Sadullah Özcan

Sadullah Özcan

Rahmetli Özal ve Türkiye

A+A-

Bugün benden geçen hafta Cuma akşamı yaşananlar, Pazar günkü gelişmeler bu arada ortaya çıkışı ile hepsinin yalan olduğu MHP Lideri üzerinden kulislere yansıyan asılsız ve garip iddialardan bahsetmeyi beklemeyin.  O dört günde nelerin yaşandığı ilerleyen günlerde ortaya çıkacaktır. 

Hem Cuma günü sokaklardaki telaş hem de Pazar günü  istifaya giden süreç ile istifa haberi sonrası sosyal medyada yaşanan gariplikler ve istifanın kabul edilmemesine kadar ki gelişmeleri değerlendirmek için biraz zaman gerekiyor.  

O nedenle bugünlerde korona virüs kadar tehlikeli ortamlardan uzak durmakta yarar var. Bu durumlar daha net hale gelmesini beklemek gerekir.

Bugün 17 Nisan 8. Cumhurbaşkanı Anavatan Partisi Kurucusu Turgut Özal’ın vefatının(şahadetinin) 27. Yıl Dönümü. 

Bizler Özal nesli sayılırız. Öğrenim hayatımız onun iktidarı dönemine rastlar. Ortaokulun bir kısmı lise ve üniversite öğrenimimizin tamamı Özal iktidarları döneminde geçti.  O nedenle bizler Özal dönemi nesliyiz. 

Bizden önceki nesil maalesef terörün, kamplaşmanın, kısır ideolojilerin, garip akımların oluşturduğu selde sürüklenerek olgunlaştı. Bizler böyle bir dönemin ardından rahat sayılacak eğitim ve öğretim dönemi yaşadık. Bu da aslında farklı bir nesli beraberinde getirdi. 

Fakat Türkiye Özal ile birlikte dünyayı tanımaya başladı. Ekonomide, ticarette, üretimde önemli bir değişimin başlangıcı oldu. 

Nesillerin daha fazla imha olmasına göz yumularak  olgunlaştırılan  1980 ihtilalından bahsetmek gerek aslında. Bu ihtilal yönetiminin ilk yapılan MGK toplantısında destek veren  güçlere aldıkları kararlarla  gösterdikleri minnetlerin etkisinin devam ettiği de unutmamak gerek. 

Özal iktidara gelmeden önce tıpkı Demokrat Parti gibi  kucağında bulduğu ağırlıklara rağmen önemli bir döneme imza atmıştır. Özal’ı hangi dönem sonrası geldiğini ve kucağındaki ağırlıkları bilerek değerlendirmekte yarar vardır. Aksi takdirde yanlış hüküm ve yanlış yargılama hatasına düşülür. 

Ankara’ya gazeteci olarak geldiğim 1989’un Eylül ayının sonunda Rahmetli Özal’ın seçildiği Cumhurbaşkanlığı seçim turları başlamıştı.  Ankara’daki gazeteciliğe başladığımda Özal’ın iki aylık Başbakanlığını takip etmek nasip odu. Sonrasında Cumhurbaşkanlığı dönemidir. 18 Türk büyüğü Anavatan’ın başına yerine geçecek kişileri ifade için oluşan kavramdı mesela.

Tecrübesiz bir gazeteci olarak etrafında olup bitenleri kavramaktan uzak olsak da Özallı yılları her şeyi ile yaşadık sayılır. 

Atatürk’ün 1930’lu yıllarında  başlattığı ekonomik ve iktisadi kalkınma hamlesinden sonra Özal’ın 1983-1989 yıllarındaki dünyaya yönelik hamleleri Türkiye tarihinin en önemli açılımlarıdır. Bugün Türkiye bu iki açılımın üzerinden yürümektedir. 

Kısacası 17 Nisan 1993 gününü daha dün gibi hatırlarım. Rahmetli Aydın Menderes ile Malatya’ya gitmek için havaalanı yolundaydık.  Vefat haberini aynı araçta aldık. Gözyaşlarımızı tutmakta zorluk çektik. 

Bugün vefatının arkasındaki sis perdesini aralamanın Özal’a katacağı hiçbir fayda olmaz. Ne benim gözümde ki değeri düşer ne de artar.  Ama benzeri oluşturulacak sis perdelerine karşı uyanık olmayı sağlayacak önemli ip uçları verecektir.

Biz Özal’ı yeni nesillere anlatamadık. Anlaşılması da zaten istenmedi. Fakat Türkiye tarihinde 1993 yılı aralanmadan siyasi hayatımızda oynanmakta olan oyunları çözmek imkânsızdır. 

Atatürk’ten sonra Türkiye’ye en geniş ufku açan Turgut Özal’ı rahmet ve dua ile anıyoruz. 

Cuma’nın hayrı üzerinize olsun…

Önceki ve Sonraki Yazılar