ORTADOĞU'DA "KAŞIK HAVASI"


Gündem çok hızlı, bölge çok hareketli. Kuşkusuz her gün yeni bir olay olunca, Cemal Kaşıkçı gibi önemli bir cinayet bile,  daha aydınlanamadan gündemin arka sıralarına düşebiliyor. Oysa tam da bölgedeki gelişmeler, Kaşıkçı cinayetini adeta aydınlatır şekilde gelişirken…


Elbette Kaşıkçı’nın kriminal tarafı yargıda. Ve yargı çözecek.  Ancak bölgedeki siyasi etkileri ve siyasi tarafını iyi anlamamız ve analiz etmemiz gerekmektedir.

 
Bu noktada iki önemli olay var irdelememiz gereken:

 

Birisi Rahip Brunson, diğeri Cemal Kaşıkçı. 
 

Zira bunların hiç birisi tesadüfen gündemimize gelmedi. Amaç bölgedeki savaş sürecini tırmandırmak. 
 

Gelin biraz daha yakından bakalım olaylara.
 

Brunson’un bir rahip olması, Ortadoğu’daki din savaşının eskisi gibi yeniden canlandırılmak istendiğini  göstermekte.  Kaşıkçı’ nın batı dünyasında yeri olan bir basın mensubu olması da , batı ve merkezi coğrafya arasındaki  ilişkiler hattında bir ayrıca özel anlama sahiptir. 
 

Gelin bazı sorular soralım:
 

İzmir’de rahiplik yapan bir din adamının 40 defa Diyarbakır’a giderek orada Kürt meselesini kurcalaması normal bir drum mudur?
Elbette değildir. 

 

Peki yıllardır Arap basınının önde gelen yazarının Amerika ve İngiltere ile olduğu kadar Türkiye ile de yakın ilişkileri olduğunu düşünürsek, şimdiye kadar Kaşıkçı’nın başına gelen olay gibi herhangi bir olay Türkiye’de de görülmüş müdür?
 

Hayır görülmemiştir.
 

Bir rahibi ve bir gazeteciyi dünya kamuoyunun önüne çıkartmak ne anlama gelmektedir?
 

Ortadoğu’daki savaş ve gerginlik süreci içerisinde bunların siyasi merkezler arasında çekişme konusu haline gelmesi, aslında duraklamış olan sıcak savaşı yeniden devam ettirme çabaları  değil de nedir?
 

Özellikle Astana sürecinde doğu güçlerinin bir araya gelerek merkezi coğrafyada batı emperyalizmine karşı ağırlığını koyması  Ortadoğu’da savaşın önünü kesmiş ve yeni bir duraklama döneminde, Türkiye’nin

Rusya ve İran ile ortak hareket etmesini gündeme getirmiştir
Her üçü de bölge ülkesi olan Türkiye-Rusya ve İran’ın birlikte hareket etmesi, Ortadoğu savaşı yerine, Ortadoğu’da yeni bir barış arayışını öne çıkarmıştır. 

 

Son olarak İstanbul’da toplanan 4’lü Zirve böylesine bir barış arayışının da somut göstergesidir. 
 

Ortadoğu dediğiniz yer,  aynı zamanda ‘orta alan ‘dır. Aslında bize , emperyalizm orta alanda orta oyunu oynatıyor. Elbette kendi çıkarları için, kendi projeleri için. 
 

Rahip Brunson olayı;  Hristiyan dünyasından İslam dünyasına bir senaryonun göstergesi olarak öne çıkarken,  aslında Kaşıkçı olayı da buna benzer bir şekilde ABD ve İngiltere üzerinden İslam dünyasına yönlendirilmesidir.  
 

Kaşıkçı, dünyanın önde gelen gazetelerinde yazan tanınmış bir basın mensubu olmasına rağmen,  içine girilmiş olan savaş sürecinde Ortadoğu’da güvenliği sağlanamamıştır.  Ve başına beklenmeyen olaylar gelmiştir. Olay sonrasında konunun çeşitli yönlere çekilmesi, özellikle geçmişten gelen olaylarla bağlantısı, geleceğe dönük yeni yapılanmada aldığı yer  gibi konular üzerinden çok geniş bir tartışma ortamı gündeme getirilmiştir.
 

Özellikle Suudi Arabistan’da yaşanan son dönemdeki hanedan içi çekişmeler ve darbeler ile birlikte,  hanedanın içinde var olan iktidar mücadelesinin de Kaşıkçı gibi bir tanınmış yazarın başına bu gibi olayların gelmesinde, etkisi yoğun bir şekilde tartışılmıştır. 
 

Ayrıca Suudilerin başına geçen genç diktatörün izlediği yol,  Arap petrol sermayesinin büyük hissesine sahip Aramco’da da bir iktidar kavgasını beraberinde getirmiştir. 
 

Aramco’nun hisselerinin büyük çoğunluğu Arabistanya’ da Amerikan devletinin kontrolünde değildir. Ama küresel sermaye patronlarının kontrolündedir. Yani Rothschild’in denetiminde bulunması,  bu büyük şirkette Amerikan ve Arap devletlerini karşı karşıya getirmiştir. 
 

Kaşıkçı, Amerika ve İngiltere ile yakın ilişkileri olan,  ama batı dünyasının İslam dünyasına yönelen boyutunda yeri bulunan,  bir kişidir. Hem Arap-Amerikan çekişmesini,  hem de Araplar içerisindeki iktidar kavgasının kurbanı olduğu her geçen gün daha da ortaya çıkmaktadır.
 

Öte yandan önümüzdeki dönemde Suudi Arabistan’ın 5’e bölüneceği iddiaları bu ülkedeki iç kavgaları tırmandırmaktadır.  Özellikle bu ülkede var olan Şiilerin konumu tartışma alanına gelirken,  yeni yapılanma içerisinde Suudi Arabistan’ın doğusunda bir Şii devleti,  kuzeyinde bir Sunni  devleti, güneyinde de genişletilmiş bir Ürdün devleti senaryoları artık tartışılmaktadır.
 

Suudi Arabistan parçalanırken,  ABD ARAP NATO’su yaratarak Suudi Arabistan’dan oluşan yeni devletleri sahipsiz bırakmamak peşindedir.  Tıpkı Irak ve Suriye’de olduğu gibi yeni eyaletler yaratmak gibi bir yaklaşım da ortaya çıkmaktadır. İşte tüm bu gelişmeler, bölgeyi bir belirsizliğe mahkum ettiği için bu belirsizlik sürecinde bir yandan Brunson senaryolarıyla, öbür yandan da Kaşıkçı senaryolarıyla karşı karşıya kalmaktayız.
 

Eğer sıcak savaşa ara verildiği bu aşamada,  savaş lobileri savaşa devam etmek için dışardan müdahaleye devam ederlerse, bölgede yeni Kaşıkçı senaryolarına hazır olmak gerekmektedir. 


 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.