1. YAZARLAR

  2. Işın Erenoğlu

  3. Yakın Gelecekte İnsanlığı “Bilgi” Nasıl Yönetecek?
Işın Erenoğlu

Işın Erenoğlu

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Yakın Gelecekte İnsanlığı “Bilgi” Nasıl Yönetecek?

A+A-

 


Her duyduğumuzda biraz daha alıştığımız bir tabir var, artık ‘’Bilgi çağındayız’’ iyi ama bu ne demek? Bilgi insanlık için, nasıl topraktan daha değerli olabilir? Bizi nasıl konforlu yaşatabilir yada mahkum edebilir? Daha ötesi, gelecekte insanlığı, bilgi mi yönetecek? İnsanlığın yapay zeka ile araladığı, geleceğe, yani bilgi çağına hoş geldiniz…

Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU), bu hafta Amazon’un yüz tanıma teknolojisi (Amazon Rekognition) ile ilgili bir rapor yayımladı. Raporunda, ACLU, Amerika Birleşik Devletlerinde, Polis Emniyet Müdürlüğünün bazı birimlerinde de hali hazırda kullanılan Amazon’un yüz tanıma teknolojisini kullanarak, yaptığı testin sonuçlarını açıkladı. ACLU, test için Amazon’un yüz tanıma teknolojisi veri tabanına 25.000 hükümlünün bilgisini yükledi. Şaşırtıcı olan test sonuçlarına göre, Rekognition, 28 Amerikan kongre üyesini, daha önce bir suçtan hüküm giymiş insanlarla, hatalı olarak, eşleştirdi.

Sonuçlar açıklanınca, Amazon’un yüz tanıma teknolojisinin güvenilirliği ve hassasiyeti sorgulanmaya başlandı.

Hatta Rekognition’ın suçlularla hatalı olarak eşleştirdiği 3 kongre üyesi, Amazon’un CEO’su Jeff Bezos’a mektup yazarak, hassasiyet ve ön yargılar bakımından sistemin nasıl test edildiğini ve yüz tanıma teknolojisinin mevcutta nerelerde kullanıldığını sordu.

Amazon ise, bu teknolojinin, kayıp çocukların bulunması ve insan ticaretini engellemek gibi birçok yararlı amaç için kullanıldığını açıkladı.

Peki, böyle bir sisteme neden ihtiyaç duyuluyor derseniz;

İşin temelinde, erişimin imkanlarının kolaylaştığı günümüzde, nüfus artarken, güvenli bir yaşama sahip olmak isteyen insanların var olması yatıyor. Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim. Bir örnekle açıklayalım;

Güvenlik için gözetim altında tutulan önemli noktalara (hava limanları, santraller, hükümet binaları, askeri bölgeler vb.) 10.000 kamera yerleştirildiğini varsayalım. Her birinin görüntüsünü incelemek için, en az 10.000 polis memuruna ihtiyaç duyacağız. Her bir polis memuru da bir kameradan gelen kayıtları kare kare inceliyor olsun. Gerektiğinde memurlardan tek bir kare’de 50 kişiden arananı, ayırt etmesi istenecektir. Tahmin edersiniz ki, bu iş çok güç olduğu için,  zamanla yönetilmez hale gelen sistem, çökmeye mahkum olacaktır.

Bunun önüne geçebilmek için insanlık, fiziki güvenlikle yapılan işleri azaltacak, alternatif çözümler (machine learning gb.) üzerine çalışıyor. Amazon’un Rekognition’ı da buna bir örnek teşkil ediyor. Sistem şu anda yeterince hassas olmasa da, zaman içinde gelişerek yüksek olasılıkla doğru tahminlerde bulunmaya başlayacaktır. Ya da kişinin farklı görüntüleri değişik açılardan alınarak, hata olasılığı daha da düşürülecektir. Nasıl mı? Zanlının koşarak gittiği doğrultudaki diğer kameralardan görüntü alındığını düşünün, veri tabanındaki eşleştiği gerçek suçlu olup olmadığı, daha yüksek olasılıkla belirlenecektir.

Bence buradaki esas vurucu nokta, gelen verilerin, emniyet ve yargı güçlerince nasıl değerlendirdiğinde gizli. Mantıklı ve adil bir yaklaşımla, yüz tanıma teknolojisinin, bir kişiyi bir suçlu ile eşleştirdiğinde, bu uyuşmayı ‘’kesin delil’’ kapsamına almaması gerekir. İnsanların bile ikiz yaratıldığının söylendiği bu dünyada, birinin suçluluğuna karar vermek için kesin delillere ihtiyaç vardır.  Dolayısıyla deliller kesin olmadığı müddetçe, yüz tanıma benzeri sistemler temel değil, destek sistemler olarak kullanılmalıdır.

