1. YAZARLAR

  2. Doğan Satmış

  3. Gündemden Sıkılanlara Bir Everest Öyküsü
Doğan Satmış

Doğan Satmış

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Gündemden Sıkılanlara Bir Everest Öyküsü

A+A-

Doğan SATMIŞ

movpz2.jpg

Geçtiğimiz günlerde 10 günlük sıradışı bir gezi için yurtdışındaydım. Turizmle uğraşan bir grup genç arkadaşla, Nepal’e gittik ve dünyanın en yüksek zirvesi Everest Dağı’nın 5364 metre yüksekliğindeki Ana Kampı’na kadar süren bir yürüyüş yaptık.

Nepal yoksul bir ülke. Ancak başta 8848 metrelik Everest Dağı olmak üzere dünyanın en büyük dağları da bu ülkede olduğu için, dağ turizmi en büyük gelir kaynaklarından biri. Bu dağları gezmek için her yıl milyonlarca turist Nepal’a geliyor, önemli miktarda para harcayıp gidiyor. Böylece Nepal halkı da para kazanıyor.

Yüksek dağ köylerinde yaşayan ve Şerpa adı verilen yerel halk, bu dağlarda yürümeye veya tırmanmaya gelen batılıların yüklerini sırtlarında taşıyorlar. Yoksulluk diz boyu. Minicik ve incecik şerpalar, patika yollarda sırtlarında 50-70 kiloluk yüklerle dağları tırmanarak ancak geçinebiliyorlar.

Başta Amerika, Kanada, Avrupa, Avustralya gibi en zengin ülkelerden gelen turistler, Dünyanın bu en zor coğrafyasında asgari iki haftalık gezilere katılıyorlar, soğuk dağ köylerinde, hijyensiz bir ortamda, en kötü tuvaletlerde ve genellikle aç dolaşıp, bir kaç kilo vererek ülkelerine dönüyorlar.

Karşılaştığım bir İsviçreli kadına, “Sizin ülkenizde de dağlar var ve en lüks ortam da cabası. Neden Nepal’e geldiniz?” diye sordum, iki kelime ile yanıtladı:

“Burası doğal!”

Everest Dağı malum 8848 metrelik yüksekliği ile dünyanın en yüksek dağı. (Bu yükseklik o kadar çok ki, insanlar için ölümcül bir ortam demek.) Bu esrarlı dağ, çok yakınına kadar gitmedikçe kendini göstermiyor. Çünkü çevresi de, ona yakın zirvelerle dolu...

Bizim gittiğimiz Everest Ana Kampı (Base Camp) ise, bu dağın eteğinde 5364 metrelik yükseklikte. Ana Kamp’a genel olarak sadece dağ yürüyüşü (Trekking) yapanlar geliyorlar. Dağa tırmanmak için gelen dağcılar ise, bu ana kamptan tırmanmaya başlıyorlar. 5364 metrelik ana kamptan 8848 metreye çıkış için bu bölgede bir ay kalmak, vücudu bu ilkime alıştırmak (aklimatizasyon) gerekiyor. Tırmanmak için ödenen para da astronomik. Bazen 75 bin doları bile buluyor. Ama Ana Kamp’a kadar yürümek paralı değil. Sadece milli park giriş ücretlerini ödemek gerekiyor, o da çok ucuz.

Normalde Ana Kamp gitmek 2 haftalık bir patika yürüyüşü gerektiriyor. Bizim ekip bu geziyi 10 günde bitirmek için planladı.

Gezi İstanbul’dan Nepal’in Başkenti Katmandu’ya uçarak başladı. Katmandu’dan, Everest Dağı’na en yakın havaalanı olan Lukla’ya uçuldu. Ancak Lukla, yaklaşık 3 bin metre yükseklikte ve dünyanın en zor havaalanı olarak biliniyor. Sadece 18-20 kişilik küçük uçaklar inebiliyor ve hava her an değiştiği için, pistin kapanması an meselesi.

