Koronanın iki yüzü: İşte kazananlar ve kaybedenler

Koronanın iki yüzü: İşte kazananlar ve kaybedenler

AKP döneminde ülke sadece siyaseten kamplaşmadı. Sosyal sınıflar da çok net ikiye ayrıldı. Bir tarafta açlık sınırında çalışan veya iş arayıp bulamayan milyonlar bulunurken, diğer tarafta hisse senetlerinin ve mevduatların sahibi yüzde 1’lik azınlık bulun

A+A-

Ülke ekonomisi Covid-19 salgınının yarattığı tahribatla beraber sert bir türbülansa girdi. Özellikle nisan, mayıs ve haziran aylarından oluşan ikinci çeyrekte ekonomik daralmanın rekor kırması bekleniyor.

Buna karşılık Borsa İstanbul 100 (BİST100) endeksi mart ayından bu yana yükselmeye devam ediyor. Ülkedeki ilk koronavirüs vakasının duyurulduğu 11 Mart’ı izleyen 1 haftada sert değer kayıplarıyla 110 bin seviyesinden 82 bin seviyesine kadar gerileyen BİST100, o günden bugüne yükselmeye devam ediyor. Borsa son olarak dün Covid-19 dönemi boyunca verdiği kayıpları telafi ederek 110 bin seviyesine yeniden yükseldi. Mart ayında borsaya yatırım yapanlar paralarını yaklaşık yüzde 35 oranında artırmış oldu.

Madalyonun bu tarafında hali hazırda servet sahibi olduğu için salgın “fırsatından” istifade edenler bulunuyor. Ancak diğer tarafta işsizlik ve borç sarmalında hayatta kalmak için sürekli mücadele etmek isteyen milyonlar bulunuyor. Borsanın yüzde 35 değerlendiği aynı dönemde milyonlar işsiz kaldı, kirasını ve faturalarını ödemek için dahi ihtiyaç kredisi kullandı.

YAŞAMAK İÇİN ÇALIŞMAK ZORUNDA OLANLAR %99

Salgın döneminde ücretli kesimler daha görünür oldu, onlar emekleriyle gündelik hayatın devamını sağladılar. Ancak kaybedenler de onlar oldu

?Çalışanlar…

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre şubat ayı itibariyle 26 milyon 753 bin kişi istihdam ediliyor. Bu kişilerin yüzde 70’i yani 18 milyon 783 bini gelirini bir işverenin nam ve hesabına çalışarak ücret cinsinden elde ediyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre ise ücret gelirlerinin yaklaşık yarısı asgari ücret civarında gelir elde ediyor. Başka bir deyişle ülkede yaklaşık 9 milyon kişi ay boyunca en az 160 saat çalışıyor ve eline asgari ücret geçiyor. Buna karşılık nisan ayı açlık sınırı 2 bin 438 lira…

?İşsizler…

Aynı TÜİK verilerine göre şubat ayı itibariyle 4 milyon 228 bin kişi son 4 hafta içinde bir iş başvurusu yaptı ancak henüz iş bulamadı. TÜİK sadece bu kişileri işsiz kabul ediyor. İş arayanların 3 milyon 569 bini daha önce de ücretli bir işte çalışıyordu. 222 bini daha önce hiç çalışmamıştı. 191 bin kişi ise en az 8 yıl önce bir işte çalışmış ve geçim sıkıntısıyla sahaya tekrar inerek iş aramaya başlamıştı. Başka bir deyişle işsizlik sorunu işverenden çok ücretli çalışanların doğrudan ilgilendiren bir sorun. İstihdamın yüzde 70’i ücretli çalışanlardan oluşurken, işsizlerin yüzde 90’ını ücretli kesimler oluşturuyor.

?Ümitsizler…

İşsizlerin yüzde 25’i yani 1 milyon 70 bini 1 yıldan uzun süredir iş arıyor ancak bulamıyor. Bu zorlu sürecin devam etmesi halinde kişi iş aramaktan vazgeçiyor ve resmi işsiz verisinde yer almıyor. Ancak TÜİK’in “neden iş aramıyorsunuz?” sorusunu “iş bulabileceğimi düşünmüyorum” şeklinde cevaplıyorlar. İşte bu kişilerin sayısı 2019’un Şubat ayında 621 bin iken, bu yılın aynı ayında 1 milyon 107 bine ulaşmış durumda. Veri tarihi boyunca ümitsizlerin 1 milyonu geçtiği ilk ay 2020 yılı şubat ayı oldu.

?Borçlular...

AKP dönemi Türkiyesi’nin önceki dönemlerden ekonomik anlamda en önemli farkı tüketici borçluluğunda yatıyor. Ev almak için geçmişte emekli ikramiyeleri, eş dost borçları veya koopreatifler yaygın yöntemken, AKP dönemine uzun vadeli konut kredileri damga vurdu. İşini kaybeden milyonlar özellikle uzun vadeli borçlarını nasıl ödeyeceğini düşünüyor. BDDK verilerine göre 2005 Nisan’da 2 milyar 727 milyon dolar konut kredisi borcu, 2020 Nisan’da 30 milyar 346 milyon dolara yükselmiş durumda. Aynı dönemde ihtiyaç kredisi borcu ise 4 milyar 678 milyon dolardan 44 milyar 515 milyon dolara yükseldi.

YAŞAMAK İÇİN ÇALIŞMAK ZORUNDA OLMAYANLAR %1

Borsa yatırımcıları içindeki en büyük yüzde 1’lik azınlık, hisse senetlerinin yüzde 75’ine sahip. Banka mevduatlarının yüzde 55,6’sını ise binde 2’lik azınlık kontrol ediyor

?Borsacılar…

2019 Nisan’da Borsa İstanbul’daki (BİST) yerli yatırımcı sayısı 1 milyon 166 binken bu sayı 2020 Nisan’da 1 milyon 506 bine yükseldi. Böylece geçen yıl yatırımcı olmayan 340 bin kişi borsaya girdi.

Borsadakilerin ne kadarı literatürde “büyük balık” veya “balina” olarak adlandırılan büyük yatırımcı?

BİST verilerine göre 1 milyon TL ve üzeri hisse senedi sahibi (büyük balık-balina) kişi sayısı geçen yılın nisan ayında 6 bin 682’ydi. Bu nisanda bu sayı 13 bin 754’e yükselmiş durumda. Büyük balık sayısındaki artış yüzde 105. Bu artışa karşılık borsadaki yatırımcıların hala sadece binde 9’u büyük balık durumunda. Her bin yatırımcının 991’i ise küçük tasarruf sahibi konumundaki küçük balıklar veya diğer bir tabirle hamsiler.

Büyük balıkların toplam hisse senedi pazarındaki paya karşılık, küçük balıkların payı ne kadar?

Yerli yatırımcıların borsadaki toplam varlığı 239 milyar 679 milyon TL. Bunun 180 milyar 799 milyonu yani yüzde 75’i büyük balıklara ait. Başka bir ifadeyle 1 milyon TL ve üzerinde hisse senedi bulunanlar toplam hesapların binde 9’unu oluştururken, bu binde 9, hisse senetlerinin yüzde 75’ine sahip. Geri kalan yüzde 99,1 ise borsanın yüzde 25’lik hacmini oluşturuyor.

?Mevduatçılar…

Halkın geniş kesimleri küçük tasarruflarını enflasyona ezdirmemek için dolar, avro veya altın alıyor. Ancak bu kişilerin sayısı milyonları bulsa da piyasa hacminin küçük bir kısmını oluşturuyor.

Çünkü servet dağılımındaki uçurum banka mevduatlarında da kendisini gösteriyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre yurtiçinde yerleşik olan kişilerin toplam 110 milyon 927 bin banka hesabı bulunuyor. Verilere göre içinde 1 milyon TL ve üzerinde bakiye bulunan hesapların sayısı 239 bin 502. Yani banka hesapların sadece binde 2’si büyük balıklara ait.

BİNDE 2’LİK AZINLIK TOPLAM MEVDUATLARIN NE KADARININ SAHİBİ?

BDDK nisan ayı verilerine göre yurtiçinde yerleşiklerin bankalarda toplam 2 milyar 789 milyon 703 bin lirası bulunuyor. Bu paranın 1 milyar 551 milyon 42 bin lirası ise milyoner hesapların elinde. Başka bir deyişle toplam hesap sayısının binde 2’sini elinde bulunduran azınlık hesapların içindeki bakiyenin yüzde 55,6’sını kontrol ediyor.

MİLYONER SAYISI NASIL DEĞİŞTİ?

Mevduatların yaklaşık yarısı yabancı para veya altın şeklinde tutuluyor. Böylece dolar, avro veya altın değerinde artış yaşandığında hesapların lira cinsinden büyüklüğü de artıyor. Türk Lirası cinsinden mevduat sahipleri ise liradaki ortalama yüzde 7’lik faiz veya katılım payından nemalanıyor. Döviz ve altın değerindeki artışlar kriz dönemlerinde milyonerlerin sayısında sert artışlar meydana getiriyor. Ocak ayında milyoner hesapların sayısı 203 bin 479 iken, bu sayısı nisan ayına gelindiğinde 239 bin 502’ye yükseldi. Öte yandan BDDK 1 milyon TL üzerine ayrıca bir kategori oluşturmadığı için on milyoner, yüz milyoner veya milyarder hesapların sayısı bilinmiyor.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.