10 Soruda Suriye'de Yaşananlar: Nedenleri ve Sonuçlarıyla Şam-SDG Gerilimi
Suriye'de merkezi yönetim ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında Ocak ayı başında Halep'teki çatışmalarla başlayan gerilim sürüyor.
Suriye'de merkezi yönetim ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında Ocak ayı başında Halep'teki çatışmalarla başlayan gerilim sürüyor.
Bu süreçte çeşitli anlaşmalar imzalansa da sahadaki çatışmalar tamamen bitmedi.
Son olarak taraflar 20 Ocak'ta dört gün süreli bir ateşkeste anlaştı.
Omurgasını Kürt Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) silahlı kanadının (YPG) oluşturduğu SDG ateşkes öncesi kontrol ettiği alanların önemli bölümünden çekildi.
IŞİD'lilerin ve örgüt şüphelilerinin tutulduğu bazı kamp ve hapishanelerin denetimi el değiştirdi.
Suriye'deki gerilimin nasıl ortaya çıktığını, nasıl geliştiğini, süreçteki anlaşmaları, olayların ülkedeki ve bölgedeki yansımalarını 10 soruda inceledik.
1. Halep'te neler yaşandı?
Suriye'de 8 Aralık 2024'te 61 yıllık Baas rejimi son buldu, Devlet Başkanı Beşar Esad Rusya'ya kaçtı, geçici devlet başkanı olan Ahmed Şara liderliğindeki yeni yönetim ile SDG arasında müzakereler başladı.
Taraflar, 10 Mart 2025'te mutabakata vardı.
Kürtlerin kontrolündeki bölgelerin 2025'in sonuna dek merkezi yönetime, SDG'nin de Suriye ordusuna entegre olması üzerinde uzlaşıldı.
Ancak anlaşmanın nasıl uygulanacağı konusunda net bir yol haritası yoktu.

Kaynak,Izz Aldien Alqasem/Anadolu via Getty Images
Taraflar, 1 Nisan 2025'te silahlı Kürt güçlerin Halep'te kontrol ettikleri bölgelerden çekilmesini öngören bir anlaşma imzaladı.
Ancak sonrasında iki taraf da birbirini anlaşmaya uymamakla suçladı.
Gerilimin sonucu olarak Ocak ayının ilk haftasında Halep'te çatışmalar başladı.
Suriye ordusu kapsamlı bir operasyon düzenledi.
Kürt nüfusun ağırlıkta olduğu Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinde özellikle 6 Ocak'ta yaşanan yoğun çatışmalarda ölenler ve yaralananlar oldu.
On binlerce kişi yaşadıkları bölgeleri terk etti.
11 Ocak'ta ateşkes ilan edildi.
Bunun ardından silahlı Kürt güçler, iki mahalleden çekilerek Fırat Nehri'nin doğusuna geçti.

Kaynak,Arif Hudaverdi Yaman/Anadolu/Getty Images
2. Çatışmalar nasıl yeniden başladı?
11 Ocak'taki ateşkese karşın sahada gerilim sürdü.
Suriye ordusu ilerleyişini sürdürdü ve SDG'yi Fırat'ın batısındaki tüm topraklardan çekilmeye zorladı.
Ordu, öncelikle çoğunlukla Arapların yaşadığı Deyr Hafir ve çevresindeki köylerin kontrolünü ele geçirdi.
SDG, orduyu, geri çekilmeleri için tanınan süre öncesi bu bölgelere girerek savaşçılarını öldürmekle suçladı.
Ordudan da Kürt güçlerine yönelik saldırı suçlamaları geldi.

Kaynak,Bakr ALkasem/AFP/Getty Images
3. Kürtlerle ilgili 16 Ocak'ta yayımlanan kararnamede neler var?
Ahmed Şara, 16 Ocak'ta Kürtlere geniş haklar tanıyan yeni bir kararname yayımladı.
Kararnamede, Kürtlerin Suriye'nin "temel ve asli bir parçası" olduğu belirtildi.
Ayrıca Kürtçenin "ulusal dil" olarak tanınarak okullarda öğretilmesinin yolu açıldı.
Nevruz resmi tatil ilan edildi, Kürtlere vatandaşlık hakkı verildi.
Kararname ile Suriye'de Kürtlerin hakları ilk kez bu kadar kapsamlı şekilde tanınmış oldu.
Şara, kararnameyi duyurduğu televizyon yayınında Kürtleri "bu ulusu inşa etmeye aktif olarak katılmaya" davet etti ve onların haklarını koruma sözü verdi.

