Işın Erenoğlu

Işın Erenoğlu

yazar

İLK AKTARMA DURAĞI AY, YOLCU KALMASIN!

A+A-

Şimdi kulağa şaşırtıcı gelse de, bizim neslimiz şu anonsa şahit olacak; İlk aktarma durağı Ay, içerde yolcu kalmasın! Aklıma muzip şekilde, hep metrobüs Söğütlüçeşme durağını getirse de, gezegenlere ulaşmak isteyen insanlığın ana aktarma durağı Ay olarak planlanıyor! Hatta bugün Çin ve Amerika arasında süregelen ticaret savaşları, gelecekte Ay’da üs kurma savaşlarına evrilebilir. 

 

Sebebine gelince, uzaydaki insan medeniyetinin yani, Dünya dışındaki gezegenlerde insanlığın yerleşimi ve ilgili araştırmaların önünde duran en büyük sorun, Dünya atmosferinden fırlatılan roketlerin maliyetinin çok yüksek olması ve risklerinin bulunmasıydı. Çünkü dünyadaki yerçekimini yenmek ve atmosferden sürtünmeye rağmen çıkabilmek için gereken enerji ve dolayısıyla yakıt modülünün ağırlığı ve hacmi oldukça fazlaydı. 

Peki bu problem nasıl aşıldı? derseniz... 

Ayın güneyinde, sürekli gölgede kalan kraterlerin buz miktarının, daha önce öngörülenin çok üstünde su rezervi taşıdığı ispatlandı. NASA’nın ay keşif uydusu(LRO), son on yıldır Ay’ın etrafında binlerce yörünge geçişi yaptı. İlk defa Ay’ın güney kutbuna en yakın noktadan geçerek, bilim adamlarına topoğrafik, sıcaklık ve buz olarak suyun bulunduğu noktaların kesin bilgilerini verdi[1]. 

Dünya’nın ekseni 23.5°, Ay’ın ekseni 1.54° eğik olduğu için, Ay’da, Güneş, hep ay ufuğunda görünüyor ve güney kutbundaki derin noktalarda, güneş radyasyonu içermeyen, çok uzun yıllar öncesine ait buz formunda su bulunuyor. Bu noktalardaki sıcaklık -248 °C[1]. 

Su rezervi ile roketlerin ne ilgisi var? diyeceksiniz, 

Ay’da bulunan su rezervinin, Ayda kurulacak üssün ihtiyaçlarını karşılayacağı düşünülüyor. Uzun dönem araştırmalarında, içmek, cihazların soğutulmasında kullanmak, nefes almak, roket yakıtı yapmak ve Güneş sisteminin daha uzak noktalarına ulaşmak için kullanılacak su, çok kritik bir kaynak. Ayda Dünya’ya göre atmosfer olmadığı için, sürtünme ve çekim kuvveti( 1/6’sı kadar) çok daha az. Dolayısıyla Ay’dan Mars’a ve diğer gezegenlere gitmenin maliyeti, Dünyadan Mars’a gitmenin maliyetinden çok daha düşük. Bu durumda Ay, insanlık için, uzay kapısının anahtarıdır! diyebiliriz. NASA, ayda kazanacağı üs tecrübesinin, daha sonra astronotlarını göndermeyi planladığı Mars projesi için, temel oluşturacağını açıkladı[1].  

Ay üssü devreye girene kadar kaç nesil geçer biz görmeyiz, diyorsanız yanılıyorsunuz! 

 

Konuyla ilgili NASA 2024 yılında, Ay’ın güney kutbunda sabit üs kuracağını ve bunun için çalışmalara çoktan başladığını açıkladı. Bu açıklamanın ardından Çin hemen harekete geçti, aynı şekilde Hindistan ve bazı Avrupa ülkeleri de aynı amaçla hız kesmeden çalışıyorlar. Mevcut durumun ay rekabetini körükleyerek, gelecekte teknolojisi ileri ülkeler arasında, yeni bir hakimiyet problemini doğurması olasıdır. Çin Ulusal Uzay Ajansı müdür yardımcısı Wu Yanhua, yakın zaman projelerinde, Ayın güney kutbuna araç göndererek, örnek toplayacaklarını ve bu örnekleri incelemek için dünyaya getireceklerini açıkladı[3]. Wu, aynı zamanda Ay toprağı kullanarak, 3D yazıcılarla, aydaki binalar yapılabilir mi diye düşündüklerini belirtti[3]. 

Burada önemli nokta, ay da su bulunmasının, insanlığın uzay stratejisini değiştirmiş olmasıdır! Çünkü gelişen teknolojiyle buz kristallerinden enerji ve su elde etmek artık mümkün. Aydaki yüksek güneş radyasyonu ile suyun hidrojen ve oksijen ayrıştırması sağlanırken, yakıt pili teknolojisiyle bununla elektrik  enerjisi üretilmesi planlanıyor[4]. 

Ayda üs kurmanın başka önemli sebepleri de var; 

Ayda uzun süre yetecek, enerji kaynağının bulunması ve aynı zamanda uzaydaki telsiz (RF) iletişimin Dünya’ya göre daha düşük güçle sağlanıyor olması, diğer gezegenlerden dünyaya veri gönderilmesi için önem arz ediyor. Çin ve Amerika, Ay’ı gezegenler arası iletişimde, internet aktarma merkezi olarak (interplanetary internet) kullanmayı planlıyor [5]. Ayrıca su dışında, ayda başka maden rezervleri de uzay madenciliği kapsamında araştırılıyor. Diğer bir nokta ise, uzay araçlarının görev süresini pil, depolanan itki malzemesi ve güneş panel ömürlerinin belirliyor olması. Örneğin, bir uydunun ömrü 15 yıl ise, bu süre onun pil ve enerji sistemi (güneş yokken pozisyon düzeltme için kullandığı itki malzemelerinin  tükettiği enerji, panel açısı değiştirme, verici ayarları vb.) ömrü oluyor. Aydaki yeni enerji kaynaklarıyla pillerin ömür problemi de ortadan kalkacaktır. 

Gelecekte var olmak isteyen ülkelerin, kendi teknolojisiyle, ay ve uzay yarışına katılarak, masada ben de varım demesi önemlidir. Çünkü teknolojik boyut farkı, ülkeler için belirleyici olacaktır. Günü başkalarının teknolojisini satın alarak kurtaran ülkeler, daha fazla geç kalmadan geleceklerini mutlaka kendi teknolojileri üzerine inşa etmelidir. 

Ömür bu biçildiği kadar, arkadan artsa da kumaş,   

Tekrar hayat biçilmiyor arkadaş!  

 

Referanslar: 

[1] https://www.nasa.gov/feature/moon-s-south-pole-in-nasa-s-landing-sites 

[2] https://sservi.nasa.gov/articles/its-official-water-found-on-the-moon/ 

[3] https://www.space.com/43000-china-moon-exploration-plans-research-base.html 

[4] http://www.bbc.com/future/story/20190201-how-easy-will-it-be-to-build-a-moon-base 

[5]https://www.researchgate.net/publication/328040351_Future_Architecture_of_the_Interplanetary_Internet 

Not: Fotolar alıntıdır. 

Önceki ve Sonraki Yazılar