Peki kesin delilden kasıt nedir derseniz; biraz hayal gücü kullanırsak, gelecekte insanların DNA’sı ile aktif olan bir kimlik bilgi sistemi pekala hayata geçebilir. Bileğimizde taşıdığımız bir çip içinde tüm DNA zincirimiz bize kapıları açabilir yada aksi kapatabilir.

İşte böyle bir sistemde ilgili DNA uyuştuğu zaman ‘’kesin delil’’ olarak kullanılabilir diyebiliriz. Ben çip taktırmam diyebilirsiniz elbette, ama öyle bir dünya düşünün ki, hastaneye, okula, iş yerlerine, havalimanlarına girerken çiplerdeki DNA kodları güvenlik taramasından geçtikten sonra pozitif ise sadece size kapılar açılacak, hatta belki de temel ihtiyaçlarınızı alabileceksiniz. Özetle, Dünya ve yönetim sistemleri değişiyor, entegre olmadan ormandaki tarzan gibi yaşamak ta bir seçenek. Ama o zamanki Dünya sözlüğünde orman’ın karşısında bir açıklama olacak mı, tahmin etmek güç!

Diğer yandan, kesin delillerle yönetilen bir gözetim sistemi altında, güvenlik ve sigorta maliyetleri düşecektir. Fakat burada da, datanın nasıl toplandığı ve kullanım yetkisinin kimde olduğu çok önemli hale geliyor. Çünkü bilgi güvenliği ve mahremiyeti ilkeleri adına, tek elden yönetilen yapay zeka teknolojileri yerine, merkezi olmayan (decentralized) blog chain teknolojilerinin kullanılması gerekecektir. [1]

Bir Blog chain eksikti diyorsanız, datanın bir çok ayrık merkezde tutularak, farklı kişilerin erişebildiği adil ve güvenilir bir sistemin ihtiyacı Blog chain’ı doğurdu. Bu şekilde kara para dahil tüm illegal sistemlerin önüne geçmekte mümkün olacaktır. Ama adil kontrol edilen, düzenli yeni sistemin doğum sancılarından mevcut ekonomi ve ülkeler coğrafyası nasıl etkilenir, tamamen ayrı bir tez konusu!

Buraya kadar yapay zeka ile Dünyada geliştirilen sistemler, açıkları ve gelecek vizyonundan bahsettik, peki mevcutta ülkemizde,Türkiye’de yapay zeka ne durumda?

Öncelikle prensip olarak, yeni nesil yapay zeka, sisteme girdiğiniz verilerin çokluğu ve çeşitliliği ile eğitilerek çalışıyor. Yani ne kadar çok datayı veri tabanına girerseniz, sistem o kadar iyi eğitiliyor ve siz de o kadar hızlı, doğru cevap alıyorsunuz. Bu nedenle ülkemizde bankalar dahil birçok işletmede, kişilerin tanımlanması için kullanılan ses, görüntü, ve retina verisi, daha iyi işleneceği ve daha doğru çalışacağı inancıyla yurtdışındaki veri merkezlerine gönderiliyor. Ve biz bir banka uygulamasını retinamızı taratarak açabiliyoruz.

Oysa Türkiye olarak, kendi veri tabanımızı acilen kuvvetlendirerek, kendi yapay zeka programlarımızla ulusal güvenliğimizi, öz kaynaklarımızla sağlamalıyız. Ancak böyle öz projelerle, gelecekte başkalarına ihtiyaç duymadan, esnek hareket edebileceğimiz günlere uyanabiliriz. Benim sade bir hayatım var, benden sonrakiler düşünsün demek için biraz geç. Yeni sistemler devreye alınıyor... Gelecek, oldukça çetin gelecek! Alın terinin ve öz kaynaklı teknolojik alt yapıların, şans’ın önüne geçeceği bir Dünya’ya hazırlıklı olmamız gerekiyor. Nedense, burada aklıma Oktay Babuna ve gönderilen kan örnekleri geldi.

Sağlıklı bir gelecek için, bugün doğru adım atmak dileğiyle…

Sevgiyle kalın,

Işın Erenoğlu Üstündağ

Ref:[1] Guy Zyskind, Oz Nathan, Alex Pentland, Decentralizing privacy: using blockchain to protect personal data

Önceki ve Sonraki Yazılar