Sadullah Özcan

Sadullah Özcan

İdlip Ve Dünya Dengelerindeki Yerimiz

A+A-

Öncelikle Perşembe gecesi İdlip’te Rusya ve Rejim güçlerinin saldırıları sonucu şehit olan Mehmetçiklerimize Allah rahmet eylesin. Milletimizin başı sağ olsun. Rabbim sabır versin. Sözün bittiği yerdeyiz. Çok ciddi bir imtihandayız. Varlık savaşının ortasındayız.

Bugün dost bildiklerimiz düşman, düşmanlarımız dost kılığında.

Son gelişmeler 14 Şubat tarihli bu köşedeki “Hendek hesapları yarım kalanlar ve İdlip” yazımı hatırlattı.  “https://www.milatgazetesi.com/sadullah-zcan/hendek-hesaplari-yarim-kalanlar-ve-idlip/haber-230859

Türkiye’nin her açıdan hem millet olarak hem devlet olarak çok dikkatli olması gereken bir dönemdeyiz. Millet olarak birlik ve beraberliğimiz ile içinde bulunduğumuz girdaptan çıkacağız. Bölgemizde barış denizini sağlayacağız. Bunu bizden başka dünyada başarabilecek ne bir güç var ne de bunu hedefleyen var.

Unutmamamız gereken en önemli durum ise şu an tıpkı Osmanlının son döneminde olduğu gibi dünya çıkar çatışmasının ortasında olduğumuzdur.Tek farkla o dönem dağılmakta olan bir devlet idik. Güçler dengesi içinde varlığımızı devam ettiremedik. Fakat şimdi aynı güçlerin aynı hedeflerine karşı toparlanmakta olan tersine güçlü bir konumdayız.

Türkiye 40 yıl PKK terörü ile mücadele etti. Ülkenin geleceği konusunda umutsuzluğa düştüğümüz anlar oldu. Ülkenin bir bölümü kurtarılmış bölgelere döndü. Bu mücadele sırasında nice ocaklara ateş düştü. Halkımızın önemli bölümü terör belasının içinde kaldı. Niceleri evlatlarını teröre kaptırdı.

Gelinen noktada Türkiye terör belasını Hendek olayları ile birlikte içeride bitirdi. Sınırlarımızın dışına çıkarmayı başardı. Artık terörle mücadele sınır ötesinde yapılmaktadır. Türkiye’yi işgal girişimi olan 15 Temmuz darbesini millet püskürtmekle kalmadı bir daha içeride terör hayat bulamayacak şekle getirdi. 15 Temmuz’dan 15 gün sonra ise artık sınır ötesindeki terörle mücadeleye başlandı.

Gelinen noktada Türkiye her açıdan bataklığa dönen 100 yıl önce bizi parçalayan yamyamların cirit attığı Suriye girdabından kurtulmak zorundadır. Fakat bu girdaptan öyle olup bitenlere seyirci kalmakla kurtulamayız. Tam aksine olup bitene seyirci kalmak girdabın bizi yutmasını beklemekten başka bir işe yaramaz. Biz ne ABD’yiz, ne Rusya’yız ne İngiltere veya Almanya-Fransa’yız.

Bu girdabı ancak ve ancak direk içine girerek yok edebiliriz. Bu girdabı oluşturan bütün unsurları yok etmek zorundayız.

İdlip’teki gelişmeler üzerine son günlerde “Ne işimiz var orada” diyenlere şahit oluyoruz. Sırtında yumurta küfesi olmayan sıcak mahfillerde kahvesini yudumlayıp, sütlü çayını içip “Erdoğan” düşmanlığının verdiği kin penceresinden ahkâm kesenler neyin kafasını yaşıyor bilmiyorum.

Gelinen bu noktada bölgede barışın sağlanmasının tek yolu Suriye’de sükûnetin sağlanmasından geçmektedir. Suriye’de sükûnet ise Esed ve rejiminin imhasından geçmektedir. Bugün Esed ve rejimini ayakta tutan sadece Rusya ve ABD’dir. Son gelişmelerden sonra ülkemizde bulunan 4 milyon Suriyelinin ve sınırımıza dayanan 4 milyon insanın güven içinde evlerine geri dönmesi için Türkiye’nin mutlak surette Suriye’nin her noktasında güvence durumuna gelmesi kaçınılmazdır.

Buna engel teşkil edecek ABD ve Rusya öyle veya böyle yolumuzdan çekilecektir.

Yazıya oturduğum sıralarda gelen bilgilere göre son gelişmeler, bize patriod vermeyen ABD’nin en büyük Nükleer Denizaltısının Doğu Akdeniz’de dolanmaya başladığı bilgisi geldi. Türkiye’ye yardım için dolaştığını zannetmeyin. Tam aksine Türkiye zaafa düşüp ABD yılanına sarılması için. Tıpkı 100 yıl önce Osmanlı’nın hatalarına düşürüp kendilerine borçlu çıkarmanın fırsatını kolluyorlar.

Yarın Doğu Akdeniz’de NATO Denizaltı tatbikatını izleyelim. Niyetler daha net ortaya çıkar.

Kısaca uyarmakta yarar var. Gelinen noktada Suriye’de halkın güvencesi Türkiye’dir. Türkiye bu güvenceyi yerine getirmek zorundadır. Bunu yerine getirirken kararlı, kararlı olduğu kadarda sabırlı, sabırlı olduğu kadar da dikkatli-tedbirli olmak zorundadır. Bir daha şehit haberlerini kaldırmayız.

Biz millet olarak birlik ve beraberliğimizi koruyacağız ama A’dan Z’ye bütün yetkiler de bu birlik ve beraberliğin gereğini yerine getireceklerdir. Milletin birlik ve beraberliği devletin zafiyetlerini perdeleme gerekçesi olmasın.

Kalın sağlıcakla…

Önceki ve Sonraki Yazılar