Kaynak,Rami Alsayed/NurPhoto via Getty Images
4. 18 Ocak anlaşması nedir?
18 Ocak'ta ise Şara, SDG ile 14 maddelik ateşkes anlaşmasını duyurdu.
SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi de ateşkesi doğruladı.
Anlaşma, Fırat'ın doğusundaki Deyrizor ve Rakka'nın kontrolünün de tamamen Şam'daki merkezi hükümete geçmesini öngörüyordu.
Haseke için ise anlaşmada şu ifade yer aldı:
"Tüm sivil kurumların Suriye devletine bağlı kurum ve idari yapılarla entegrasyonu sağlanacaktır."
Deyrizor, Suriye'de en büyük petrol ve doğal gaz sahalarının bulunduğu bölge.
Rakka, IŞİD'in geçmişte "başkent" ilan ettiği sembolik ve stratejik bir şehir.
Haseke ise Fırat'ın doğusundaki en büyük yerleşim merkezlerinden biri. Türkiye sınırına yakın, Irak'a da uzak olmayan, nüfus yapısı karışık lojistik ve stratejik önemi olan bir kent.
18 Ocak anlaşmasındaki en dikkat çekici maddelerden biri, "SDG tüm yabancı PKK liderlerini ve unsurlarını Suriye Arap Cumhuriyeti sınırları dışına çıkarmayı taahhüt etmektedir" ifadesi oldu.
Anlaşmayla Suriye yönetimi, ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyona katılımını da resmileştirdi.
Mazlum Abdi, anlaşma sonrası yaptığı açıklamada, "Bu savaşa mecbur bırakıldıklarını" söyledi, "bunun iç savaşa dönüşmemesi ve ölümleri engellemek için Deyrizor ver Rakka'dan çekilme kararı aldıklarını" açıkladı.
5. Anlaşma neden uygulanamadı?
Ahmed Şara ve Mazlum Abdi 19 Ocak'ta Şam'da anlaşmayla ilgili detayları ele almak üzere biraraya geldi ancak toplantının olumsuz geçtiği basına yansıdı.
Suriye ordusu Haseke'ye ilerlemeye başladı, SDG'den "direniş" çağrıları yapıldı.
BBC'ye konuşan Suriye hükümetinden bir kaynak, müzakerelerin çıkmaza girebileceğine dair endişelerini dile getirdi.

Kaynak,DELIL SOULEIMAN/AFP/Getty Images
Hükümet kaynağı BBC'ye yaptığı açıklamada, "Kandil tarafından desteklenen bazı grupların uzlaşmaz tavrı nedeniyle SDG'nin imzalanan anlaşmayı ihlal ettiğini" söyledi.
Fransız haber ajansı AFP'ye konuşan Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi'nin Şam'daki temsilcisi Abdülkerim Ömer ise "Müzakerelerin tamamen çöktüğünü" belirtti
Ömer'e göre Suriye yetkililerin kendilerinden tek talebi "Kürtlerin koşulsuz teslim olmasıydı".
6. IŞİD'lilerin tutulduğu kamplarda ne yaşanıyor?
Bütün bu süreçte IŞİD'lilerin ve örgüt şüphelileri ile ailelerinin kaldığı bazı kamplarda da yeni bir durum ortaya çıktı.
SDG, IŞİD'lilerin eşlerinin ve çocuklarının bulunduğu El Hol Kampı'ndan çekildiğini açıkladı.
Açıklamada, uluslararası toplumun IŞİD meselesine "kayıtsız kalması" nedeniyle, Kürt güçlerinin kamptan çekilmek ve "artan risk ve tehditlerle karşı karşıya olan Kuzey Suriye'deki şehirlerin yakınlarına konuşlanmak zorunda kaldıkları" belirtildi.
Şam yönetimi ise SDG'yi, bu şekilde çekilmesinin tutukluların kamptan çıkmasına imkan sağladığı gerekçesiyle eleştirdi.
Suriye ordusu kampı kontrol altına almaya çalışıyor.
Birleşmiş Milletler'in (BM) Ağustos 2025'teki raporuna göre El Hol ve Roj kamplarında toplamda yaklaşık 34 bin kişi kalıyor.

