Yaşam, Siyasete Uğrayınca

Yaşam, Siyasete Uğrayınca

N Gazete yazarı Emre Aygen, siyaset üzerine bir analiz yaptı.

Yaşam, siyasetin bir parçasıdır. Sabah kalkarız, çayı koyarız. Kahvaltıyı hazırlayıp radyoyu açarız. Dolarlar ne olmuş, Euro’lar kaça inmiş. Günün ilk haberidir. Siyaset sahnesinde “Sana bir keyif çayı vereyim!” muhabbeti sabahtan akşama kadar kapışan, hepimizin vatandaşlık görevimizi yerine getirdiğimiz, onlara oy vererek TBMM’nde görev verdiğimiz Milletvekillerinin   nasıl birbirlerini yediklerini işitiriz. Asıl haberimiz Corona-19 virüs. Ama akşam Televizyonlarda izlediğimiz haberlerde de neyin doğru olduğunu zaten bilmediğimiz için kendi kendimize bu yaşam hastalığından nasıl kurtulacağımızı düşünmekten başka bir seçeneğimiz yok.

Sizlerin canınızı sıkmaya gelmedim. Emin olun. O öyle olsaydı ne olurdu, bu ne yapardı demenin hiç bir anlamı yok. Ne var ki, geçmişi izlemiş bir kişi olarak belki de geçmişe mazi demek zorunda olduğumuzu kabul etmek zorunda kalmamız beni O Milletvekili olarak seçtiklerimizin haysiyet denilen alemden ne zaman anlayacaklarını merakla bekliyorum.

Milletvekillerimiz siyasi seçimlerde aldıkları oylar sayesinde Meclise görev yapacak politikacılarımız önce kürsüde ant içerler. “Şerefim ve Namusum üzerine ant içerim” derler. Şeref, haysiyet demektir. Onun uğruna görev yapmaya söz vermiş insanlardır. Şimdi bu sıfatlara bürünmüş Milletvekillerimiz ve dışardan transfer edilmiş Bakanlar ve Cumhurbaşkanı Baş Danışmanları vardır.

Bir kere sık sık değiştirdiğimiz Anayasaya göre halkın oyları ile seçilen Cumhurbaşkanı siyasetin içinden sivrilen kişi aynı zamanda da geçmişte üyesi olan zat şu anda Partisinin aynı zamanda opartinin Genel Başkanı.

Bu günlere nasıl geldik derseniz, 18 yıl önce iktidara gelen AKP’nin uyguladığı politikalar. a bakmak gerekir. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan.

Gündemde Anayasa değişikliği var. Sapanca gölüne bakan bir mekanda yeni Anayasanın yeni şekli düşünülüyor. AKP’nin baş ortağı HDP. Başka kimler var? “Evet ama yetmezciler” var. Kim bunlar? 1968 kuşağı, 78 kuşağı… Kendini kaybetmiş devrimciler sanki. Başka kim var? Kahraman Mülkiyeliler var. Siyasal Bilgilerden mezunlar. HDP yanlıları, Anayasa değişikliğinden yanalar bunlar.

Başlarında ise Prof. Dr. Ergun Özbudun var. Anayasa şöyle değişmesi gerekir diye Cumhuriyet Gazetesine mülakat veriyor.

Sonra ne oluyor? Sapanca’daki AKP’liler, HDP’liler, “Evet ama Yetmez” devrimcileri ve Mülkiyeyi Şahane Mektebi evlatları bir araya gelip, Hocayı da havale etikten sonra değişimin kahramanları oldular. Oylar yüzde 50’leri çoktan üstüne çıktı.

Peki, Muhalefet dediğimiz siyasi partiler ne yaptılar? Şerefli oldukları için “Aman ne güzel. Biz iktidara geldiğimizde bundan çok faydalanacağız. Yapan biz değiliz ama evel Allah istediğimizi yaparız” deyip üstüne yattılar. Kahramanlarım bunlar, ne uyanıklar akıllı bıdıklar…

Şimdi gelelim bu güne.  İYİ Partiden Disiplin Kurulu tarafından Partiden ihraç edildi Gaziantep Milletvekili Prof. Dr. Ümit Özdağ.  Ümit Özdağ çocukluk arkadaşım. Aynı yaşlardayız. Yıllar boyu arkadaşlığımız vardır. Partiden atılma konusu ise 2018 yılından itibaren bu kez AKP ve MHP’nin dışındaki neredeyse Mecliste var olan siyasi partilerin yer aldığı ANAYASA değişikliği perdesinin ikinci sahnesi. Ümit Özdağ, CHP,İYİ Parti ve HDP’nin yer aldığı bu gizli toplantılarını deşifre etmesi.

Şimdi, Ümit Özdağ bu faaliyetleri gerçekten yıllar geçtikten sonra ele geçirdi ise söylenecek tek bir sözüm yok. Ne var ki, eğer İYİ Parti kurultayında Ümit Özdağ’ın Delegelerden hiç birinden oy almaması sonucu gündeme geldi ise işte TBMM’de içilen haysiyet yemininin samimi olup olmadığını tartışma konusu olabilir. Bu benim bireysel fikrim. İnşallah ben yanılıyorumdur.

Gelelim taraf olan siyasi partilere. CHP önce “Yok öyle şey” demesine karşılık tansiyon düşünce “öyle değil ama böyle yaptık” dedi. Biz de maşallah dedik. (!) İYİ Partiye bakınca, Meral Akşener “Vallahi de billahi de” diyerek inkar etti.   Başka bir ilişkinin olmadığının düşünüldüğü o dönemde bu sefer de bir başka İYİ Parti Milletvekili Partisinden istifa etti. Demek ki, ortada bir gerçek var. Lakin, “Ben nerden bileyim” türü cevaplar kıyameti bir güzel ötelenmiş olmuş olduk.

Şimdi gelelim bu değişimin arkasında yer alan gözükmeyen noktalara. Büyük Orta Doğu Projesi rafa mı kalktı? ABD’nin diğer kıtalardaki devletlere benzemezler. ABD, Fransa olmaz, Almanya olmaz, Rusya olmaz, Çin olmaz. ABD o anda hangi ülke ile çıkarları doğrultusunda ne yapacak ise onu yapar. Bazen Müslüman olur. Bazen sosyalistlerle iş tutar. Kimi zaman da Yahudi faktörünün en iyi uygulayıcısı olur. ABD’de kişiler yoktur. Çıkarlar vardır. Türkiye Cumhuriyetinin içine edilmesi talimatı basen iktidara destek verir, bazen de seçtiği siyasi partilerle, Ekrem İmamoğlu ile iş tutar.

Geçen haftalarda Ankara’daki ABD Büyükelçinin İstanbul’a giderek Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile makamında ziyaret eder ve katkı olarak 5 milyon dolar nakit para verir. Bu olayın haberini yorumlayan adam bulamazsınız. İsteseniz de bulamazsınız.

Akıllı olmak ABD’nin hangi perspektifte Türkiye’yi rafa soktuğunu bilmek gerekir. ABD-Türkiye ilişkilerinde Lozan sözleşmesi imzalanırken bu ülkenin de imza ettiğini zanneden devrimci Gazeteciler önce 10 Kasım günü Atatürk’ü kaybettiğimiz günlerdeABD’nin kendi ülkesini temsil ettiğini bilmek gerekir. 10 ABD Eri ve 1 Çavuş.

Beyaz Sarayda birkaç kez kaç dakikada kapıdan kovulup, saatlerce toplantı varmış gibi bekleyip Basına ne türlü yalanlar söylediğinizi unutmayın. Kaldığınız otelde eşyalarınızın lobiye indirildiğini unutmayın.

Milletin şerefini hiç unutmayın. Birbirimizi yemek yaşadığımız açılı yaşamımızı kurtarmaya el verelim. Biz birbirimizi biliriz. Bir arada el vermenin günüdür bu gün.

Son olarak da bir Fenerbahçeli olarak sevgili Beşiktaş ve Galatasaraylı arkadaşlar. Bizim Başkanımız ile üç spor külümüzün Başkanları zoom görüşme yapıyorlar. Bir evladımızın sağlığı ile ilgili milyonlarca dolar bulmayı biliyoruz maşallah. Unutmayın Başkanlar, Corona-19 virüsü insan yakıyor. Bu acı yaşanırken hiçbir şey yokmuş gibi ‘Monşerlik’  yapmayın. Ayıptır. Çok utandım.

 

E.A

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler