ve milletimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Hepinizi hürmetle, muhabbetle selamlıyorum."
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.