MORATORYUM'UN SİNYALLERİ

TÜİK ve Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış  ticaret verilerine göre; Ocak-Nisan 2020 döneminde dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı dönemine göre %102 oranında artış göstererek 8,671 milyon Amerika dolarından 17,543 milyon Amerikan doları seviyesine yükseldi.

İhracatın ithalatı karşılama oranı ise 2019 yılı Ocak-Nisan döneminde %87 iken 2020 yılının aynı döneminde %75'e geriledi.

Aynı dönemler itibariyle (Ocak-Nisan) 2020 yılında, 2019'a göre ihracat %14 oranında azalış göstererek 52 milyar US dolar'a düşerken, ithalat %1 oranında artışla 69 milyar US dolar seviyesine yükselmiştir. 2020 yılında koronavirüs hastalığı (Covid-19) nedenine bağlı olarak turizm gelirlerindeki düşüş dış ödemeler dengesini de olumsuz yönde etkilemiştir.

Dolar bazında yaptığımız bu tespitlerden sonra Türk Lirası boyutunda konuyu ele alacak olursak durum daha da karamsar bir tabloya bürünmektedir.

Nitekim yabancı para kurları bir türlü durmak bilmeksizin artış gösteriyor. Türk Lirası ise değer kaybetmeye devam ediyor. Milli paramızdaki bu değer kaybı dış borç stokları Türk Lirasına çevrildiğinde, Türk Lirası ihtiyacının da arttığı sonucuna varılmaktadır. Kamu ya da özel sektör bu ihtiyacını vergilere, mal ve hizmetlere zam yapmak suretiyle karşılama cihetine gidecektir. Bu uygulama da yükselmekte olan enflasyonla mücadeleyi daha da zorlaştıracaktır.

Görünen tehlikeyi en hafif hasarla atlatabilmemiz için, büyük borç yükü altında olan kamu'nun gereksiz ve verimsiz lüks harcamalara, israfa son vererek çok ciddi biçimde tasarrufa yönelmesi gerekmektedir. Bu tedbirler ancak kısa süreli olabilir. Görünen tehlikelere karşı uzun süreli ve kalıcı tedbir ise; ancak, ihracatı arttırıcı ithalatı azaltıcı mal ve hizmet üretimine yönelik yatırımları gerçekleştirmek olabilir. Bunun için de tarımdan sanayiye, turizmden yazılım hizmetlerine kadar uluslararası rekabet gücü yüksek, mukayeseli üstünlüğü olan mal ve hizmet üretimini gerçekleştirme birikim ve tecrübesine sahip girişimciler teşvik edilip önlerindeki her türlü engel kaldırılmalıdır.

Aksi halde; bu günleri de arar hale gelebiliriz. Çünkü iç ve dış borç batağına batmış olan Türkiye'nin ekonomisi büyük bir çöküş yaşayabilir. Şimdiye kadar borcu borçla ödemek suretiyle sürdürülen ekonomimizin önünde büyük tehlikeler görülmektedir.

Borcun borçla ödenmesi diye bir ifade de bulundum. Evet Türkiye vadesi gelmiş borçlarını ödemede darboğaz yaşaması nedeniyle dış alemden çeşitli isimler altında yeni borçlanmalar yapmak suretiyle kaynak temini cihetine gitmektedir. Ya da var olan borç yeniden yapılandırılmaktadır. Ekonomistler bu işlemi konsolidasyon diye isimlendirmektedirler.

Konsolidasyon nedir. Konsolidasyon bir borcun borçlusu tarafından ödenmemesi nedeniyle zorunlu veya gönüllü olarak vade, tarz, tür ve benzeri yönlerden yeniden yapılandırılması anlamına gelmektedir. Konsolidasyon işlemi, o işlemi yapan ülkenin uluslararası kredi notunun ve prestijinin düşmesine neden olur. Konsolidasyon işlemini takip eden süreçte eğer ki bir iyileşme sağlanamamış ise o ülkeyi moratoryum beklemektedir. Peki moratoryum nedir.

Moratoryum borçlunun ödeme gücünü kaybetmesi nedeniyle, borçlarının tamamını veya bir kısmını ödeyemeyeceğini ilan etmesi şeklinde ifade edilebilir. Moratoryum dış borçlar için yapılabildiği gibi iç borçlar içinde yapılabilir.

Ekonomide bir nevi konsolidasyon yaşadığını ifade ettiğimiz Türkiye moratoryum ilan eder mi. Yazımın başında ülkemizin ihracat-ithalat-cari açık pozisyonunu hem oransal hem de mutlak değer itibariyle vermiştim. Aleyhte bir fotoğraf çıkmıştı. Bunlar sürekli hareket halinde olan fiil ve işlemler her ay değişiklik gösterebilir. Birde Merkez Bankasındaki dövizlere bakacak olursak, Merkez Bankası kaynaklarına göre Temmuz-2020 ayı itibariyle; brüt döviz rezervi 89,5 milyar US doları, swap yükümlülüğü, yani iki ülkenin belirli bir zaman dilimi içinde bir varlık ya da bir yükümlülüğe bağlı olan farklı faiz ödemelerini veya döviz cinsini karşılıklı olarak değiştirdikleri takas sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülükler toplamı 59 milyar US doları ve diğer unsurlar dikkate alındığında 29 milyar dolar net döviz rezervi olduğu görülüyor. Ancak Merkez Bankasının döviz cinsinden rezervlerinin 42 milyar dolarlık kısmının altın rezervi olduğu dikkate alındığında, sadece yabancı paraya dayalı rezervinin (negatif) 13 milyar dolara düştüğü görülmektedir. Söz konusu rezervin; döviz cinsinden Merkez Bankasının iç borçları (emanet dövizler) dikkate alındığında negatif durumu daha da artmaktadır.

Bu durumda; ihracatı ithalatını karşılamayan, turizm gelirlerini yüksek oranda kaybetmiş, büyük oranda ithalata bağımlı, samanı dahi ithal eder duruma düşmüş, dış borç bulmada zorlanan bir Türkiye karşımıza çıkıyor. Bu manzara, üzülerek ifade ediyorum ki, bize moratoryumun sinyallerini veriyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.