1. YAZARLAR

  2. Nuray Başaran

  3. Ortadoğu’nun kaderi Türkiye’nin geleceği
Nuray Başaran

Nuray Başaran

Yazarın Tüm Yazıları >

Ortadoğu’nun kaderi Türkiye’nin geleceği

A+A-

Küresel güçler son dönemde savaşlarını sadece başka topraklarda yani Ortadoğu Coğrafyasında yapmakla kalmıyor. Savaşmak için de kurdukları ya da kurdurdukları terör örgütlerini de çekinmeden ordu olarak kullanabiliyor. Üstelik bunu bir de bölgedeki terörü temizlemek adına yapıyorlar (!). Aklımızla alay edildiği kesin. ‘Silah icat oldu mertlik bozuldu’ dedirtircesine savaşmanın da, savaşların da her türlü şartları ve kurallarını anlık değiştirebiliyorlar.

Görünen o ki, bölgede kendi ordusu TSK ile sınırlarının güvenliği ve üniter yapısını koruma amaçlı duruş sergileyen tek ülke Türkiye.

DEAŞ’ı yaratan güçler, şimdi O’nu bitirmek için bölgedeler. Ortada tirajı komik bir durum söz konusu. Peki ya DEAŞ sonrası için hazırlık ne? Suriye’nin Kuzeyi’nde neler olacak? Ülkedeki iç savaş nerede duracak ya da durabilecek mi? Golan Tepeleri’ndeki gerginlik hangi senaryoya hizmet edecek?

Yoksa bu sorunlar bölgesel istikrarı ciddi şekilde tehdit ederken, bölgedeki devletler arasındaki çatışmalar mı teşvik ediliyor? Bu tür çatışmalar ile istenen ; Suudi Arabistan ile İran’ı, İsrail ile İran’ı karşı karşıya getirdiğinde ortaya nasıl bir tablo çıkacak? Lübnan’daki İsrail ve Hizbullah arasındaki şiddet ve diğer bölgesel tehditler kontrolden çıkarsa, bu kime ve kimlere yarar sağlayabilir? Ya da hangi şartlarda durdurulabilir?

33. Derece Mason olanlara verilen madalyonda geçen ‘Ordo ob chao’ Latince’de , ‘ kaostan çıkan düzen’ anlamına geliyor. 1 ABD Doları’nın üzerinde ise ‘Novus Ordu Seclorum’ yani ‘Yeni Dünya Düzeni’ yazıyor.

Görünen o ki, bu bölgede yaratılan Kaos sıradan değil. Kaos sonrası kurulacak düzen de küresel güçlerin (sermayenin) planları doğrultusunda herşey. Ki bu satırları yazarken ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’un (bakan olmadan önce)Ceo’luğunu yaptığı Exxon Mobil'in, Güney Kıbrıs'ta iki sondaj çalışmasında kesin nokta belirlemek üzere deniz altı araştırmaları yapacak, deniz altı robotu taşıyan iki gemiyi bölgeye gönderdiği haberleri ortalığa yayılmıştı.

Yani bugün itibarıyla, Exxon Mobil şirketinin Güney Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi’nin 10’uncu parselinde ruhsatlandırdığı ve yaz sonunda başlayacağı iki sondaj çalışmasında, kesin nokta belirlemek üzere deniz altı araştırmaları yapacak, deniz altı robotu taşıyan iki araştırma gemisi artık bölgede.

Fileleftheros Gazetesi’nin haberine göre, Exxon Mobil şirketi , uzaktan kumandalı deniz altı robotlarının deniz dibi yüzeyini tarayarak sondaj için alternatif noktalar belirleyeceği, bu çalışmalar çerçevesinde alınacak çoğu verinin de, sondaj izni için şart olan olası batıklar, eski eserler, hassas çevresel veya diğer şartlarla ilgili olacağı belirtiliyor. Ki daha önce Marmara Denizi’nde aynı şey yapılmıştı. Bunun kimlerle ve kimlerin ortaklığı ve izniyle yapıldığı ise ayrı bir yazı konusudur.

Böylece geçen hafta bölgeye yaptığı ziyaretler sonrasında ülkemizi de ziyaret eden Tillerson’un artık bu şartlarda daha sık ülkemize konuk olabileceğini de çekinmeden söyleyebiliriz. Ve ABD’de uzun zamandır 1 Mart tezkeresi sonuçları nedeniyle önce ‘Çuval eylemi’ yapılan ve hala özellikle Pentagon’da ‘Tezkere Rövanşı’na dönük politika ve bakış açılarını da insan bu gelişmeler ile daha net görebiliyor. Zira ‘1 Mart Tezkeresi ‘ döneminde ABD Ordusu’nda teğmen ve yüzbaşı olanlar, bugün Pentagon’daki general olan ekip. Ve Amerika’yı Trump’tan çok şu anda bu ekip yönetiyor. Ve o dönemde Türkiye’deki Başbakan’ın kim olduğuna bakıyorlar. Anlayacağınız ABD ile olan savaş da bölgedeki savaşın da görünmeyen ‘derin’ tarafları var.

Ancak masonik locaların ürettiği madalyon yazıları ve Dolar’ın üzerinde yazılanlara karşılık Cenab-ı Allah’ın ezeli iradesiyle Levh-i Mahfuz’a yazdığı ve Kuran-ı Kerim’de de tüm insanlığa duyurduğu yazılar da var:

“Yemin olsun, zikirden sonra Zebur'da şunu yazmıştık: Yeryüzüne benim iyilik ve barış seven kullarım vâris olacaktır”

Öte yandan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün her yüzyılda geçerli olan, ‘Yurtta Sulh Cihanda sulh’ sözü ile yola çıkan ve Cumhuriyeti koruma ve kollama görevini yürüten TSK, bugün Afrin Operasyonu’nun adını boşuna ‘Zeytin Dalı’ koymamıştır. Ortadoğu’nun kaderini savaşa mahkum edenlere karşı, bölgeyi daha önce de birkaç kez yazdığım gibi derhal bir Ortadoğu Barış Konferansı ve yeni Cento ile değiştirebiliriz. Yarın detayları ve ‘nasıl olabilir?’i yazmaya devam edeceğim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.