1. HABERLER

  2. EKONOMİ

  3. İhracat Bildiğiniz Gibi Değil! Sahnede Rekor Şov, Kuliste Arıza Var
İhracat Bildiğiniz Gibi Değil! Sahnede Rekor Şov, Kuliste Arıza Var

İhracat Bildiğiniz Gibi Değil! Sahnede Rekor Şov, Kuliste Arıza Var

Avro/dolar paritesindeki düşük seyre rağmen Türkiye ihracatını artırmayı sürdürüyor.

A+A-

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Mayıs 2019 ihracat verilerine göre, geçen seneye göre mal ihracatı (Özel Ticaret Sistemi – ÖTS) yüzde 12.2 artarak 16 milyar dolar oldu.

Genel Ticaret Sistemi (GTS) adı verilen daha geniş tanımlı ihracat da yüzde 11.5 artarak 16.8 milyar dolarla aylık düzeyde tüm zamanların rekor tutarı olarak kaydedildi.

Yılın ilk beş ayında ihracat GTS kayıtlarına göre yüzde 5.4 artarak 76.6 milyar dolara, ÖTS kayıtlarına göre yüzde beş artarak 72.7 milyar dolara yükseldi.

HADLERDE SORUN VAR

Bu olumlu gelişmelere rağmen Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı dış ticaret hadlerine bakıldığında ucuza mal sattığımız görülüyor. Yani Türkiye daha çok mal satıyor ama daha az döviz kazanıyor.

Üstelik ithalatın hızla gerilemesine karşın dış dengede birim değerde durum aleyhimize işliyor. İlk beş aya baktığımızda TL'nin hızlı değer kaybına karşın ihracatın hızlı artmadığı görülüyor.

Nitekim mayıs ayında miktar bazında ihracat yüzde 34 artarken tutar bazında yüzde 11-12'lerde kalındı.

Dış ticaret endekslerine göre de Türkiye'nin dış ticaret haddi 2019'un ilk çeyreğinde dört puan azalarak 101.3'e geriledi.

Söz konusu düzey geçen yılın son çeyreğinde de 4.8 puan azalışla 102.3 puana inmişti. Dış ticaret haddi ihracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyel hesaplanıyor.

Dış ticaret haddinin düşmesi birim değer başına daha ucuz mal satıp daha pahalı mal alındığını gösteriyor.

AYNI HIZA ULAŞAMADIK

TÜSİAD ve Koç Üniversitesi Ekonomik Araştırma Forumu'nun (EAF) raporuna göre de Türkiye'nin mal ihracatı küresel eğilimden farklı olarak olumsuz ayrışıyor.  

Koç Üniversitesi'nden Sumru Öz'ün yaptığı çalışmaya göre, Türkiye’nin 2001 krizi öncesinde 30 milyar doların altında seyreden ürün ihracatı, kriz sırasında düşen iç talebi dış taleple karşılamaya çalışan şirketlerin de çabasıyla hızlı bir artış ivmesi yakaladı.

2008 itibarıyla 132 milyar dolara ulaşan ürün ihracatı, küresel krizin etkisiyle 2009 yılında 102 milyar dolara geriledi.

2011 yılında toparlanmakla beraber 2000 - 2008 dönemindeki artış ivmesini bir daha yakalayamadı.

SON İKİ YIL GERİ KALDIK

Türkiye’nin ürün ihracatı 2011 itibarıyla kriz öncesi değerini yakaladı, ancak sonraki yedi yıl boyunca 140-160 milyar dolar arasında dalgalandığını ve 160 milyar dolar sınırını TL’nin aşırı değer kaybettiği 2018 yılında geçebildi.

2000-2008 döneminde iki katına çıkarak yüzde 0.8’i aşan Türkiye’nin dünya ürün ihracatı içindeki payı, küresel krizden sonra bu oranı ancak 2012 yılında yeniden yakaladı.

Üstelik 2013-2016 arasında az da olsa artarak yüzde 0.89’a ulaşan Türkiye’nin dünya ihracatı içindeki payı, ürün ihracatının değer olarak büyüdüğü son iki yılda azalma eğilimine girmiş durumda.

Bu da son iki yılda dünya toplam ürün ihracatının Türkiye’nin ürün ihracatından daha hızlı arttığını ima ediyor.

KÖTÜ YÖNETİM İHRACATI VURDU

Araştırma notunun sonuçlarına göre, ürün ihracatının hızlı bir artış ivmesi yakaladığı 2000 - 2008 arasında Türkiye’nin dünya genelinden belirgin bir şekilde daha iyi bir ihracat performansı sergilediği, küresel krizden 2017’ye kadar olan dönemde ise dünyadaki genel eğilimden önemli ölçüde ayrışmadığı anlaşılıyor.

Türkiye’nin artmak bir yana 2017 senesinde azalmaya başlayan dünya toplam ürün ihracatı içindeki payı, son iki yıldaki ihracat performansının dünya genelinden daha kötü olduğunu gösteriyor.

Buna ek olarak, Türkiye ile GSYH (milli gelir) bakımından yakın büyüklüğe sahip olan ülkeler birlikte değerlendirildiğinde, ekonominin genel olarak iyi yönetildiği dönemlerde bir ülkenin dünya toplam ihracatı içindeki payını artırabildiği (örneğin Güney Kore), aksi durumda bu payın yerinde saydığı, hatta İtalya örneğinde olduğu gibi ciddi biçimde azalabildiği de ortaya çıkıyor.

Sonuç olarak, küresel kriz sonrasında Türkiye’nin ürün ihracatının toplam değerindeki artışın 2000 - 2008 dönemine kıyasla yavaşlamasının, dış ticarette dünya çapında görülen bir eğilimden çok Türkiye ekonomisine özgü olumsuzlukları yansıttığı söylenebilir.

İHRACATÇILAR KARARLARDAN RAHATSIZ

Kötü ekonomi yönetimin ihracatı etkilediği gerçeğini Ekonomik Araştırma Forumu'nun araştırması da not ediyor.

Ramazan boyunca iftar sohbetlerinde bir araya geldiğimiz ihracatçılar da alınan ani kararlardan rahatsızlıklarını dile getiriyorlar.

Yüksek teknolojili ürün ihracatı yapan bir firmanın kurucusu olan iş insanı, getirilen binde bir birlik kambiyo vergisi ve daha önce alınan ihracat gelirlerinin yurtiçine getirilmesi kararlarını şöyle yorumladı:

Ekonomi sıkıntıda. Ama çok şükür biz her ayın beşinde maaşları ödüyoruz. Borcumuz var ama döndürebiliyoruz. Fakat Hükümetimizin aldığı böyle kararlar bizi adeta arkamızdan vuruyor.

Yine başka bir ihracatçı firmanın patronu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın TÜSİAD YİK Başkanı Tuncay Özilhan'a yönelik söylemlerinden rahatsız olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanımız 'Dev fabrikalarınız var ne olur 5-10 işsiz insanı yanına alsan!' diyor. Keşke imkan olsa da hepimiz alsak. Ama bu söylem işsizleri bizim üzerimize sürmektir, çok tehlikel bir dil.

Hazır giyim sektöründe faaliyet gösteren bir başka ihracatçı ise, Hükümet'in sağladığı ancak bir türlü elde edilemeyen teşviklere dikkat çekerek, "Teşvik yorgunu olduk" yorumu yaptı.

Recep Erçin/Aydınlık

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.