Mahir Temur

Mahir Temur

İsmail Saymaz Haklı Ama…

A+A-

Hangi görüşü savunuyorsanız savunun ama inanın AK Parti’nin “mimli savunucuları” gibi savunmayın!

Bir siyasi parti var olduktan sonra “VAR” olan bu mimli tiplerin aynı parti içerisinde güç savaşları nedeniyle farklı hücrelere bölünmesinin de nedeni açıktır.

Bu tiplerin görüşleri yoktur.

Fikirleri yoktur.

Belki bilgi sahibidirler ama bildiklerini asla açık etmezler.

Edemezler!

Sözde akademisyen ama özde sadece “VAR” olma sebepleri ne derse onu derler.

Hadi gelin gazeteci İsmail Saymaz ile isminin başında “doçent” yazan şahsın tartışmasını “VAR” a götürelim.

Süper Lig’deki bu kötü hakemler dahi VAR’a gidince sırt numarası olmayan bu “doçent”e sırf görüntüsünden dolayı ilk sarıyı gösterirdi.

Allah aşkına şu fotoğrafa bakar mısınız?

whatsapp-image-2020-01-05-at-14-33-54.jpeg

Katıldığı programlara bakın, hep aynı duruş hep aynı “kabadayımsı” ifade…

Sürekli kendini yere atan futbolcular gibi sürekli “kavga” çıkaracak kategorisindeki bir tip!

Hukuk üzerine eğitimler almış ama sürekli 30 yıl önceye 40 yıl önceye ve genel hatlarıyla Cumhuriyet’in kurucuları ile ilgili sıkıntıları var.

Konu ne olursa olsun, kendisine karşı çıkacağı bir ortam buldu mu kahve ağzıyla ilkokul mezunu yıllarına dönerek kulaktan dolma bilgilerle Atatürk’e, arkadaşlarına, CHP’nin 20 yıl önceki hallerini, 30 yıl önceki hallerini, 40 yıl önceki hallerini anlatmaya başlar.

Amaç tamamen “kavga” çıkarmak!

Bu “doçenti” al yemek programına koy yine fark etmez, yadırgamazsın!

Türkiye’nin en kötü hakemi dahi VAR’a gitse bu arkadaşa hiç konuşmadan sadece bu görüntüden sarıyı çakardı, açıklama yapmasını beklemeden!

Tekrar VAR’a dönelim…

Konu İran’ın neredeyse 3. kritik adamının ABD tarafından öldürülmesi.

Ama bu ilkokuldan mezun olmuş “doçent” şu engin bilgilerini sıralıyor:

İran’ı düşmanlaştıran, şeytanlaştıran bu ülkede Kemalistlerdi. İkide bir hadi İran’a hadi İran’a diye Müslümanlara hakaret ediyorlardı…”

Bunun üzerine yaptığı haberlerle mesleğiyle ön plana çıkmış ve tamamen kendi zekâsıyla o programa davet edilmiş gazeteci İsmail Saymaz, “Kemalistler aynı zamanda Müslümandır. Bu ülkede İslamcılar marjinal azınlık bir akımdır. Müslümanlar çoğunluktur. Bu ülkenin yüzde 99’u Müslümandır ama İslamcılar yüzde 10’un altındadır” diyor.

Kendi zekâsıyla o programda olmadığını tüm Türkiye’nin bildiği bu ilkokul mezunu “doçent” hemen 20 yıl önceye gidiyor.

“O yüzden başörtüsüyle üniversiteye sokmuyordunuz” diyor!

Bu entelektüel programı Türkçe altyazı izleyen her hangi bir dünya ülkesi bu replikleri duyunca ne düşünür?

VAR’dan çıkalım çünkü İran’dan Kemalizm’e atlayan ilkokul mezunu “doçent” sahadan atılmalıydı.

Normalde reklama geçilip kanal yönetimi tarafından “Kusura bakmayın, size ayırdığımız süre bu kadarmış maalesef” denmeliydi.

Reklamdan sonra da Habertürk’e konuk listesi verenlerin güncelleme yapması gerektiğini kıdemli Fatih Altaylı kendi üslubuyla köşesinde yazmalıydı.

Sahalardan ya da Habertürk ekranlarından sınırsız men alması gereken bu arkadaşın lakırdılarını yazmak istemiyorum.

İsmail Saymaz tabii ki haklıydı ama bence artık birilerinin dur demesi lazım.

Aklımızla alay edercesine “listeli konukların” olduğu programlara İsmail Saymaz gibi kendi zekâsıyla bir yerlere gelmiş insanların “bunlar varsa ben yokum arkadaş” demesi lazım artık.

Bunların amacı zaten “kavga” çıkarmak.

Şimdi o ilkokul mezunu olan “doçent” zil takıp oynuyordur.

Herhalde “yine” karıştırdım, diyordur.

Halk yine “kutuplaştı”, bu kutuplaşma bizim tarafa yarıyor, diyordur!

O yüzden diyorum, bu “listeli” tiplere inat, kanallara “liste” verin.

Bunlar varsa biz yokuz!

Yanlış anlaşılmasın, AK Parti’yi çok zekice savunanlar var.

Yeter ki bindirilmiş konuk olmasın!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.