Doç. Dr. Poyraz Gürson

Doç. Dr. Poyraz Gürson

Akademisyen/Yazar

ORTADOĞU’DA SICAK ÇATIŞMA SİNYALLERİ

A+A-

 

İran ABD ve İran Suudi Arabistan gerginliği, taraflar arasındaki çatışmanın kazaen ve/veya taraflarca hazırlıklı şekilde önceden belirlenmiş angajman kurallarına göre kritik eşik seviyesine doğru çıkmaktadır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin daimi ülkeleri ve Almanya (P5+1) ve İran arasında uzun müzakereler sonucu imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (Joint Comprehensive Plan Of Action-JCPOA)’ndan ABD’nin Mayıs 2018 tarihinde tek taraflı olarak çekilmesi, Ortadoğu bölgesinde yeni bir sıcak çatışmanın sinyallerini verdi. JCPOA’nı ABD dışındaki ülkelerin sürdürme gayretleri ve İran’ın anlaşma ile sınırlanan uranyum zenginleştirme limitlerini aşma girişimleri, Basra Körfezinde İran’ın ve ABD’nin karşılıklı insansız hava araçlarını düşürme girişimleri, İngiltere’nin İran’a ait gemiyi Cebelitarık’ta alıkoyması ve İran’ın da misilleme olarak İngiliz bandıralı gemiyi bağlaması, çatışmanın her an olabilme ihtimalini akıllara getirmektedir. Ortadoğu’da yaşanan gerginlikte taraflar yavaş yavaş pozisyonlarını alırken, askerlerin karşılıklı gelmeleri sırasında bir adet mayın, bir adet roket saldırısı veya insansız hava aracının düşürülmesi, savaş uçaklarının/helikopterlerinin düşürülmesi durumunda gerginliğin bir anda sıcak çatışmaya sürüklenebileceğinden endişe edilmektedir. 

Suriye ve Irak topraklarında İŞİD tehdidi azalmakta ve tehdit olmaktan çıkmaya başlamakta iken bölgede başka unsurlar boşluğu doldurmakta gecikmemektedir. ABD’nin bir taraftan terörle mücadele ederken diğer taraftan 30 yıldan fazla süredir terörist gruplar listesine aldığı unsurlara silah, eğitim, malzeme başta olmak üzere her türlü desteği sağlaması ve yapılan ikazlara rağmen devam etmekte ısrarcı olması; ne kadar “güvenilir müttefik” olup olmadığını sorgulamamızı gerektirmektedir. 

ABD İran’a karşı siyasi gelişmeleri kontrolü altına almaya çalışırken askeri alanda da net adımlar atmaya çalışmaktadır. ABD, Irak’ta yarattığı otorite boşluğunu İran’ın doldurduğunun farkındadır. ABD, İran’da yapabileceği askeri harekât sırasında Irak Harekât Alanını güven altına almak için İran tarafından desteklenen silahlı güçlerin merkezi yönetimin kontrolü altına alınması için Bağdat Hükümetine yapacağı baskı ve girişimleri yeterli olmayacak ve bu unsurlar Irak Yönetimi kontrolüne girecek olsalar bile ABD için tehdit olmaya devam edeceklerdir. ABD, İran’a yapacağı askeri harekâtta Irak’taki varlığını korumak için kuvvet ayırmak zorundadır. ABD’nin bölgedeki Kürtlere karşı da tavizkar olmasının ardında yatan husus geri bölge emniyetidir. 

Yemen’de İsrail, Suudi Arabistan ve ABD, Yemen Hükümet güçlerine destek vererek Hutilere saldırılarını sürdürmek suretiyle İran’ı Suriye’de Hizbullah desteği İran’ın elini oldukça güçlendirmektedir. İran’ın Hutilere sağladığı destek, Suudileri İran’dan intikam almaya zorlayabilir. İsrail’in Suriye’deki İran varlığına karşı hava saldırıları devam ederse Hizbullah karşı saldırıları başlatabilir. ABD’nin JCPOA’nı zayıflatma girişimleri İran’ı Suriye ve Irak başta olmak üzere diğer bölgelerde asimetrik yöntemlere zorlamaktadır.  Birbiri ile dolaylı/doğrudan bağlantılı olduğu düşünülen çatışmalar, İran ile ABD arasında krizi tırmandırabilir ve sonucu tahmin edilemeyen felaketlere sürüklenebilir. 

Çin, 2018 yılında Ortadoğu bölgesinde 25 milyar dolarlık borç vereceğini ve 28 milyar dolarlık altyapı yatırımı yapacağını taahhüt etti. Çin yatırımlarından ABD’nin bölgedeki en güvenilir müttefiki İsrail’de faydalanmakta ve Hayfa Limanı’nın bir kısmının işletilmesi ve Aşdod Limanının genişletilmesi Çin tarafından yapılacak ve Tel Aviv hafif metrosunun da yapımını üstlenecek. ABD, İsrail’deki Çin yatırımlarına şimdilik karşı çıkmamaktadır.  Çin’in Sibuti Devletinde deniz üssü kiraladığı, Libya’da iç savaş öncesi ciddi miktarda yatırımlarını ve ABD ambargolarına rağmen İran’da kalma konusunda ısrarcı olduğunu da hatırlamakta fayda vardır. 

Rusya, dikkatini Suriye üzerinde toplarken Ortadoğu bölgesindeki yeniden yapılanmayı bir şekilde engellemiştir. Rus Suriye işbirliği ve Rus askeri varlığı uzun süreli devam edecektir. Ayrıca, İsrail ile Rusya ilişkilerini geliştirmeye devam etmektedir.

Ortadoğu bölgesinde ABD-İran arasında çatışma, “sıcak savaş” diğer bir ifade ile ateşli silahların kullanılması olmasa da “karanlık savaş” olarak nitelendireceğimiz şekilde devam etmektedir. Taraflar birbirlerinin insansız hava araçlarını (keşif maksatlı) düşürmekte ve son derece gelişmiş yöntemleri kullanmaktadırlar. ABD donanmasına ait bir geminin İran insansız hava aracını elektronik saldırı/taarruz yöntemi ile düşürdüğü iddia edilmektedir. ABD, İran Dışişleri Bakanı C. Zarif’i Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (the Office of Foreign Assets Control-OFAC) kapsamında yaptırım uygulanacaklar listesine aldığını ilen etmişse de Bakan Zarif, “ABD’de herhangi bir yatırımı olmadığını ve bu listede olmaktan mutlu olduğunu” ifade etmiştir. ABD’nin İran’ın en üst düzey diplomatını ve devletin sözcüsü durumundaki kişiyi bu şekilde yaptırım listesine alması düşündürücüdür. ABD’nin yaptırım uygulamak suretiyle İran Yönetimi’ni zayıflatması, halk üzerinde mollaların etkisini azaltması, planlayıp uygulamaya çalıştığı gibi İran gençliğini ayaklanmaya teşvik ederek iç savaş çıkarması kısa vadede mümkün görünmemektedir. 

ABD ve Rusya karşılıklı olarak orta menzilli Nükleer Silahların Anlaşması(Intermediate Range Nuclear Forces Treaty- INF)’nı feshettiklerini açıkladılar. Taraflar esas itibarı ile birbirlerini anlaşmaya uymama konusunda suçlasalar da esas itibarı ile Çin Devleti’nin defalarca bahse konu anlaşmaya taraf olmaya çağrılmasına rağmen uymaması ve orta menzilli füzeleri geliştirmesi olarak gösterilebilir. Yakın gelecekte ABD ve Rusya’nın uzak doğu bölgesinde orta menzilli nükleer ve konvansiyonel başlıklı füzeler yerleştireceği muhakkaktır.

ABD-İran çatışmasına dikkatimizi yoğunlaştırdığımız sırada, Çin ve Rusya’nın bölgede mevzilenme gayretlerini, küresel güçlerin savaş sonrası ortamdan pay alma yarışında olduğunu görmekteyiz. İran ile ABD arasında olabilecek çatışmanın da aktörlerinin artabileceği, çatışmaların coğrafi alanının genişleyeceği değerlendirilmektedir.  Silahlanma yarışının en fazla olduğu, dünya fosil yakıt ihtiyacının yarısından fazlasının sağlandığı Ortadoğu’da silahlı çatışma tüm bölge ülkelerine zarar verecektir. 

ABD-İran çatışmasının yolu uluslararası veya bölgesel üçüncü tarafların araya girerek arabuluculuk yapmasından geçmektedir. İran ve ABD taraflarını müzakerelere ikna etme, tarafların heves ve arzularını savaş yoluyla değil de müzakereler yoluyla sağlama konusunda başta AB ülkeleri olmak üzere Ülkemizin de girişimleri bölge barışının sağlaması için çok önemlidir. 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.