Nuray Başaran

Nuray Başaran

İDLİB’DE B VE C PLANLARI…

A+A-

Milli Savunma Bakanı Hulisi Akar, Türkiye’nin İdlib’de B ve C planlarının olduğunu söyledi.

Zamanlama açısından doğru olan bu söylem, uygulama açısından da doğru olduğu takdirde,  bölgede Türkiye olarak söz sahibi olmaya devam edeceğiz. Ve sınırlarımızı terör unsurlarından korumak amacıyla çıktığımız yolda başarı elde edebileceğiz.

Zira İsrail İstihbaratına yakın DEBKA’nın ve batı basının dün yazdığım ve değerlendirdiğim haberlerine,  bugün El Cezire de eklendi. Ve El Cezire Televizyonu yaptığı yayında , ‘Rusya ve İran rejimle hareket ediyor’ haberleriyle bugün Türkiye’nin çok önemli bir strateji ile karşı karşıya olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Öte yandan dış basında bu haberler giderek artarken,  Türkiye’nin isyancılarla birlikte hareket ettiği yönündeki iddialar artık çok düşündürücü…

Hem Astana Mutabakatına , hem de İran’ın bugünlerde yaptığı, ‘Suriye ile Türkiye arasında arabulucu olabiliriz’ teklifi aşamasında, bunlar ne anlama geliyor?…

Yoksa İran’ın sınır ötesi operasyonlarını yöneten ve ABD tarafından öldürülen Kasım Süleymani’nin eğittiği Afgan milislerin bugün rejimle birlikte Türk askerine karşı savaştığını İran bilmiyor mu?

Aslında Türkiye bölgede hiçbir egemen gücün oyuncağı olmadan sınır güvenliğini korumak için hareket ettiği için çok titiz ve ‘çok haklıyız’ modunda davranıyor doğal olarak. Ancak bölgedeki savaş o kadar büyük ve stratejik ki; bu durumda iyi bir satranç ustası olmak ve oyunu kuralına göre oynamak gerekiyor.

Zira dünya basınında Türkiye’nin NATO ordusu olduğu algısı oldukça zayıfladığı ve artık ‘sehven’ bir NATO ordusu olduğu algısının yerleştiği bir dönemde,  bu durumun Rusya ile pazarlıkta elimizi zayıflattığı açık. Elimizin zayıf olmasından olsa gerek ki,  Rusya bize sadece İdlib’e ulaşan konvoylarımıza ateş açmama sözü verebiliyor.

Ayrıca Rusya ile masada ekonomik konuların da bulunması (doğalgaz anlaşması kapsamındaki ödemeler ve S-400 gibi) konular Rusya’ya güç kazandırıyor diye düşünüyorum.

Bölgedeki gelişmeler sürekli bir dostluğu ve sürekli düşmanlığı kabul etmediğine göre; bugünlerde ABD ile bu kadar ilişkilerimizi germemiş olsaydık belki masada daha güçlü olurduk. Elbette ABD’ye karşı da Rusya ve İran ilişkilerini doğru ve isabetli yönetmek mecburiyetindeyiz. Çünkü ülke çıkarlarımız bugün hiçbir tarafa yaslanamayacağımızı açıkça ortaya koyuyor. Bu nedenle Amerika ile Rusya ve İran ile ortak çıkarları doğru yönetmek,  bugün her zamankinden daha önemli… Artık Amerika ile iyi ilişkiyi ‘Amerikancılık’ olarak safsata algılar yaratmaya son vermenin de tam zamanı. Bu nedenle Hulisi Akar’ın Rand Corporation’un raporunu değerlendirirken kurduğu cümleleri çok önemsiyorum.

Sanırım son zamanlarda bazıları strateji ile karar ve uygulamaları birbirine karıştırıyor. Ve bundan dolayı büyük problem yaşıyoruz. Özellikle dış politikada. Satrançta bazen veziri almak için piyonu feda edebilirsiniz. Strateji uzun vadede riskler içerebilir. Ve karşı taraftan gelen ele göre oynarsınız. 

Mesela birkaç soru soralım:

-Bölgede Rusya ile çıkar çatışmamız, ABD’den daha mı az?

-Ukrayna düşse, Türkiye bundan etkilenmeyecek mi?

-‘İyi ki petrolümüz yok’ demek, bizi bölgedeki gelişmelerden gelebilecek tehlikeleri azaltıyor mu?

-Suriye’deki haritada ABD yok ama gerçekte de yok mu?

-Rusya’daki Yahudilerin kaçta kaçı doğrudan İsrail’e bağlı hareket ediyor? Ya Putin?

-Trump ve Putin’in arkalarında Yahudi lobisi ne kadar var?

-İran’ın içinde antisiyonist gurup kadar Yahudi etkisi ve onların yönettiği alanlar yok mu?

-İdlib’de TSK’ya karşı savaşan rejim güçleri arasında, her 3 kişiden biri Kasım Süleymani’nin eğittiği milisler değil mi?

-Esat güçleri ile İran Devrim Muhafızları birlikte savaşmıyor mu?

-NATO ile ortak çıkarlarımız burada hangi noktalarda?

-Çıkar ortaklığımız varsa neden kullanmıyoruz?

-Finlandiya’da Rusya’ya karşı ordu yığmaya başlayan NATO, bölgede neler yapabilir?

Soruları çoğaltabiliriz. Elbette bunların cevapları da basit ve tek. Çünkü doğru tek. Akar’ın dediği gibi B ve C Planları, her an uygulamaya geçebilir.

PEKİ, İDLİB NEDEN ÖNEMLİ?

Bir sonraki yazıda buna cevap arayacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.