Doğan Satmış

Doğan Satmış

Yazar

TÜRSAB SEÇİMLERİ, 41 TL’YE SU VE ÇIPLAK POZ İÇİN RÜŞVET

A+A-

befunky-collage.jpg

Belçikalı bir manken Marisa Papen, Türkiye’ye gelmiş, çıplak vücudunun üzerine çarşafı çekip, Ayasofya, Kapadokya, Eminönü ve Boğaz’ı dolaşmış, bu arada fırsat buldukça çarşafı sıyırıp, çırılçıplak poz vermiş. Aynı şeyi başka ülkelerde de yapıyormuş. Sonra da bu fotoğrafları yayımlamış.

Savcılar hakkında soruşturma başlatmışlar, belki de tutuklama kararı çıkaracaklarmış çünkü “Hayasızca hareketlerde” bulunmuş.

Aslında yapılacak şey, “Züppelik” deyip geçmek ama bizde öyle olmuyor.

Ancak benim asıl ilgimi çeken nokta, bu manken pozları verip fotoğraf çektirmek için rüşvet verdiğini söylemiş. Bence savcıların asıl bu rüşveti alanı bulmak için harekete geçmesi lazım. Hangi “Hayasız” Ayasofya’da çırılçıplak poz versin diye mankenden rüşvet aldı, soruşturulması gereken nokta bu değil mi?

Bakın TÜRSAB seçimleri yaklaşıyor. TÜRSAB yani Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği ülkenin en büyük sermayesi ve gelir kaynaklarından biri olan turizmin en can alıcı kurumu. Ama öyle tartışmalar yaşanıyor ki, inanamazsınız. Anlatılanlar akıl alır gibi değil.

Mesela Türkiye’deki müzelerde bulunan kafeler TÜRSAB’ın sorumluluğunda. Onlar kiraya veriyor, işlettiriyor. Bir şişe suyu kaça satıyorlarmış tahmin edin: 41 TL

İnanılır gibi değil ama 41 TL’ye, 1.25 lt plastik şişede su. Fotoğrafını da çekmişler. İnternette aramayın diye ben de yazıya ekmiyorum.

Yahu arkadaş, dünya turizminin başkenti Paris’te Champs Elysees Cafe Geogre V’e gitsen, suyu musluktan bedava veriyorlar.  Özellikle istemezsen kimse sana şişede su getirmiyor.  Sadece 2.5 Euro, yani 15-20 TL verip kahveni de suyunu de içip çıkıyorsun. Sen Türkiye’nin bir müzesinin içindeki kafede Allah’ın suyunu bu fiyata nasıl satarsın?

Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy şimdiki TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya’yı seçiminde kendisini desteklemişti. Bakanı’nın Bağlıkaya’yı çağırıp, bu soruyu kendisine yöneltmesi gerekmez mi?

Bir müze kafesinde suyu 41 TL’ye satmak kafe işletmecisinin cebine birkaç kuruş fazladan para koymak dışında neye yarar? Gelen hangi turist, “Kazıklandığı” fark etmez? Eğer biz Türkiye’ye gelen turistlere “Kazıklanma” hissini yaşatırsak, 41 Liraya yani 6 küsur Euro’ya su satarsak, adam Paris’in Cafe George V’inde musluk suyunu içtiğini hatırlamaz mı? Sonra da içinden okkalı küfüler geçmez mi?

Paris’te de Amerika’da da Londra’da da en ünlü müzelerde içme suyu sebilleri var, bedava istediğin kadar iç.

Ne kafelerde suyu 41 TL’ye satarak, ne de gizlice çıplak pozlar verdi diye Avrupalı mankenleri soruşturarak ileri gidebiliriz.

Bunlarla uğraşacağımıza, Belçikalı mankenden rüşvet alanı, bir litre suyu 41 TL’ye satmaya cüret edeni, görevini yapmayanı, işini ihmal edeni, sistemi dejenere etmeye çalışanı bulup etkisiz hale getirmeli, pişman etmeliyiz.

Ve tabi ki bu konuda en büyük görev iyi bir turizmci olduğunu bildiğimiz Sayın Bakan Mehmet Nuri Ersoy’a düşüyor.

Ya Türkiye dünyada iyi bir “Turizm ülkesi” olarak tanınacak, ya da bazı fırsatçılar 41 TL’ye su satmaya devam edecek.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar