Doğan Satmış

Doğan Satmış

Türkiye’de gazeteler çıkmadı, New York Times tarih yazdı

Doğan SATMIŞ

24 Mayıs 2020 özel bir gün olarak hem Dünya Basın Tarihi’ne hem de Türkiye Basın Tarihi’ne geçti. 

Özel bir gün çünkü bu tarihte Türkiye’deki gazeteler yayımlanmadı. 

Aslında Türk gazete tarihi dünyadakilerle karşılaştırılınca çok eski değil. Dünyada 400 yıllık bir geçmişi olmasına rağmen bizde ilk Türkçe gazete en fazla 160 yıl öncesine dayanıyor. İstanbul’da başka dilde ve yabancılar tarafından gazeteler çıkarılmış ama Türkçesi gecikmiş. Bu gecikmenin asıl nedeni de taassup. Tıpkı matbaanın Osmanlılara 300 yıl gecikerek gelmesinde olduğu gibi gazetenin gelmesi de geciktirilmiş.

Yine de 1860’lardan beri gazeteler yayımlanıyordu Türkiye’de. 

Taa ki 24 Mayıs 2020’ye kadar. ‘Sokağa çıkma yasağı’ gerekçesiyle İstanbul merkezli tüm ulusal gazetelerin yayımı üç günlüğüne durduruldu. 1990’lı yılların başına kadar bayramlarda ulusal gazeteler yayımlanmıyordu ama onun yerine gazeteciler cemiyeti gazete hazırlıyordu. Bu kez o da olmadı. Yani insanların en çok eve kapandığı üç gün boyunca kimse gazete göremedi. Ticari açıdan bakılınca pek mantıklı bir hareket değil bu. Fırıncılar evlere ekmek gönderip para kazanırken, pastaneler tepsi tepsi baklava dağıtabilirken gazetelerin bunu yapmaması tuhaf. 

Akla “Mektepler olmayınca maarifi ne güzel idare ederim” diyen Milli Eğitim Bakanı geliyor:

“Gazeteler olmayınca medyayı ne güzel idare ederim.”

*** 

Gelelim 24 Mayıs 2020’nin ikinci önemli olayına. Aynı gün, tesadüf bu ya, gazeteciliğin Kabe’si sayılabilecek

Amerikan New York Times Gazetesi de ilginç bir çalışmaya imza attı. 

Gazete ilk sayfasına, sayıları 100 bini bulmak üzere olan Amerikalı Korona virüs kurbanlarının isimlerini aldı.

Manşette “Amerika ölümleri 100 bin sınırında, hesaplanamaz kayıp” yazılıydı. Sonra da bu sayfayı  nasıl hazırladıklarını anlattılar. Şöyle yazdılar:

“Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Covid-19'un ölüm sayısı 100 bine yaklaşması; korkunç bir kilometre taşıydı. Editörlerimiz bunu tarihe nasıl not düşeriz diye arayışa girdiler. Sayı muazzamdı ve kaybedilen insanların çeşitliliği dehşet vericiydi. Bir sayfaya 100.000 nokta veya çubuk veya figür koymak da bir fikirdi. Ama bu, insanların kim olduğu, yaşadıkları hayatlar, ne olduğu hakkında çok fazla şey söylemeyecekti. Oysa bu kayıp ülke olarak bizim için bir anlam ifade ediyordu. Böylece, ülke çapında irili ufaklı gazetelerden Covid-19 kurbanlarının ölüm ilanlarını tarayıp, onlardan canlı pasajlar çıkarma fikri ortaya çıktı. İlanlar tarandı. Gazetemizde aylardır korona virüs pandemisi sayfalar dolusu anlatılıyordu. Ancak grafik editör yardımcısı ve arkadaşları şu görüşteydi:

“Evet haberler yayımlanıyor ama hem bizde hem de okurlarımızda çok fazla haberden dolayı bir yorgunluk oluştu. Oysa şimdi bir dönüm noktasına yaklaşmıştık. 100 bin sayısını hesaba katarak farklı bir şey yapmalıydık. Yaşadıklarımızın bedelini anlamak ve insanların 100 yıl sonra bile geriye bırakabilecekleri bir şey yapmalıydık. İki fikir öne çıktı: Ya Covid-19'a hayatını kaybedenlerin yüzlerce fotoğraftan oluşan bir tablo ya da “her tür” bir kavram. Kısaca tüm sayfayı kaplayacaktı yapacağımız. Sonuçta 100 bin ismi yan yana sıralamakta karar kıldık. Bu gazetemizin 1800’li yıllardaki baskılarına da benzeyecekti. Gazetemiz son 40 yılda görüntü olmadan hiç çıkmamıştı. Bu kesinlikle modern zamanlarda bir ilk oldu.”

nyt-front-page-05-24-20-superjumbo-v2.jpg

Gazetenin kapağına bakılınca gerçekten bir ilki gerçekleştirdiklerini söylemek mümkün. Sosyal medyada Amerikalılar, bu kapakla, ABD Başkanı Trump’un aynı günlerde çekilmiş golf oynama fotoğraflarını birlikte yayımlıyorlar.

Kısaca 24 Mayıs 2020 Türk ve Dünya Basın Tarihi için bir dönüm noktasıydı, ikisi de tarihe geçti.

Tıpkı Shakespeare’in sözündeki gibi.

‘Olmak veya olmamak.’

Ya da

‘Gazete çıkarmak veya çıkarmamak.’
 

Önceki ve Sonraki Yazılar