1. YAZARLAR

  2. Nuray Başaran

  3. Kuvayi Milliye’den ‘Milli Görüş’e…
Nuray Başaran

Nuray Başaran

Yazarın Tüm Yazıları >

Kuvayi Milliye’den ‘Milli Görüş’e…

A+A-

İki gündür Avaztürk’te Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamolluoğlu’nun röportajını yayınlıyoruz. Kuşkusuz Karamolluoğlu nezdinde Saadet Partisi , Türkiye’nin ‘özgül ağırlığı ‘en fazla parti son zamanlarda…Zaten röportajda Temel Bey ile bunu da değerlendirdik .

Ak Parti’de vicdanı rahatsız olanlar, CHP’de hayal kırıklığı yaşayanlar, IYI Parti’de ümit arayanlar son zamanda çözüm noktalarında nedense mutlaka Saadet Partisi’ni ( son zamanlardaki duruşu nedeniyle )içlerinden gelen ‘ses’ olarak gösteriyor.

Hatta daha ileri gidersek, bugüne kadar içe doğru milliyetçilik yaparak içerde istenileni MHP veremeyince, halkçılık hatta Atatürk istikametinden uzaklaşarak fabrika ayarlarına dönmesi istenen CHP’den uzaklaşanlar Saadet Partisi’ne kendilerini her gün daha yakın hissediyorlar. İYİ Parti ise olası ön kesmede ve Ak Parti ile mücadele için Saadet Partisi’ni önemli figür olarak görüyor. Kısaca siyasetin neredeyse her kesimde olmazsa olmazı Temel Karamolluoğlu ve Saadet Partisi.

Tüm bu çerçevede insan, ‘ nereden nereye ?’ demeden edemiyor. Rahmetli Erbakan’ın arkadaşlarının devam ettirdiği Saadet Partisi, bir zaman ‘devleti yıkmak ‘ suçlamalarıyla karşı karşıyayken bugün neredeyse ‘devletin devamı’ noktasında olmazsa olmaz olarak karşımızdadır.

Bu çerçevede tarihe bakacak olursak, Türkiye Cumhuriyeti’nin varlık nedeni Osmanlı’nın yıkılması. Osmanlı’nın varlık sebebi Selçuklu’nun yıkılması. Selçuklu’nun varlık nedeni Hazar Devleti’nin yıkılması. Arada bir Oğuzlar ve İlhanlılar dönemi var ama onlar kalıcı değil. Bu neyi getiriyor? Bu ‘devlet-i ebed müddeti’ getiriyor. Yani şu an bir ‘çekirdek devlet’ var. Tabii devlet aklı da…

Peki bu devlet, çekirdek devlet ne devleti? Türk Devleti mi? Yoksa İslam Devleti mi?

Hazar’dan gelenin boyutunda Hazar Devleti İslam Devleti değil. Uyguristan’dan gelen bir yapının kurduğu bir şey ve o Şaman. Şamanizm’in tek tanrılı dinler ile baş edemediğinde Şamanizm’in bittiği dönemde; Hazarlar doğudan Abbasiler, batıdan da Kiev üzerinden Ruslar’ın baskısıyla karşı karşıya kalıyorlar. Doğu’dan Abbasiler İslamı dayatıyor. Batıdan Ruslar Hristiyanlığı dayatıyor. Hazarlar ortada kalıyor. Ve iki tek tanrılı dinin saldırısına kadar kendilerini koruyamaz hale geliyorlar. Çünkü Şamanizm gibi bir Asya dini ki metafizik dindir. Aynı zamanda Tanrı dışı bir dindir. Ve ahlak dinidir. Böyle bir noktada da tek tanrılı dinlere karşı bunlar kendilerini koruyamaz hale geliyorlar. Bu çerçevede Hazar kendisini toparlamak için harekete geçiyor. İslamiyet’in çıkışından sonra Hazarlar da bir durum değerlendirmesi yapıyorlar. İslamiyet ve Hristiyanlığa karşı meydan okumak ve varlıklarını korumak için Museviliğe geçiyorlar. Şimdi burada tabii devlet-i ebed müddete girdiğinizde burada din farklılıkları olduğu için bunun üzerine çok gidemezsiniz. Göz ardı edilen bir başka şey de bütün Türkologların (yabancı Türkologların) tamamı hepsi Yahudi. Türkiye’de de öyle. Bu Yahudiliğin Türki boyutu var. Hazar boyutu var. Hazardan gelenlerde de Türk boyutu var.

Bugün Türkiye’de Selçuklu ve Endülüs devletlerinin toparlanamayışına dikkat etmek lazım. Nedir onlar? Cemaatler, tarikatlar devrededir. Yolsuzluk çok yüksek boyuttadır. Nedir o? Yabancı devletler çok etkin durumdadır. Devlet bilimi açısından tüm yolsuzlukların üstüne gidilmesi, merkezi gücün toparlanması, iç cephede de değişen koşulları düşünerek kendi iç değişikliğimizi yapmamız lazım. Bunu NATO desteği ile sağlamak mümkün değildir.

Dünya dengelerine bakarak oynamamız lazım. Kendi oyunumuzu oynayacak Ankara merkezli hareket etmek lazım. Ki İstanbul tamamen Hazar lobisi ile pazarlık içinde götürüyor her şeyi.. Merkezi yapıyı güçlendirmek ve Atatürk’e dönerek, fabrika ayarlarına dönerek, halkçılıkla Kürtlerle birlikte yaşamak mümkündür. Şu anda Kürtler İslamcılık ile bastırılıyor. Bunu bir tek Ecevit kırdı. ‘Halkçı Ecevit’ algısı ile bunu yapabilmişti 70’li yıllarda.Ve İsrail desteği ile. Yeni bir halkçılık Türkiye’yi ayakta tutabilir. Hem halkçılık ile milliyetçiliği dengelemek, hem de laikliği biraz daha yumuşatarak. Laikliği, sadece gayri Müslümlerin silahı olmaktan kurtarıp Müslüman ahaliyi de laikliğin çatısı altına almak gerekir. Laikliği İslamcı kesime götürmek gerekmektedir.

Sanırım tüm bu tarihi ve gelişimi de Saadet Partisi yakalamak için uygun zemini seçmiş ve tercihlerini ortaya koymuştur. Bu anlamda şimdi diğer partilerde de hem önemli bir görev ve hem de önemli bir değişim şarttır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.