Kerime Yıldız

Kerime Yıldız

İhbar Ediyorum: Yemekte Triliçe Vardı

A+A-

“Pür ateşim, açtırma benim ağzımı zinhar,

Zâlim beni söyletme derûnumda neler var!

Bilmez miyim ettiklerini, eyleme inkâr,

Zâlim beni söyletme, derunumda neler var!”

Son seçilmiş başbakan Ahmet Davutoğlu, 23 Ağustos’daki Sakarya konuşmasında, kendisini teröre destek olmakla suçlayanlara, Leylâ Hanım’ın bu şiirini hatırlatan bir üslûpla cevap verdi. “Serok Ahmet” diyen Devlet Bahçeli’yi ve terörün kasıp kavurduğu 2015 yazında arkasından iş çeviren partilileri kastettiğini de açıklayarak hem de.

Bugünlerde medyadaki yeri sallanan bir yazar, aynı güne tesâdüf eden (!) AK Parti’nin kuruluş yıldönümü kutlamasını değil, Davutoğlu’nun konuşmasını konu edinmiş. Sakarya programı, AK Parti’nin kuruluş yıldönümü kutlamasına alternatifmiş.

Sakarya programını hazırlayan Ayhan Sefer Üstün’ü arayıp sordum. Programın günü, bir ay öncesinden belliymiş. AK Parti’nin kuruluş yıldönümü 14 Ağustos olduğu hâlde 23 Ağustos’da yapılması, sonradan kararlaştırılmış. Kimin alternatif program yaptığı apaçık belliyken, böyle yazmak yazmak ayıp değil mi Ersoy Bey?

Gerçi siz, “Kerime Yıldız’ı tıklayınca Selçuk Özdağ çıkıyor.” diyecek kadar mâlûmatfuruşsunuz. Şaşırmadım.

Ersoy Bey’e göre, Davutoğlu, Erdoğan’ı tehdit ediyormuş. Bu, bir fetö taktiğiymiş.

Konuşmayı dinlemiş olmasam “belki” diyeceğim ama açık ve net olarak Davutoğlu’nun hedefi, teröre destek verdiğini söyleyen Bahçeli ve 2015’in terör günlerinde Ak Parti’de arkasından iş çevirenlerdi.

 

Fakat Yeni Akit’deki haberi görünce Ersoy Dede’yi hoş gördüm. Neticede salonda değildi ve konuşmanın tamamını dinlemedi.

Yeni Akit, Sakarya Yenihaber Gazetesi'nden Mustafa Ali Aykol’un, “Davutoğlu'nun Sakarya Programında Gözlemlediklerim” başlığıyla kendi blog sayfasında paylaştığı yazıyı haber yapmış.

Aykol’un haberi şöyle:

“Davutoğlu masasına oturmuş, herkes yemeğini yemekteyken salonun tüm elektrikleri kesildi. Ortam tamamen karanlığa büründü. Bu anları kameraya aldım ve Davutoğlu'nu gözlemledim. Soğukkanlılığını hiç bırakmadan, etrafındaki kimseyle tek bir kelime konuşmadan yemeğini yemeye devam etti. Korumaları ve etrafındaki kişiler ellerindeki telefonların flaş ışıklarını yakarak masasını ve etrafını aydınlattılar. Daha sonra otelin jeneratörleri devreye girdi ve salona tekrardan elektrik verildi.”

Şimdi bundan ne sonuç çıkaracağız?

Daha çorbalar yeni geldiğinde sâniyeler süren bir elektrik kesintisi için Davutoğlu, etrafındakilere ne demeliydi? “Ay çok korkuyorum!” veya “Korkmayın ben buradayım!” falan mı demeliydi?

Davutoğlu’nun konuşmasını çarpıtanlara ve konuşmayı yok sayıp magazin gazeteciliği yapanlara yardımcı olayım:

Yemekte tatlı olarak triliçe vardı.

Alın size cillop gibi malzeme! Acaba toplantıyı düzenleyenler, ne demek istediler?

Ayıp! Vallâhi çok ayıp!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.