Kaynak,DELIL SOULEIMAN/AFP via Getty Images
SDG, 20 Ocak akşamı, IŞİD'lilerin ve örgüt şüphelilerinin tutulduğu Rakka'daki Aktan Hapishanesi'nin Şam'a bağlı güçlerin ateşi altında olduğunu duyurdu.
Suriye ordusu bu konuda açıklama yapmadı.
Suriye İçişleri Bakanlığı aynı gün Haseke'nin güneyindeki Şaddadi Hapishanesi'nden serbest kalan ve IŞİD'li oldukları iddia edilen yaklaşık 120 mahkumdan 81'inin yakalandığını açıkladı.
Reuters'a konuşan bir ABD yetkilisi de SDG'nin çekilmesi sonrası yaklaşık 200 IŞİD'linin kaçtığını fakat hükümete bağlı güçlerin, bunların çoğunu yakaladığını söyledi.
7. Taraflar arasındaki son mutabakat nedir?
Gerilim devam ederken 20 Ocak'ta Şam yönetimi, Haseke eyaletinin geleceği konusunda SDG ile "anlaşma" sağlandığını açıkladı.
Yapılan açıklamada, SGD'ye kontrolü altındaki bölgelerin devlete barışçıl şekilde entegre edilmesi için ayrıntılı bir plan üzerinde görüşmelerde bulunması için dört gün süre verileceği belirtildi.
Şam yönetimi ayrıca, hükümet güçlerinin Haseke ve Kamışlı şehirlerine veya herhangi bir Kürt köyüne girmeyeceğini taahhüt etti.
Nüfusun çoğu Kürt olan Kamışlı, Türkiye sınırı yakınında ve Mardin'in Nusaybin ilçesinden sadece yaklaşık iki kilometre uzakta.
SDG de "ateşkese tam bağlılığını" ilan etti, güçlerinin saldırıya uğramadıkça herhangi bir askeri harekat başlatmayacağını açıkladı.
SDG ayrıca, 18 Ocak'ta varılan anlaşmayı "uygulamaya koymaya hazır" olduğunu da duyurdu.
Mutabakata göre, Haseke Eyaleti'nin merkezi hükümetle entegrasyonunun takvimi ve ayrıntıları daha sonra görüşülecek.
Buna ek olarak SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, Suriye Savunma Bakan Yardımcılığı ve Haseke Valisi olarak görev yapması için uygun gördüğü isimleri merkezi hükümete iletecek.
8. ABD'nin tavrı ne oldu?
Suriye'de 2011'de başlayan iç savaş sırasında 2014-2015'teki Kobani kuşatmasıyla birlikte ABD önce YPG sonra da SDG'yle kapsamlı bir işbirliği yapmıştı.
Washington'un SDG'ye desteği, Türkiye-ABD ilişkilerinde zaman zaman gerginliğin artmasına neden olumuştu.
Ancak ABD'nin, Suriye'deki yönetim değişikliği sonrası SDG'ye yaklaşımı değişti.
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Şam ile SDG arasındaki müzakere sürecinde önemli rol üstlendi, zaman zaman SDG'yi eleştiren açıklamalar yaptı.

Kaynak,Leigh Vogel/Getty Images
Tom Barrack 20 Ocak'ta yaptığı önemli açıklamada, değişen şartlar nedeniyle "ABD-SDG ortaklığının varlık nedeninin değiştiğini" söyledi.
Barrack, Suriye'nin artık, IŞİD'e karşı uluslararası koalisyona katılan bir merkezi hükümete sahip olduğunu vurguladı:
"Bu, ABD-SDG ortaklığının varlık nedenini değiştiriyor. SDG'nin sahada IŞİD karşıtı birincil güç olma amacı büyük ölçüde miadını doldurdu çünkü Şam artık IŞİD hapishanelerinin ve kamplarının kontrolü de dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye hem istekli hem de hazır durumda."
9. Yaşananlara Ankara'nın tepkisi ne oldu?
Türkiye SDG'nin omurgasını oluşturan YPG'yi, "PKK'nın Suriye kolu ve terör örgütü" olarak görüyor.
Ankara bu nedenle SDG'ye karşı da aynı yaklaşımı benimsiyor ve PKK gibi SDG'nin de kendisini feshetmesi gerektiğini savunuyor.

Kaynak,Ahmet Serdar Eser/Anadolu/Getty Images
Ankara, 18 Ocak anlaşmasıyla Suriye'nin bütünlüğü ve Türkiye'nin güvenliği açısından kritik bir adım atıldığı görüşünde.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Toprak bütünlüğü haiz, bir ve bütün Suriye'den yanayız" dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da "18 Ocak mutabakatının bütün zorluklarına rağmen hayata geçmesinin ben Suriye'nin birliği bütünlüğü adına fevkalade önemli bir işlev göreceğine inanıyorum" diye konuştu.
10. Türkiye'deki yeni çözüm süreci nasıl etkilendi?
Ankara son yaşananlar karşısında, SDG'yi "süreci sabote etmekle" suçladı.
Ekim 2024'te süreci başlatan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Fırat'ın doğusunda da terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalıdır" dedi, SDG'nin Kürtleri temsil etmediğini söyledi.
Haftalık grup toplantısını Mardin'in Nusaybin ilçesinde yapan DEM Parti'nin eş genel başkanı Tuncer Bakırhan ise Bahçeli'ye tepki göstererek "Sana mı soracağız kimin kimi temsil ettiğini?" dedi.

Kaynak,Bilal Seckin/Middle East Images/AFP via Getty Images
KCK adına yapılan açıklamalarda ise "Türkiye'nin operasyonların parçası olduğu" iddia edildi ve bu durumun süreci sabote ettiği yorumu yapıldı.
- KCK: 'Suriye'de SDG'ye operasyonlar Kürtsüzleştirme saldırısı'
Türkiye'de ise çeşitli kentlerde düzenlenen protestolara polis müdahale etti. Gözaltına alınanlar oldu.
Nusaybin'deki eylemde bir grubun Türk bayrağını indirmesi de tartışma yarattı.
PKK lideri Abdullah Öcalan ise son açıklamasında, sürecin ilerletilmesinin önemine vurgu yaptı.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da "Çözüm sürecine gerek kalmadığı sonucunu çıkarmak tarihi bir hata olur" dedi.
İktidar kanadından yapılan açıklamalarda da sürecin devam ettiği belirtildi.
Süreç kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak rapor konusundaki çalışmalarını sürdürüyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.