1. YAZARLAR

  2. Mehmet Atalay

  3. Taraftar Baskıyla Terbiye Edilemez
Mehmet Atalay

Mehmet Atalay

Yazarın Tüm Yazıları >

Taraftar Baskıyla Terbiye Edilemez

A+A-

Demokrasilerde doğaldır tepki vermek, öğrenciler, öğretim üyeleri,  işçi, işveren ve memur sendikaları, sanatçılar, gazeteci, yazar ve şairler, meslek grupları ve daha niceleri...

En önemlisi de özelde futbol, genelde spor seyircisi... Biz, dünyanın en dinamik yapısını, spor seyircisini ele alacağız bugün...

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, BİR ZAMANLAR YASAKLIYKEN

Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yken de hep dışlanan bir siyasetçiydi... Ancak, özellikle spor kimliği ve spor camiasına verdiği desteklerle, spor camiasındaki sempatisi çok yüksekti. Gittiğimiz her maçta, futbol, basketbol veya renk farketmez, alkışlanırdı...

Sonra bir şiir okudu diye görevden alındı. Bununla da kalmadı, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan hapse atıldı...

Pınarhisar’dan terhis olunca da, her yerde izlenen, dışlanan, bütün kapıları kapanan, sakıncalı bir piyade ilan edildi...

Protokollerde, DHMİ’nin VİP’lerinde hep güçlük çıkarılıyor, direkt Ankara’dan gelen talimatları, vali, emniyet müdürü ve bürokrasi acımasızca, hatta rencide edercesine uyguluyordu...

Bir tek spor kulüpleri, biraz daha bağımsız hareket ediyor, Başkan Erdoğan’a ellerinden geldiğince samimi davranıyordu...

Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor ile Efes Pilsen, Ülker kulüpleri, bazı federasyonlar, vefa gösterisi yapıyordu...

Bizim belediyede istihdam ettiğimiz sporcuların madalya törenlerinde Erdoğan’a teşekkür etmeleri veya fotoğraf çektirmeleri bile soruşturma konusu yapılıyor, müfettişlik oluyordu...

Tabii bir de sanat dünyası, Mehmet Gezegen’in olağanüstü çabalarıyla ve birlikte yaptığımız 20-30 büyük sanatçılı konserlerde, yüzbinlerin toplandığı alanlarda çok yüksek bir sesle Erdoğan, asla yalnız bırakılmadı...

DÖRT BÜYÜKLER VE BAZI FEDERASYONLAR

UEFA Şampiyonu Galatasaray Başkanı Faruk Süren, vali başkanlığındaki GSGM bürokrasisinin Şeref Tribünü’ndeki nezaketsizliklerini görünce, büyük bir cesaret örneği göstererek kendi ailesi ve misafirleriyle maç izlediği başkanlık locasını,  kullansın diye Erdoğan’a tahsis etti.

Aziz Yıldırım’ın başkan olduğu Fenerbahçe’de Merhum Şadan Kalkavan, kendi koltuğunu Erdoğan’ın hizmetine sunmuş, Beşiktaş’ın efsane Başkanı Süleyman Seba, nezaketten hiç kopmamıştı. Trabzonspor Kulübü ise Faruk Özak başkanlığında, görevini en iyi yapanlardandı...

Efes Pilsen Başkanı, o günkü TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan, çok iyi bir misafirperverdi, Ülker Başkanı Orhan Özokur ve ekibi de... Daha pek çok kulüp ile, Güreş, Atletizm, Karate, Bisiklet federasyon başkan ve yönetimleri de bu sınavı verenlerdendi...

Hatta bazı federasyonlar ve sporcular, soruşturma bile geçirmişti...

BÜTÜN TARAFTARLARDA “ERDOĞAN” SLOGANLARI

Tabii ki tartışmasız en hesapsız, en samimi, en coşkulu destek, hep taraftarlardan geliyor, stattlar, salonlarda Başkan’a destek pankartları asılıyor “Erdoğan” sloganlarıyla inliyordu...

İşte, o günkü hükumet, taraftar psikolojisine çare üretemiyordu... Cezalı Başkan, bazan müsabakaları seyircilerle birlikte izliyor, taraftar yanlarına çağırıyor ve sahip çıkıyordu, bu da yasakçıları çıldırtıyordu...

Böylece siyasi yasaklı olan, her türlü hakkı elinden alınan, kapalı kapılar dışında toplantı yapamayan, kalabalıklara hitap etme fırsatı bulamayan Erdoğan sevgisi, spor seyircisi sayesinde bütün Türkiye’ye dalga dalga yayılmakla kalmıyor, yüksek sesle haykırılıyordu...

Görevden alarak, mağdur ederek, yasaklayarak yoketmeye çalıştıkları Erdoğan,  geleceğin lideri olma yolunda, özellikle de spor seyircisinin omuzlarında yarınlara koşuyordu...

SPOR, DIŞ POLİTİKADA DA ÇOK ETKİLİ

Bugün Cristiano Ronaldo’nun tek başına İsrail zülmünü sarsan, Filistin dramını dünyaya maleden çıkışlarını, bütün Arap ülkeleri birarada yapamıyor...

Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgaline en büyük darbe, 1980 Moskova Olimpiyatları’nı boykot eden spor dünyası olmuştu...

1992’de Bosna Katliamı’na en büyük tepki de futboldan gelmiş,Yeni Yugoslavya, yani Sırbistan, Avrupa Futbol Şampiyonası finallerinden ihraç edilmişti...

