Nevzat Bingöl

Nevzat Bingöl

SURİYE FEDERASYONU YAKINIMIZDA

A+A-

Suriye’nin İdlip kentine yönelik saldırılar bir süreliğine durmuşken, Türkiye’nin olası operasyonu nedeniyle gündem kuzey batı Suriye üzerine yoğunlaştı. Suriye sınırı boyunca askeri yığınak yapan Türkiye; “güvenli bölge konusunda istediğimizi alamazsak Suriye’nin kuzey doğusuna/Fırat’ın doğusuna operasyon yaparız” diyor. 

Türkiye’nin ABD’ye şartlarından olan YPG/DSG güçlerinin sınırdan ağır silahlarıyla birlikte geri çekilmesi gerçekleştirildi, bu güçlerin yerine yerel meclis silahlı güçleri konuşlandı. Aslında üniforma renk değişimi dışında değişen pek de bir şey olmadı. Dış işleri ve Sayın Erdoğan’ın danışmanları dış politika, özellikle de Suriye konusunda yanlışlar yapmaya devam ediyor, adeta “karşı tarafın tezlerinin bir an önce hayata geçmesini sağlıyor” gibi politikalar yürütülüyor. Türkiye’nin dış politikada bu kadar yetersiz kalacağına ihtimal vermek istemiyorum, diğerleri gibi “herhalde vardır bir bildikleri” diyerek geçiştiriyorum.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan BM toplantısı öncesinde yapacağı Trump görüşmesinde elini güçlendirmek için olası operasyon için tüm hazırlıkların tamamlandığını, sınır bölgelerinde görev yapan doktor ve sağlık personelin izinlerini kaldırıldığı ve operasyon için Trump görüşmesinin beklendiği havasının estiği bir dönemde New York’a gitti. Ancak bu saatte kadar hala Trump-Erdoğan görüşmesi gerçekleşmiş değil. Türkiye’nin “belirlenmiş bir Cep’e girme” dışında, Fırat’ın doğusuna ekonomik, siyasal, uluslararası hukuk ve benzeri birçok dezavantajı nedeniyle oluşabilecek riskler açısından geniş çaplı bir operasyon pek olası görünmüyor.  “Ayşe tatile çıksın” sözünü bekleyenler beklemeye devam edecekler gibi görünüyor. Ülkeler dış politikalarında atacağı adamlar konusunda, karşı hamleleri de hesap edip ona göre davranmalıdır. Ancak bu ilkeyi dış politikamızda görmek pek nasip olmadı. Düşmanlıklar üzerine oluşturulmuş dış politikanın başarılı olma şansı yoktur. Kamuoyunda reel politik dış siyasetten çok duygusal dış siyaset yürütülüyor izlenimi var. 

Türkiye’nin Suriye politikaları konusunda son dönemlerdeki en önemli yanılgılarından/yanlışlarından biri de, oluşturulan “Suriye anayasa yazım komitesi” konusunda olmuştur.  150 kişilik Suriye anayasasını hazırlama komitesi isim listesine, Türkiye’nin de baskısıyla PYD’ye yakın kimse alınmadı. Bu durumda Suriye devletinden dışlanmış olan PYD’nin, kuzeyde kendi bölgesini oluşturma ve bu bölgeye bir anayasa hazırlama yolu açılmış oldu. Önümüzdeki günlerde böyle bir girişim başlayabilir. Bu girişim uluslararası kamuoyunda olumlu karşılanabilir. Suriye topraklarının 1/3’ünü elinde tutan, “İŞİD’i yenilgiye uğratmış” yaklaşık 150 bin kişilik bir silahlı gücü elinde bulunduran yapının dışlanması/yok sayılması kabul edilmeyecektir. 

Suriye’deki birçok etnik yapıyı şeklen de olsa içinde bulunduran Demokratik Suriye güçlerinin oluşturduğu yapıda; Kürt, Arap, Asuri, Türkmen ve Çerkezler bulunmaktadır. Bu yapı “Suriye halklarını biz temsil ediyoruz, federal Suriye kuruluncaya kadar kurtarılmış bölge Kamışlı’da çalışmalarımıza devam edeceğiz” açıklamaları, dünya kamuoyunda Saddam dönemi Irak’ta kurtarılmış kent Erbil’deki “Irak muhalifleri konseyi” benzeri bir yapıya gösterilen kabul gibi değer verilebilir, kabul edilebilir. Bu durumda, olayların başladığı günden bu yana “Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız” tezimiz çürümüş olmaz mı?

Bölgeyle ilgili yazıp çizen analistlere göre, Irak Kürt bölgesi ve Kerkük konusunda düştüğümüz yanlışlara bir kez daha düşüyoruz gibi bir algı var. Siyasal, sosyal, ekonomik ve en önemlisi etnik yapı olarak çok yakınımız olan Kerkük’ü İran’ın yönlendirmesiyle kendimize gerçekten de ırak ettik, Şimdi yine aynı İran sahnede ve biz düşman kazanmaya/kaybetmeye devam mı edeceğiz?

Türkiye’nin bir an önce yanlış Suriye politikalarından vazgeçmelidir. Duygusal ve düşmanlaştırmaya dayalı dış politikadan vazgeçerek kendi çıkarlarını öne çıkaran politikalara dönmelidir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum