1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Anıl Çeçen

  3. Kızıl Elma mı? Sarı Ayva mı?
Prof. Dr. Anıl Çeçen

Prof. Dr. Anıl Çeçen

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kızıl Elma mı? Sarı Ayva mı?

A+A-

Sovyetler  Birliği zamanında kurulan  Kızıl  Ordu Rus emperyalizminin en büyük gücü olarak görev yaparken ,kendisini dünya kamuoyuna sempatik göstermek üzere bir de Kızıl Ordu korosu kurmuştu .Sovyetler Birliği ile beraber Kızıl Ordu da tarihe karıştı ama bu koro hala varlığını sürdürmektedir . Yeni dönemde  dünyadaki Rus imajını düzeltmek üzere  kullanılan bu koro  zaman zaman Türkiye’ye de gelmektedir. Son zamanlarda Kızıl Ordu korosuna benzer bir biçimde bir de Kızıl Elma korosu ortaya çıktı .Ne zaman Türk kamuoyunda ülkemizin ulusal çıkarları gündeme gelse  bu kızıl elma korosu hemen Bizans basınında  kızıl elma şarkılarına başlıyorlar ve Türkiye’nin kamuoyunda ulusal bir  çizginin oluşumunu ellerinden geldiği kadar engellemeye çalışıyor .Batılı ülkelerin emperyal çıkarları doğrultusunda görev yapan bu kızıl elma korosu ,Türkiye’nin ulusal çıkarlarına sahip çıkmasını önlemek için her türlü ulusalcı ve milliyetçi gelişmeye karşı çıkıyor ,bu tür gelişme ya da girişimleri hemen kızıl elmacılıkla suçlayarak  Türk halkının gözünden düşürmeğe çabalıyor .Emperyalizmin Truva atı görevini üstlenmiş olan kızıl elma korosu kendilerine verilmiş olan psikolojik savaş misyonu doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti ulus devleti ile Türk milletinin ulusal çıkarlarının önünün  kesilmesi doğrultusunda  her türlü girişimi ellerindeki medya silahı ile yerine getirmeğe çalışıyor.Bu yüzden Türk milleti Kızıl ordu korosunun yanı sıra  şimdilerde bir de  kızıl elma korosu ile uğraşmak zorunda kalmaktadır .

             Türk milletinin var oluş tarihi açısından son derece kutsal bir kavram olan kızıl elma ,günümüzde emperyalizmin psikolojik savaş kavramı olarak kullanılmakta ve Türk milletinin bütünüyle küresel emperyalizme teslim  olması için  milliyetçi ve ulusalcı çevrelere karşı  suçlayıcı bir silah olarak  kullanılmaktadır.Küresel emperyalizm Türkiye Cumhuriyetini yok edecek bölgesel planlarla  ülkemize yönelik saldırılarını artırdıkça , Türk milletinin bağımsız devlet kurmasını sağlayan  Kuvayı Milliye akımı yeniden gündeme gelmekte ve  Türkiye’nin ulusal çıkarları  milliyetçi ve ulusal çevrelerce  bu doğrultuda korunmakta ve savunulmaktadır .Böylesine bir ulusal savunmadan rahatsız olan ve ülkede var olan ulusal savunma refleksinin gündeme gelmesini istemeyen emperyalizmin işbirlikçisi  mandacı  çevreler yazı yazma  ve konuşma  olanağına sahip oldukları Bizans medyası aracılığı ile  hem Türkiye’ye saldırılarına devam etmekteler hem de  ulusal savunma refleksini kullanan Kuvayı Milliyecilere Kızıl elma  suçlamasını yapmaktadırlar .Aslında Kuvayı Milliye anlayışı ile Kızıl Elmacılığın farklı  kavramlar olduğunu bilmelerine rağmen emperyalist çıkarlar ve kendilerinin işbirlikçi tutumları nedeniyle  bu iki farklı kavramı kasıtlı olarak karıştırmaktalar ve böylece halk kitleleri arasında ulusalcılığın yükselmesini önlemek istemektedirler .Emperyalist merkezler tarafından detayları hazırlanmış bir  psikolojik savaş doğrultusunda , Kuvayı Milliyeciliği Kızıl Elmacılık gibi göstererek , Türk ulusunun bütün fertleri ile yeni bir Kuvayı Milliye mücadelesine kalkışmasının önü kesilmek istenmekte ,Türkiye Büyük Orta Doğu ,Büyük Avrupa ya da Büyük İsrail projeleri doğrultusunda  yönlendirilmeğe çalışılmaktadır .

            Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Büyük önder Atatürk ,Türkiye Büyük Millet Meclisini açarken yapmış olduğu konuşmada kesinlikle Panturanizm ve Panislamizm politikalarına karşı olduklarını ,yalnızca Misakı Milli sınırlarını koruyacaklarını ve bu sınırlar içerisinde bağımsız bir devlet kuracaklarını,milli sınırlar dışında Osmanlı İmparatorluğu gibi hiçbir emperyal amaç ya da macera aramayacaklarını  ,yurtta ve dünyada barışı savunacaklarını açık bir dille ifade etmiştir .Bu doğrultuda gerçekleşen Kuvayı Milliye mücadelesi  batı ülkelerinin emperyalist ordularını vatan topraklarından kovarak Türk milletinin bağımsızlığına dayanan Türkiye Cumhuriyetini  ilan etmiştir . Tam bağımsız Türk devleti bir Kuvayı Milliye mücadelesi ile başarılmıştır . Yeni bir yüzyıla girerken artan emperyalist saldırılara karşı bu devlet yeni bir Kuvayı Milliye mücadelesi ile  korunacaktır .Günümüzün Türk toplumunu oluşturan büyük çoğunluk böylesine bir ikinci Kuvayı Milliye mücadelesinin zorunluluğunun farkında ve bilincindedir . O nedenle Türkiye’nin her bölgesinde vatanı ve cumhuriyeti korumak için tıpkı I9I9 larda olduğu gibi  Kuvayı Milliye örgütlenmeleri  gerçekleştirilmektedir .Bu doğrultuda arayışlar  giderek artmakta ve  bir milletin yeniden uyandığının göstergesi olarak kamuoyuna yansımaktadır .Emperyalistlerle işbirliği yapan mandacı çevreler bu durumdan çok rahatsız oldukları için Türk milletinin ulusal direnişini  Kızıl Elmacılık ile suçlayarak kamuoyu önündeki yükselişi kırmak istemektedirler . Kuvayı Milliye mücadelesi ile Kızıl elmacılık arasında hiçbir bağlantı bulunmamasına rağmen  teslimiyetçi mandacılık  doğrultusunda  milli ve ulusal duruş mahkum edilmek istenmektedir .

            Kızıl Elmacılık ,Türkiye Cumhuriyetini kuran Kuvayı Milliye mücadelesi öncesinde ortaya çıkmış bir idealizmdir .Rus ve Osmanlı İmparatorluklarının yıkılma döneminde  dünyanın jeopolitik merkezi olan Avrasya kıtasını ele geçirmek isteyen Panturanistlerin ideali Kızıl Elma kavramı ile ifade edilmiştir .Budapeşte’den Pekin’e kadar olan Avrasya bölgesinin nüfus çoğunluğunun Turani kavimlerden gelmesi nedeniyle ,Avrupa kökenli milliyetçilik bu bölgeye Turancılık olarak yansımış ve  idealini de Kızıl elma simgesi ile ifade etmiştir .Bu nedenle  Kızıl Elma kavramının bir   Avrasya hegemonyasını  anlamlandırdığı söylenebilir . Böylesine emperyal içerikli bir kavramın Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlık ve egemenliğinin savunulmasını amaçlayan Kuvayı  Milliye mücadelesi ile hiçbir  ilgisi yoktur .Hal böyle olmasına rağmen Kızıl Elma korosunun Kuvayı Milliyenin önünü kesmek için kavram saptırmasına devam ettiği görülmektedir .Eğer bu ülkede Kuvayı Milliyecilik kızıl elmacılıkla suçlanacaksa o zaman  emperyalizmle işbirlikçi mandacılık da  sarı ayvacılıkla  suçlanacaktır . Sarı rengi eskiden beri patronlara teslim olmuş işbirlikçi  sendikacılığı  ifade etmek için kullanılmıştır . Patronlara teslim olan sendikalar nasıl sarı sendikalar ise , emperyalist  patronlara teslim ol an mandacılar da o kadar sarı işbirlikçidir .Bir anlamda ayvayı yemişlerdir .Teslim oldukları için  hapı yutmuşlardır .Bu nedenle işbirlikçi mandacılara  sarı ayvacılar  adı verilebilir .Onlar sarı sarı liralara  kendilerini satmışlar ,sararıp solmuşlar ve ayvayı yemişlerdir .Şimdi daha kötü bir anlamda ,teslimiyetçiliği Türk milletini kabul ettirebilmek için sarı ayvacılığa devam etmektedirler .Kendilerinin sarı ayvacılığı belli olmasın diye Kızıl Elma korusu olarak bağırıp çağırmakta  ve gerçek vatansever Türklerin öncülüğündeki Kuvayı Milliyeciliği Kızıl Elmacılıkla suçlamağa devam etmektedirler. Artık Kuvayı Milliyeciler de mandacı işbirlikçilere karşı sarı ayvacılık suçlamasını yapma hakkına sahip olacaklardır .Kuvayı Milliyecilik Kızıl Elmacılık değildir ama işbirlikçi mandacılık düpedüz sarı ayvacılıktır .Sarı ayvacılar kendilerini sattıkları gibi bu ülkenin ve Türk vatanının satılmasını sağlayamıyacaklardır çünkü Kuvayı Milliyeciler buna izin vermeyeceklerdir . Yeniden Kuvayı Milliye başlamıştır ve  birincisinde olduğu gibi ikincisinde de amacına ulaşacaktır. Hiçbir sarı ayvacı  böylesine kutsal bir mücadelenin önüne geçemez.

Önceki ve Sonraki Yazılar