Cüneyt Şaşmaz

Cüneyt Şaşmaz

Yazar

TÜRKİYE için nasıl bir CUMHURBAŞKANI/2

A+A-
İyi mekteplerde okuyanların temel hastalığı, yukarıdan "Takdir" görme, onaylanma, alkışlanma tutkusu değil midir?!
"Kırmızı kurdele" takıntısı!?
 
Cevap’ını arayan sorular ortada:
Erdoğan, Feyzioğlu’nun iddia ettiği kadar diktatör ise neden elini sıkıyor?!
Erdoğan’ı Yüce Divan’a gönderecek adam, ne diye 30 takla atıp döner dolaşır RTE’nin elini sıkar!
Sözün, eylemin bir olması gerekmez mi?!
Bilişsel çelişki!?
(Yoksa ben sadece demokratik hakkımı kullandım, lütfen bana zarar verme mesajı mı?!)
Erdoğan’ın yanlış olması seni doğru kılacak ise seni farklı kılan özellik nedir, denenmemiş olmak mı?!
Kolej, üniversite diplomalı olmak mı?!
AKP’ye muhalif olmak mı?!
Ceza hukukçusu olmak mı?!
 
AKP’yi cezalandırırken, ki o soru işareti, bu işi Erdoğan ve birkaç isim üzerinden kapatmak istiyorlar; devlet’i kim idare edecek, o kapasite var mı?!
 
Yani?!
 
Medeni insanlar el sıkışır diyemezsiniz, çünkü Erdoğan diktatör!
Sav bu!
Eğer bir adama diktatör diyorsanız, hem elini sıkıp hem de kolejli talebeler gibi nutuk attıramazsınız!
 
Erdoğan’ı Saddam’laştıranların ulaşmaya çalıştıkları bir hedef var!
Laik Türkiye’yi yıkmak!
İran!
Barzanistan!
Neo Sevr?!
Vb.
 
Nutuk atmakla, hukuk dersi vermekle, bu düğüm’ler çözülür mü?!
 
Feyzioğlu için ne demişsem geçmişte Aydın Menderes için de benzerini dedim:
Devşirme, sülaleden gelme aday olmaz!
 
Bir adam iyi nutuk atıyor diye Cumhurbaşkanı adayı yapıldığı nerede görülmüş!?
 
RTE’yi keşfedenler, kitlelere iyi nüfuz ediyor diye seçtiler, Gülen için de aynı şey geçerli değil mi?!
 
Liyakat sahibi olmadan makam sahibi yapılmaya çalışılan her kimse, onu oraya teklif edenin bazı saklı düşünceleri olmalı değil mi?!
Kendi piyonu, kuklası olarak kullanmak gibi!
 
28 Şubat’çılar’ın hali ortada!
Erbakan’ı yıkmaya gittiler, üzerlerine Çiller’i yapıştırdılar, üstüne üstlük bir de Erbakan’ın talebelerinin (Gül, RTE, Arınç, Şener, Gökçek vb) ağırlığını taşıttılar!
 
Yani?!
 
28 Şubat’çıların AKP’yi ne kadar kullandıkları ortada!
Neydi o Eşek ile Aslan arasındaki cinsi münasebette tekrarlanan nakarat, "başımı bir çevirebilsem" miydi?!
Yani?!
Aynı şeyleri tekrar ederek farklı sonuçlar elde etmek mümkün değil!
Yani?!
Burada anlaşılması gereken husus şu:
Kimse ulusalcılara "yeni cumhurbaşkanını siz seçeceksiniz" demiyor, bilakis yeni bir hata yapıp elimizi kuvvetlendirir misiniz, diye gaz veriyor.
 
Nüans?!
 
Sağlamasını yapalım!
Velev ki, her şey hayallediğiniz gibi gitti.
Feyzioğlu, İmamoğlu ve/veya bir başka isim Beştepe'de!
İlk çatışmada ipler kimin eline geçer!
İstese dahi istifa edebilir mi, misal Gül denedi olmadı!
İzin vermediler!
Gül’den farklı olduğu yön/yan ne ki, Gül, Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı yaptığı halde altından kalkamadı!
 
Sözün özü:
"O olmasın da kim olursa olsun" denilerek Cumhurbaşkanı seçilmez!
O hatayı AKP gelirken Ecevit yaptı, sonra da ne Ecevit hayrını gördü ne de Laik Türkiye!
 
2007′de yine benzer şeyler yaşandı!
"Hilmi Özkök Cumhurbaşkanı olmasın da kim olursa olsun" denildi, uzlaşmadan 28 Şubatçılar’ın katkısı, Bahçeli’nin ipi ile Abdullah Gül, Çankaya’ya tırmandırıldı!
"TSK sanık, PKK tanık oldu", sonra hükmün pazarlığı yapıldı.
Gül & 28 Şubat & Gülen sarmalı!
 
Netice:
Türkiye üç parça!
Siyasal Kürt, Siyasal Muhafazakar, Siyasal Laik!?
 