ABD’deki ırk ayrımını protesto eden Muhammet Ali’nin madalyasını göle atması, Vietnam işgaline karşı çıkıp bayrak açması da, ülkesinin yüzüne çarpması, bütün dünyada büyük yankı uyandırmıştı...

Yani sporun gücü, küçümsenmeyecek kadar büyüktür ve her türlü haksızlık, hukuksuzluk ve sosyal dramlarla mücadelenin en etkin alanıdır...

GEZİ OLAYLARINDA SEYİRCİ FAKTÖRÜ

Gezi Parkı’nda ağaçların kesilmesini protesto için başlayan ama sonra tamamen farklı bir amaca sürüklenerek Hükumet’i devirmeyi hedefleyen gezi olaylarında, bazı taraftar gruplarının katılması gerekçe gösterilerek, bütün futbol seyircisinin zan altında bırakılması, çok yanlış bir politika oldu.

Sanki bütün taraftarlar suçluymuş gibi davranan o günkü Gençlik ve Spor Bakanı’nın açıklamaları, bunun bütün her yere yayılmasına sebep oldu ve uzun süre kontrol altına alınamaz hale getirdi...

Sezon boyunca “Her Yer Taksim, Her Yer Direniş” sloganları, her yerde kulaklarda çınladı...Çok basit bir şekilde daraltılabilecek bir alan, işbilmezler yüzünden, en önlenemez sorunlardan biri haline gelmişti...

EKREM İMAMOĞLU SLOGANLARI

Önce mazbatanın gecikmesiyle

Mazbatayı ver, mazbatayı ver,

İmamoğlu’na, mazbatayı ver”

sloganları atıldı... Sonra da YSK kararıyla başkanlığı iptal edilince mağduriyet oluştuğuna inanan taraftarın bu sefer de yeni sloganlarla İmamoğlu’na destek olmasını getirdi.

Her Şey Çok Güzel Olacak” ifadesi, artık her taraftan duyulmaya başladı. Bunda da, tıpkı Erdoğan’da olduğu gibi spor taraftarı ile sanat dünyası başı çekmektedir...

Tıpkı 90’ların sonu, 2000’lerin başındaki gibi, Başkan Erdoğan’a sahip çıkan kitleler, bu sefer de İmamoğlu’nu koruma altına aldı...

YASAKLAR BİR İŞE YARAMAZ

Tıpkı Recep Tayyip Erdoğan lehine yapılan tezahüratlar, sevgi gösterileri ve sanatçı destekleri yasaklanarak başa çıkılamadıysa, büyüttükçe büyüttüyse, bugün de İmamoğlu lehine atılan sloganları yasaklamak da bir işe yaramayacaktır...

Kulüplerin tehdit edilmesinden de bir sonuç alınamaz. Çünkü taraftar psikolojisini iyi okumak lazım, onlar telkinlere kulak verebilir ama asla baskıya boyun eğmez, yani kendi yönetimlerini de dinlemez...

2003’te şampiyonluğun en büyük adayı iki takım, Gençlerbirliği-Beşiktaş’ın Ankara’da maçı vardı... Rahmetli İlhan Cavcav aleyhindeki olumsuz tezahürat yapan Kartal taraftarını susturması için ricacı olduğumuz Başkan Serdar Bilgili, “Ne yazık ki gücüm yetmez, bu taraftar beni dinlemez” demişti...

Benzeri şikayeti Galatasaray’ın ve Kulüpler Birliği’nin Başkanı Merhum Özhan Canaydın ve pek çok kulüp başkanından da duymuştum...

Haklılıklarına da pek çok olayda şahit olmuştum... Yeri geldi, kendi başkan ve yönetimlerini istifa ettirdiler, başkan ve hocaların kellesini aldılar, çünkü kendilerini,  kulübün sahibi görüyor ve bu içgüdüyle davranıyorlar...

Tehdide asla boyun eğmiyorlar, yasaklardan korkmuyorlar ve asla baskıdan hazzetmiyorlar...

Çoğu,  toplumda alt gelir sınıfına mensup insanlar, asgari ücrete talim ediyorlar, içlerinde madde bağımlılığı olanlar da var, varoşlardan gelenlerle elele veriyorlar ve birlikte kendilerini çok güçlü görüyorlar... Kaybedecek bir şeyleri de olmadığı için hiç kimseden ve hiç bir şeyden korkmuyorlar...
 
Özellikle bu grupların dinamik yapısını oluşturduğu taraftar grupları, bütün seyirciyi yönlendiriyor, kendileri gibi, mağdur gördüklerinden yana tavır alıyorlar...

Tıpkı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a o gün sahip çıkarken, yasaklara aldırmadıkları gibi, aynen Merhum Necmettin Erbakan’a destek olurken 28 Şubatçılar’dan çekinmedikleri gibi...

Vatan, millet, ezan bayrak” denince canlarını verirler, sosyal sorumluluk projelerine destek verirler ve değerlerine sahip çıkarlar...

Tek yol, onları ikna etmek, eğitmek ve onların vicdanının kabul edebileceği gerekçeleri sunmak... Aksi boşa kürek çekmek olur...

Bu sebeple de bugün de İmamoğlu lehindeki tezahüratları yasaklayarak veya kulüp yöneticilerini tehdit ederek çözmek mümkün değil. Büyüttükçe büyür kahramanlaştırdıkça kahramanlaşır...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.