Bestami Bozkurt

Bestami Bozkurt

Yazar

SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI VE TOPLUMUMUZ

A+A-

Sokağa çıkma yasağı, koronavirüsün kuluçka süreciyle pik yapma durumundaki tehlikeyi asgari düzeyde tutma gayreti olarak oldukça manidar zamanlamaydı.

 

Havalar güzel.

 

Günlerdir evde kal! çağrılarına uyan milletimiz… Havaların da bozuk gitmesiyle evlerde kalındı handiyse.

 

Ancak bizim toplumumuz çabuk sıkılır.

 

Zannedersin, bu bir oyun…

 

Hafta sonu şöyle bir boğaz turu atalım, güneşli havanın tadını çıkaralımcılarla çarşının durumunu merak edenlerin doluştuğu meydanlar virüsün bulaşma oranını maksimuma çıkarabilecekti.

 

Ancak doğru bir zamanlamayla sadece hafta sonunu kapsayan bir sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

 

Aman Allah’ım!

 

O da ne?

 

Çarşı birden hareketlendi, sosyal mesafe unutuldu, marketler kapış kapış stokçularla doldu.

 

İnsanlar sanki günlerce aylarca evden dışarı çıkamayacaklar.

 

Arkadaşlar, zorunlu hallerde fırınlar, eczaneler vb. acil gerekli yerler açık…

 

Onun haricinde yoğurdun bittiyse git al, marketten 2 gün boyunca olmazsa olmaz ihtiyacını gider.

 

Çuvallarla un taşımak, market reyonlarını yağmalayıp aylık stok yapmak da neyin nesi?

 

Büyük ihtimalle hafta içi marketler, manavlar, vb. açılacak ve sokağa çıkma yasağı kısmi olarak kaldırılacak…

 

O yüzden market, manav talan etmenin alemi yok!

 

Pazartesi’den sonra kısmi sokağa çıkma olarak devam etmeli…

 

Yani güvenlik güçleri çarşılarda keyfi kalabalık yapanları ve işi gücü olmayıp da sokakta gezinenleri uyarıp evlerine göndermeli. Müdahale edilmeli.

 

Bu sürecin ne zamana kadar devam edeceğini bilemediğimiz için gerçekten zor ve kasvetli…

 

Üretimin bitmemesi lazım.

 

Tüketim hiç bitmeyen bir olgu olduğu için tüketime de üretime de ara verilemez.

 

Canımızı dişimize takıp bu zorlu süreci bir an evvel bitirmek ne kadar özverili çalışacağımızla yakından ilgili…

 

Çarşıda, pazarda durumlar hala istenildiği gibi olmadı, olamıyor.

 

Sosyal mesafe kuralı neden yok sayılıyor?

 

Arkadaşlar!

 

Bugün vefat eden 96 kişinin yakınları haricinde bizler için tamamen basit birer istatistik bilgisi gibi gelebilir.

 

Sayın Sağlık Bakanı Koca’nın açıkladığı bilgiler istatistik dersi gibi gelebilir.

 

Ancak sadece bugün 96 kişi solunum yetmezliğinden, nefes alamadığından, boğularak belki çok zorlu bir şekilde hayatlarını kaybettiler. Allah rahmet eylesin! Sapasağlam insanlar belki de evladından veya virüsün varlığına inanmayan bir genç tarafından bulaştırıldı ve çok zorlanarak hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerin eşi, çoluk çocuğu hariç onları kimse anlayamaz.

 

4 binleri geçen yeni vaka sayıları ile 30 bini geçen test sayısı arasındaki oranları düşünürsek eğrinin pik noktasına yaklaştığını ve bundan sonra kontrol altına alındığını anlayabiliriz.

 

İyileşen hastaların sayısındaki artış da bu olumsallığı destekliyor.

 

Canla başla çalışan sağlık ordusu inşallah bu belayı en kestirmeden bitirecektir.

 

Ancak aziz millet!

 

Çocukça hareketleri bir kenara bırakıp meraklarımızı dışarıdan içeri alıp evde kalarak bu zorlu savaşta sağlık ordusuna “hasta olmayarak” yardımcı olabiliriz.

 

Tüm sağlık çalışanlarına, emekçilerine minnettarız.

 

Zaten sağlık ordusu çalışıyor, deyip günlük paylaşılan istatistikteki iyimserlikle rehavete kapılmak çok tehlikeli bir süreci getirir.

 

Teması kes, evde kal, hayatta kal!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.