Biz de kötü hava nedeniyle Lukla’ya bir gün uçamadık, Katmandu Havaalanı’nda bütün gün havanın açılmasını bekledik ve geri döndük. Ertesi gün, yeni benzer tehlike vardı, bu yüzden helikopterle bölgeye hareket ettik. Bir günlük kaybı telafi etmek için de 3400 metrelik daha yüksekteki başka bir köye indik. Ama bir anda 3 bin 400 metreye çıkınca, “yükseklik hastalığı”na yakalanma riski vardı. Şiddetli baş

ağrısı, baş dönmesi ve benzeri semptomları olan hastalık neyse ki bizim ekipte çok büyük bir risk yaratmadı. Aynı günlerde, 50’li yaşlarda bir Hindu kadının, 3500 metrelik yükseklikte hastalanıp öldüğünü de gazeteler yazdı.

Lukla Havalimanı ile Everest Ana Kampı arasındaki mesafe 65 kilometre. Sadece bir patikadan oluşan bu 65 kilometrelik mesafeyi yürürken, irtifa da yaklaşık 2 bin 600 metre yükseliyor, oksijen giderek azalıyor. Bir de aynı yoldan geri dönmek gerekiyor. Normalde bu gezi 130 kilometrelik bir dağ yürüyüşü demek. O yüzden genelde 14 gün süren bu tür geziyi biz 10 günde tamamak için dönüş yolunu helikopterle yaptık.

Yolda gündüz kilometrelerce yürüdükten sonra geceleri ısıtma olmayan ve Nepallilerin “Tea house- Çay evi” dedikleri pansiyonlarda kaldık. Bu ücra yerlere hemen her şey sırtta veya helikopterle taşınarak geldiği için ve elektrik de ancak güneş enerjisi ile sağlandığı için, sıradan tüm ihtiyaçları temin etmek çok zor. Örneğin odalarda ısıtma yok. Yatakta ancak uyku tulumları ile uyunabiliyor. Sıcak su olsa da duş aldıktan sonra ortam çok soğuk olduğu için bunu düşünmek bile zor. Tuvaletler genelde ilkel koşullarda.

6 günlük yürüyüş sonunda Everest Ana Kampı’na ulaştık. Burası devasa Kumbu Buzulu’nun üzerinde. Buzul sürekli hareket ettiği için, her an çökme tehlikesi taşıyan apartman gibi kayalardan oluşan sıradışı bir bölge.

Uzun dağ yürüyüşleri ve geceleri boyunca geziye katılan batılı bazı genç kızların, “Niye buradayız?” diye partnerlerini suçladıklarını ve ağladıklarını duyduk, yakınmalarını işittik. Yükseklik hastalığına yakalanan insanların çektiği sıkıntıyı gördük. Hastalanıp, bir Şerpa’nın sırtındaki sepette aşağı indirilenler de vardı. Ama genel olarak herkes memnundu.

Sonunda Everest Ana Kampı’nda Türk Bayrağı ile poz verdik. Sonra o bayrağı, kaldığımız bir Tea House’un tavanına raptiyeledik.

Ayrıca yine Ana Kamp’ta, Türkiye’de bizim “Çikolata Yiyemeyen Çocuklar” olarak bildiğimiz PKU’lu çocukların sesini duyurmak için PKU Aile Derneği’nin bir pankartını açtık.

Bu 10 gün süren gezi sırasında aynı yollarda sadece 3 kişilik bir Türk ekibiyle karşılaştık. Devalüasyonun etkisiyle olsa gerek, Türk turistler Nepal’e pek ilgi göstermemişlerdi.

10 gün aradan sonra Nepal’den dönünce kendimizi İstanbul’un yeni havalimanının açılış tartışmalarının içinde bulduk.

Şu kadarını söyleyeyim. Nepal dünyanın belki de en kötü havalimanlarına sahip. Katmandu iç hatlar terminalinde pislikten tuvalete girmek mümkün değil.

Lukla Havaalanı ise, bizim en sıradan ilçenin otogarından bile küçük.

Ayrıca Lukla’da bir de helikopter pisti var ki, bizdeki ahırlar bile daha özenlidir eminim.

Ama Nepalliler mutlu insanlar.

Yoksulluğa, fakirliğe, açlığa, Katmandu’nun tozdan soluk alınmayan kirli havasına pek aldıran yok.

Biz oradayken tesadüfen onların da geleneksel bayram günleriydi; hiç bir şeye aldırmadan eğlenip durdular.

Her şey para, pul, maddiyat değil...

Önceki ve Sonraki Yazılar