Bebek’e, Alsancak’a, Tunalı Hilmi’ye "Laik Muhtar" aramıyoruz!
Türkiye’nin hali ortada!
Ekonomik olarak çökmüş!
Hazine boş!
İran giyotini?!
Ulusal güvenlik!
Enerji bazlı güvenlik!
Hikaye bu!
 
O zaman soru ortada:
Zaman zaman ulusalcı cenahtan seslendirilen değişik isimlerin bu sorunları çözebileceğinden emin misiniz!?
 
İlker Başbuğ, daha adı ortada yokken, "bu konu beni aşar" derken, sizce görevden kaçıyor mu yoksa haddini mi bildiğini ifade ediyor!
 
Cahil cesareti Erdoğan’da vardı, hali ortada!
 
"Kimi Beştepe’ye çıkartsak!?" sorusundan önce sorulması gereken soru şu olmalı:
Kim çıkarsa üç Türkiye’yi birleştirir, iç savaşı durdurur, İran savaşını önler, ekominin ihtiyacı olan nakiti bulur, kor’düğümü çözer?!
Ya da kim çıkarsa Türkiye’yi ayrıştırır, hızla parçalanmanın eşiğine getirir!
 
Yani?!
 
Feyzioğlu ve İmamoğlu’nu teklif edenlerin elindeki senaryoda, sert ulusalcı söylem üzerinden siyasal Kürt ayrışması var!
 
Siyasal muhafazakarlar’ın yarım bıraktığı işi ulusalcı cenah’a bu kafa ile tamamlatırlar mı tamamlatamazlar mı?!
28 Şubat performansı ortada!
AKP iktidarında kazan & kazan oynayanlar ortada!
 
Büyük resim’i görmeden ortaya atılan her fikir, aç tavuk kendini saman ambarında hissedermiş duygusundan öteye geçmez!
İlla ki, bir aday seslendirmek istiyorsanız, açın kataloğu, tek tek tarayın Silivri’de yatanlar içinde o isimlerden çok var!
Teklif ettikleriniz hayır diyor iseler, bilin ki, sizin bilmediğiniz çok şeyleri biliyorlar!
 
Her insan çevresi ile tutsaktır!
"Duyguları maksimize" etmemek şart!
Çevre temizliği yapmadan bakış da değişmez, yeni çözüm alternatifleri de gelişmez!
Sen ağa ben ağa inekleri kim sağa!
Sorun çözmek ayrı bir metodoloji!
 
Kıyamet ortamında, Cumhurbaşkanlığı gibi bir makama çıkacak isme dair değerlendirmeler, anlık heyecan, görsel zeka ürünü medyatik gazlamalar ile yapılmaz, yapılamaz.
 
Hem lafa geldin mi Atatürk diyeceksin, 2 bin yıllık devlet geleneğinden bahsedeceksin sonra da konuyla hiçbir alakası olmayan bir ceza hukukçusunu, yine bir belediye başkanını vb isimleri  MİT’in gazlaması ile Beştepe’ye teklif edeceksin!
 
Bana inanmadığım şeyleri tekrarlatamazsınız, burada yol’lar çok hızlı ayrışır!
İlla ki, bir isim seslendirmek zorunda iseniz Beştepe'ye liyakat sahibi Silivri’den geçen isimler dışında isim teklif edemezsiniz!
 
Siz ya racon nedir bilmiyorsunuz ya da bu hikayeleri unutmuşsunuz!
Önemli olan o ismin seçilmesi değil, niyetini, tarafını, bakışını ortaya koymak!
 
Başbuğ istemese de siz teklif edersiniz, o ismin arkasında durursunuz!
O isim de size zamanı gelince kendisi olmaz ise kimin olacağını işaret eder!
 
Kaldı ki, 2023′te Cumhurbaşkanı’nın kolay seçileceğini ya da seçilebileceğini kim söyledi!
 
Amaç Çiçek’in Cumhurbaşkanlığı sürecinde ulusalcı bir dekor arayışı üzerinden insan zekası ile alay etmek ise?!
 
Demem o ki:
Üç Türkiye var ve üç Türkiye de kendi cumhurbaşkanı adayını seslendirir ise bu topraklarda üç ayrı cumhuriyet kurulur, o zaman herkes kendi muhtariyetinde istediği ismi muhtar seçer!
Sorunu anlamayı reddettiğiniz sürece kaos daha da derinleşir, çözüm çıkmaz!
Bu kadar net!
 
Ezcümle:
"Senin kendi yolun vardır, benim kendi yolum.
Doğru yola, haklı yola, tek yola gelince, öylesi yoktur."
Friedrich Nietzsche
 
Ve…
Son olarak…
Trump başta olmak üzere Macron, Gül, Gülen, RTE vb isimlere sormak farz oldu:
Atatürk’ün ayakkabı numarası kaçtı?!
Neo Atatürk’ün tabanları kaç numara?!
 
Sözün özü:
O tabanların kaç numara olduğunu bilmeden yeni süreç’i anlamak mümkün mü?!
 
Netice:
Her kim ne ekti ise onu biçecek.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum