Berat Onur

Berat Onur

yazar

KORONA FIRTINASI

A+A-

Virüsten fırsat çıkaranlar var mı? Pump&Dump yani önce piyasaları şişirip (Pump) sonra nasıl söndürüldüğünü (Dump), Bitcoin ve diğer kripto paralar üzerinden çok önceleri anlatmıştım. Ve de eklemiştim; birileri küresel düzeyde sosyal medya, ana akım medya üzerinden kitleleri manipüle ederek nasıl kazançlar sağlayabildiğini gördü ve yeni versiyonlarına karşı uyanık olunması gerekmektedir. O zaman ki yazımın linkini yazının sonunda bulabilirsiniz.

Şimdi dünyanın başına musallat olan ve Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan Koronavirüs ile nasıl gelişmeler yaşandığını ele alalım. Konulara hiç bir zaman komplo teorisi açısından yaklaşmadığım gibi bu konuyu da olgular, yaşananlar, sonuçları ve etkileri açısından değerlendireceğim.

Bu Virüs üretilmiş değildir ama geleceği de biliniyordu:

İnandırıcı bulduğum konunun uzmanı bilim insanlarının hiç istisnasız söylediği gibi, bu laboratuvarda bio-silah olarak üretilmiş bir virüs değildir. Ancak başka bir gerçek de, yeni bir Koronavirüsün günün birinde doğal olarak ortaya çıkacağının bilinmesidir.

Öyle ki, 2002 yılında ortaya çıkan SARS salgını sonrası hem Çin’de hem de dünyanın birçok başka yerindeki laboratuvarlarda Koronavirüsler üzerinde birçok araştırma çalışması yapıldı. Bilimsel yayınlardan çıkardığım sonuç, neredeyse 40 binin üzerinde (belki de daha fazla) yarasa kesip biçilerek doğadan değişik tiplerdeki Koronavirüsler toplanmış ve mutasyonları da gözlemlenmiş.

Virüsün insan bedenindeki genel etkileri de bilindiğinden günün birinde yine vahşi hayvan kaynaklı mutasyona uğramış ve bulaşıcı bir virüsün ortaya çıkacağı ayan beyan biliniyordu. Zaten sır değil, bu konuda birçok Pandemi konferansı yapılmış ve Bill Gates bile bir TedX konuşmasında anlatmış. En son New York’da Ekim ayında Event 201 adlı bir konferansta nasıl bir küresel etki oluşturacağının da simülasyonunu yapmışlar.Yazının sonunda bu konferansa ait web adresini bulabilirsiniz.

Fırtınayı Kovalamak ve Yakalamak:

Amerikalıların bilinen bir deyimi vardır. ‘Chase the Storm’ yani fırtınayı kovalamak. Bu deyim, olacağı bilinen bir doğa olayından maksimum faydayı sağlamak anlamında kullanılır. Yani mevsimi gelince yine ortalığı kasıp kavuracak bir fırtınanın geleceğini bilirsiniz ama asıl önemli olan o fırtınayı kendi lehinize nasıl maksimum fayda ile kullanacağınızdır.

Hatırlarsanız en son ABD’nin doğu kıyılarını vurması beklenen fırtına arkasında nasıl da büyük bir medya gürültüsü çıkartılmıştı. İnsanlar neredeyse fırtınanın kıyamet günü kadar etkili olacağını bir sürü yalan sosyal medya haberleri, dezenformasyon ve korku algısı ile inandırılmış, borsalar çökmüş, USD diğer para birimlerine karşı değer kaybetmişti. CNN muhabiri canlı yayında tüm dünyaya fırtınanın ne kadar şiddetli olduğunu anlatmaktaydı.

Neyse ki korkulan olmadı, insanlar önlemlerini aldılar ve medyanın karamsarlığından çok daha az hasar oldu. Ancak o süreçte birileri, özellikle de bu korku iklimini pompalayanların, finansal piyasalarda nasıl pozisyonlar açıp kapadığı belirsizdir.

Küresel Kuruluşların Perişan Hali:

Şimdi bugüne gelelim. Doğal olarak geleceği bilinen bir virüs var ortada. Vahşi hayvanlardan bulaştığı malum ve daha önce de Çin’deki gayri-insani beslenme alışkanlıkları nedeniyle salgına dönüşmüşlüğü de vardır. Aynı riski barındıran ve sürekli mutasyon geçiren bir virüs olmasına rağmen önlemler gevşek alınıyor. Virüsün Wuhan’da ilk olarak Kasım ortasında hastalar çıkarmasına rağmen malum küresel medyanın yoğun ilgisi ancak Ocak ortalarında artıyor ki zaten o zamana kadar virüs çoktan Wuhan’ın dışına bulaşmaya başlıyor.

Ve beraberinde ciddi oranda artan sosyal medya dezenformasyonu yanında Dünya Sağlık Örgütü’nün biribiriyle çelişen birçok açıklaması geliyor.

Önce bu bir koronavirüstür ama sadece hayvandan insana bulaşıyor dediler. İşin ilginç tarafı koronavirüslerin daha önce insandan insana bulaşacak şekilde mutasyona uğramış oldukları zaten biliniyordu. Neden bu yanlış bulgu ile iki hafta dünya oyalandı orası da bilinmez.

Sonra aynı DSÖ, Çin’in virüsü kontrol edebildiğini ve yayılmasında risklerin azaltıldığını açıkladı. Tüm dünyaya çağrı yaparak Çin’i izole etmeye gerek olmadığı açıklamasında bulundu. Ancak Şubat’a gelindiğinde Küresel Acil Durum ilan etti ki, bu düzeyde bulaştırıcı bir virüs için tam neredeyse üç ay geçtikten sonra yapıldı. Şimdi de maskeli mi maskesiz mi tartışması yaşanıyor.

Uluslararası kurum olarak Dünya Sağlık Örgütü, salgının devasa boyutlara ulaşmasında önemli bir ihmaller zincirinin aktörü olmuştur. Bu süreçte nal toplayan tek uluslararası kurum sadece DSÖ değildir. IMF de neredeyse her ülkenin kendi bacağından asılacağını anlatırcasına cılız önlemlerle sahaya çıkmıştır.

Küresel Finans Sistemi’nin Günah Keçisi:

Tüm gelişmiş ekonomilerdeki para basma yarışı, zaten 2020 yılında gelme ihtimali çok yüksek olan küresel bir borç krizinin suçlusu olarak Koronavirüsü gösterecek bir hal almıştır. 2020 yılına girerken önemli bir küresel borç krizine doğru gidildiğinin işaretlerini önemli ekonomistler vermekteydiler.

Şirket borçlanma tahvillerinin 10 trilyon dolar seviyelerini aşması, tüm şirketlerin içinde ancak 10 şirketin AAA rating seviyesinde bulunması, ABD 10 yıllık hazine tahvillerinin dengesiz aşağı doğru seyri ve 2008 krizindeki gibi paçavra şirket tahvillerinin iyi ratingli şirket tahvilleri ile aynı sepete konularak türev finansal ürünlerin arzının yükselmesi gibi sinyaller alarm veriyordu.

Diğer bir deyişle, zaten toparlanma umudu kalmamış küresel finansal sistem, çöküşün günah keçisi olarak Virüs salgınını seçmişti. Böylelikle küresel finans sisteminin tüm oyuncuları,bu iflasta sorumlu tutulmaktan sıyrılacaklarını hesaplıyorlardı. İşte bu durum yukarıda bahsettiğim fırtınayı kovalamaya güzel bir örnektir. Ancak fırtınayı kovalarken can pazarının içine düşecekleri hesapta yoktu sanki.

Avrupa Birliği’nin de, aslında birlik olmaktan çok uzak bir noktada oldukları salgın sırasında daha net anlaşıldı. Biribirinin parası ödenmiş sağlık araç ve gereçlerine el koyanları mı istersiniz veya Almanya/Avusturyagibi anında kendi kabuğuna çekilenleri mi? Sanırım AB’nin önemli başat gücü Almanya, aniden kendi derdine düşerken zaten AB projesinin de gerçek yüzüyle herkesin yüzleşmesini istedi. Harç bitti yapı paydos ilanı için virüs salgını uygun bir ortam yaratmıştır. Virüsün bize öğrettikleri adı altında, AB’nin gerçekleşmeyecek bir rüya olduğunu anlatacakları günler yakındır. İşte size başka bir fırtınayı kovalama örneği.

Çin şeffaflık testinde sınıfta kaldı:

Ekim ayındaki Event 201 toplantısında, Çin’in küresel bir salgın durumunda dünyayla şeffaf bilgi paylaşımı konusunda işbirliği için taraf olduğunu anlıyoruz. Wuhan’da salgının ortaya çıkması ile birlikte hızla bilgi paylaşıyor gibi görünen Çin’in; şeffaflık konusunda sınıfta kaldığı ortaya çıkmıştır. Hem virüsün klinik bulgularını anlık paylaşma hem de virüsün Çin sınırlarının dışına çıkartılmaması konusundaki etkisizliği bugün daha iyi anlaşılıyor.

Ayrıca ne hikmetse 80 bin vaka sayısına 25 günde ulaşan 1.5 milyarlık nüfusu olan ülkede, vaka sayısı bir anda bıçak gibi kesiliveriyor. Çin tarafından desteklendiği aşikar birkaç haber sitesi, gelişmiş ülke güzellemeleri ile Çin’in nasıl da bir anda virüsü teknolojik olarak durduğunu külahımıza anlatsınlar.

Dünyanın en gelişmiş sağlık sistemine sahip ülkeleri bile böyle bir mucize yaratamazken, hayvan pazarlarından anladığımız kadarıyla,hijyenik olmayan yaşam koşullarına sahip yüz milyonların yaşadığı ülke bir anda salgını durdurmayı başarıyor, öyle mi?

Zaten her ülke yapılan test sayısını açıklarken, Çin bu konuda herhangi bir bilgi paylaşmıyor. Hatırlarsanız; kısa sürede sonuç veren yeni testler çıkana kadar bir testin sonucu 1 günden fazla sürüyordu ve çok sınırlı sayıdaydı. Acaba Çin kaç kişiye test yapabildi ve gerçekte kaç insan virüs nedeniyle yaşamını yitirdi?Cevapları sanırım 5-10 yıl sonra öğrenebileceğiz.

Ama öte taraftan Çin de fırtınayı yakalamak adına kendi propagandasını teknolojik gelişmişliğini dünyaya haber servis ederek yapıyor. Yine de bu telaş geride kaldığında, uluslararası sistemin ana oyuncuları bu günlere geri dönerek, Çin ilebina ettikleri küresel yapının muhasebesini yapacaklardır. Çin için yaşamsal öneme sahip Kuşak ve Yol projesinin akibeti belirsiz hale gelmiştir.

Bir görünmez zerrecik virüsün etrafında daha çok hesaplar dönüyor ama bir gerçek var ki herkes bu salgından korunmak için önlemini en iyi şekilde almalı.

Geleceği bilinen bir virüs etrafında fırtınayı kovalama hesabı yapanların en beklemediği şey; fırtınanın kendisinin hakikaten de fena olmasıydı.

Geçen sene yapılan simülasyonlarda küresel olarak normal bir grip salgınının iki katı olan %0.6 ölüm oranı hesaplanmış ve salgının 18 ay gibi daha geniş bir zaman diliminde etki göstereceği düşünülmüştü. Salgının küresel sisteme maliyetini yarım trilyon dolarlık küçülme olarak öngörmüşlerdi. Böylesine hızlı tırmanışa geçen ve gelişmiş ülkelerin dahi sağlık sistemini tehdit eden bir salgından ziyade orta derece şiddetli ama yine de olası küresel bir mali krizden sorumlu tutulacak bir hal alacağını düşünmüşlerdi.

Gelinen duruma bakınca, Ocak ayında Çin’in ve DSÖ’nün ölüm oranını %3 civarında açıklamasının ardından, küresel paniğe dönüşen ve bir anda yaklaşık 5 trilyon dolara yakın maliyet hesaplanan hergün faturanın daha da arttığı ciddi bir salgına dönüştü. Ülkelerin salgın vefat sayılarını biribirinden farklı raporlaması da cabası oldu. (İddialara göre İtalya Covid pozitif tüm vefat vakalarını salgın dahilinde raporlarken, Almanya başka hastalığı olmayıp da sadece Covid pozitif olan vefatları raporlamaktadır)

Allah’ın takdiri diyeyim veya doğanın bir cilvesi deyin, böylesine fena mutasyona uğramış bir virüsü beklemiyorlardı. Öngördükleri kuluçka süresinden daha uzun, bulaşıcılığı yüksek, akciğerlerde enfeksiyon hızı fazla ve semptom göstermeyen insanların taşıyıcı olduğu bir virüs olarak ortaya çıktı. Batı dünyasının virüsü hafife alan ilk yaklaşımları, biz bu virüsleri zaten tanıyoruz anlayışından kaynaklanıyordu.

Mutasyona uğramış yeni bir virüs gelir, bu fırtınadan da maksimum fayda çıkaralım diye düşünen küresel oyun kurucular, maalesef herkes gibi, can pazarının içine düştü.

Salgında yaşamını yitiren tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet ve yatan tüm hastalarımıza acil şifalar diliyorum. Tüm sağlık çalışanlarının üstün çabalarını ben de buradan alkışlıyorum.

Umut edelim ki en kısa zamanda dünya bu musibetten gerekli dersleri çıkartarak kurtulmuş olsun. Sonrasında nasıl bir dünya bizi bekliyor, o da başka bir yazı konusu olsun.

Linkler:

13.Eylül.2018 tarihliyazı: http://www.ngazete.com/fiyati-sisir-ve-elindekini-bosalt-pump-and-dump-192yy.htm

Event 201 Websitesi: http://www.centerforhealthsecurity.org/event201/about

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.