SİYASETE ANAYASA AŞISI

Türk siyasetinin yenilik arayışı , 20 yıldır  ‘AK Parti iktidarlı ‘ uygulamalar ve Tayyip Erdoğan imzalı senaryo ve savaşları ile gerçekleşiyor.

Bunun adı bazen darbelerle mücadele, bazen açılan davalar ile, bazen özgürlükler için , bazen başörtüsü, bazen inançlar için yapılan mücadeleler ….oldu.

‘Erdoğan değilse kim? ‘ sorusunun cevabını bulamayan seçmen ise,  günün sonunda sandıkta;  bazen istikrar, bazen kötünün iyisi, bazen alışkanlık, bazen de, ‘ iyi yönetiyorlar’ deyip, çoğu zaman da , ülkenin iktidar değil muhalefet sorunu olduğuna inanarak 20 yıllık süreç tamamlandı.

Tayyip Erdoğan’ın da dediği gibi, uzun iktidar dönemi,  iktidar partisinin kadrolarında bazen metal yorgunluğu, bazen güç sarhoşluğu, şimdilerde ise kendisini iktidara taşıyan nedenlerin gitme sebeplerine dönüştüğü bir sürece evrildi

Öyle ki; 2002’deki yoksulluk, yolsuzluk, yasaklar olarak belirlenen ve 3Y olarak adlandırılan  AK Parti’nin var olma sebepleri , bugün en büyük üç sorunu olarak karşısında duruyor.

Elbette dünyanın ve bölgedeki projelerin dayatması karşısında alınan tedbirler gereği, -terörizm ve milli olma noktasının çok önemli olduğu zamanlarda olduğumuzu kabul etmekle birlikte-; mücadelede anlatım dili ve yöntemlerin asıl siyaset olduğunu unutan siyaset kurumunun,  bugün gelinen noktada nasıl çaresiz kaldığını da görmemek imkansız.

O nedenle olsa gerek ki,  bugün toplum hem ‘terörist’ tanımında, hem de ‘devlet sırrı’ ve ‘milli olmak’ noktasında ortak tanım yapmakta zorlanıyor.

Bir tarafın terörist dediği, diğer taraf için tam vatansever…

Oysa ki bu kavramlar, tanımlarının net ve tek olması gereken en önemli birkaç kavram.

Bu karmaşa ve herkesin kavramları farklı yorumladığı atmosferde de,  hak aramak ya da haklılığı ortaya koymaktan  yola çıkıldığından,  en büyük sorun adalet olarak karşımıza çıkıyor.

Karmaşık geliyor değil mi?

Ama en basitinden söylemek gerekirse , son zamanda hemen hemen bütün siyasetçilerin çok kullandığı gibi bir anlatımla söylemek gerekirse; her alanda at izi it izine karışmış durumda!

Hastalıklı bir durum yani.

Eee tüm dünya pandemi ile karşı karşıyayken,  siyaset kurumunun da pandemisi olamaz mı? Olur elbette.

Bugün , ‘Türk siyaseti, siyasileri ve partileri için de pandemi yaşıyor’  demek yanlış olmaz.

İşte bu nedenle olacak ki;  mevcut partilerden yeni partiler çıkıyor. Muhalefet sorunun sandıkla, yani seçimle çözümünü istiyor. Yeni sistemin dayattığı yüzde elli artı bir mecburiyeti , herkesi dün olmaz dediği ittifaklara mecbur kılıyor. Herkes önünde açılan iki yoldan birinden gitmek zorunda…Sistem bir üçüncü yolun açılmasına izin vermediği için de herkes kendi çaresizliğinde çare üretirken çaresiz…

Öyle ki;  20 yıldır iktidarda -hem de tek başına iktidarda- olan parti ; yenilik diyor, adalet diyor, yeniden demokrasi, yeniden özgürlük…diyerek mevcut durumdan şikayet ediyor.

Muhalefet ise daha fazla kitlelere ulaşmanın yolunu ararken;  terör iltisaklı yapılardan olmadığını anlatma mücadelesi veriyor. Özgürlük, adalet istiyor.

Bu arada yeni sistemle;  eskinin yıkıldığı yerine yeninin inşaa edilemediğinden,  el yordamıyla gerçekleşen yönetme şekline akıl sır ermiyor.

İşte tam da bu noktada,  zorluğu gören ve 20 yıldır ülkeyi tek başına yöneten Recep Tayyip Erdoğan,  herkesi yeni ve sivil anayasa yapmaya davet ediveriyor.

Ve bugünün en önemli sorununun Anayasa olduğunu ilan ediyor.

Dünyanın ve ülkemizin bir salgınla mücadele ettiği, işsizlik ve mutfakta yangını yaşayan onlarca ailenin yarına aç kalmama mücadelesi verdiği bir anda….

Bazılarının da özgürlüğün olmadığını adaletin olmadığını ve anayasaya aykırı bir yönetim var dediği bir dönemde!

Peki böylesine pandemik bir ortamda,  sizce Anayasa Türk siyasetine aşı olur mu?

Oldu diyelim.

Peki bu aşı tutar mı?

Bilimsel olarak aşı,  hastalık yapma yeteneği yok edilmiş bakteri veya virüslerin ya da bakterilerin zehirli toksinlerin etkilerinin yok edilmesiyle elde edilmiş biyolojik bir madde.

Aşı yapıldığında mikroplar veya virüslerce oluşturulan hastalıklara karşı da vücut, bağışıklık sistemi ile yanıt veriyor.

Yani burada asıl olan vücut. Ve vücudun nasıl tepki vereceği ve direneceği…

Bir önceki yazımda gelinen şartlarda artık kitlelerin sessiz siyaset yaptığını ve sessizleri anlayan siyasetçinin başarılı olabileceğini yazmıştım.

Bana göre;  o sessiz çoğunluğun talebi de,  istediği Anayasa da bildiklerimizden çok farklı.

Yani?

Yani bu vücuda şu anda bu aşı tutmaz!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.