FİKİR ATATÜRK!

FİKİR ATATÜRK!

Ngazete yazarı Cüneyt Şaşmaz'ın 10 Kasım yazısı...

Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."


Mustafa Kemal’i eşsiz kılan "özgürlük benim karakterimdir" demesi, inadına ölümüne zafere, milli kurtuluşa yürümesidir!

Atatürk, 'çağ'ın ruhu'na hitap etti.
Dönem'in "Osmanlı bakiyesi"ni, 1923'te açılan parantez üzerinden dönüştürmeye, medeni, çağdaş dünya'nın parçası yapmaya çalıştı.
Türkiye'yi, Avrupalı bir devlet yapmak için gecesini gündüzüne kattı.

Bugün'den dün hakkında ahkam kesenler için bir başka soru:
O gün'ün milletvekilleri'nin, bakan'larının, bürokrat'larının, tüccar'ının, seçmen'inin ufku nereye kadardı!?
Laik çağdaş Cumhuriyet'e, birey olmaya kaç'ı hazır'dı?!

Ya da şöyle soralım:
Biat etmeye dayalı kültür'de, eleştiri kültürü hangi cenah içinde gelişmiş!?
Atatürkçü kesim içinde bu kültür gelişmiş ise "Demokrasi"den anlamamız gereken nedir!?
Mustafa Kemal'i eleştirenlerin niyetleri neydi, 1923'teki hikayeyi daha ileri taşımak mı yoksa Saltanat, Halife vb!?

Neticede, Atatürk'ü yerden yere vuran'ın da, kul hakkı diye bir derdi yok.

Mustafa Kemal, işgal'i sonlandırdı, sonra aynı Batı ile masa'ya oturdu, Lozan'da.
Osmanlı tasfiye olurken, dönem'in münevverleri neyi ne kadar anladı!?
Mustafa Kemal'i küçümsemediler mi?!

Gazi, "Atatürk"ken dahi ordu içindeki denge'leri yakın'dan gözetirdi, Fevzi Çakmak'tan düzenli olarak bilgi alırdı!
"Asker ne diyor?" sorusunu o da sordu.
Mustafa Kemal'in devraldığı ordu, Alman'ın elinden geçen ordu idi.

Kurtuluş Savaşı denilen de 1. Dünya Savaşı içindeki bir başka savaş'tır.
1776, 1789'un ruhu'na uygun 1923 operasyonu, öncesinde 23 Nisan 1920.

Mustafa Kemal'e, "aldattı" diyenler, çağ'ın ruhu'ndan bihaber olanlar.
19 Mayıs'ta Samsun'a çıkan meçhul'e adım atmadı, neyi neden yaptığını biliyordu!
Aynen Çanakkale'de olduğu gibi.
Önce tepe'de ya da derin'de "anlaşma" sağlandı, sonra sahada temizlik operasyonu başladı!
19 Mayıs 1919, basit bir tarih değildir.
Sadece "Türk Milleti" için değil, "İnsanlık" için atılmış büyük bir adımdır.
O adım'ın ardından, 23 Nisan 1920 tarih'i geldi.
"Laik" Dünya'nın çivi'si 29 Ekim 1923'te Anadolu'da çakıldı.

Atatürk "Tanrı" değildir.
Hiçbir zaman da Tanrıcılık oynamadı.
Şirk'e bulaşanlardan olmadı.
Birileri o'nu Tanrı gibi göstermek istese de önder'di, lider'di.
Nefis harp'i bağlamında, 3 sarı'dan uzak durdu (altın'ın sarısı, kadın baldırının sarı'sı, rütbe'nin makam'ın altın suyuna bandırılmış yaldızlı sarısı).

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, II. Dünya Savaşı öncesinde "enformasyon zehirlenmesi"ne maruz kaldı, yanlış yönlendirildi.
Hitler ve Mussolini'yi doğru okudu ama Avrupa'nın içindeki sert çekişme'yi yanlış değerlendirdi.
Olmaz denilen ne varsa oldu.
Mareşal Mustafa Kemal Atatürk hiçbir zaman "süperman" olmadı.
Ne teorisyen ne de akademisyen, realist pragmatik pratisyen.
Geçmişi olmayan fani.
1776, 1789 real politik'i üzerinden yükseldi, hiçbir zaman romantik politik olmadı.
II. Dünya Savaşı'nda Avrupa içindeki hikaye'yi doğru okuyabilmiş olsaydı, 57 yaş'ında aramızdan ayrılmazdı.

Bugün, 10 Kasım 2020?!
Gazi’nin ölüm yıldönümü!
Allah rahmet eylesin!
Gazi’nin dediği gibi olmuş’la ölmüş’e çare yok!
Bu noktada cevabı aranması gerekli doğru soru şu olmalı:
Hem “Atatürk’ün izindeyiz” deyip, hem de emanetine sahip çıkmamak olur mu?!
Yani?!
Atatürk Türkiyesi’ni içine düştüğü sıkıntılı durumdan “geçmişi olmayan” (ölümlü) fani Mustafa Kemal dirilip kendisi mi kurtaracak, yoksa O’nun izin’den giden milyon’da bir’ler mi?!
Cevap: ?!

Diriliş!?
Milyon’da 1’lerin diriliş’i!
Atatürk Türkiye’sine inanan milyon’da 1’lerin silkiniş’i!?

Demem o ki:
Saidi Nursi (Kurdi) ve/veya Fetullah Gülen’den Atatürk olur mu?!
Olmaz.
Neden’i, niçin’i ortada!

Demem şu ki:
Zalim’den, sömürgeciden yana saf tutan’dan Atatürk olmaz!

2021 realitesi?!
Enerji bazlı “ulusal güvenlik” kapsamında yeniden Atatürk, yeniden Laik Türkiye!

Sözün özü:
Doğanın iletişim dili matematik’e göre Atatürk ölmedi!
Milyon’da 1’lerin kalplerinde, beyinlerinde, duruş’larında yaşıyor!

Netice:
"İki Mustafa Kemal vardır:
Biri ben, et ve kemik geçici Mustafa Kemal…
İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, biz’dir!
O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni yaşam ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur.
Ben, onların rüyasını temsil ediyorum.
Benim girişimlerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir.
O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz.
Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!"

1933 (Hamdullah Suphi Tanrıöver, Yerli Yabancı 80 İmza Atatürk’ü Anlatıyor, s. 183)

Mustafa Kemal "Süperman" değildi, öyle olmuş olsaydı, Osmanlı'yı kurtarırdı.
Ölüyü diriltmek sadece Yaradan'a mahsus bir özellik ise Osmanlı'nın hikayesi ortada!
Mustafa Kemal'in dehası, o çökmüş, çürümüş yapıdan, laik, çağdaş, çağ'ın ruhu'na hitap eden bir devlet'i çıkartması.
Asla pes etmemesi, ufkun ötesini görmesi. 

"Atatürk" kitabı yazarak ya da "Nutuk" okuyarak "düğüm" çözmek mümkün değil ise nedir şeytan'ın gör dediği enstantane?!
Çanakkale'de kullanılan harita Sarıkamış'ta işe yarasaydı, tarih farklı yazılırdı, değil mi?!

Ya da şöyle ifade edelim:
O çok zor şartlar altında, bir avuç inanmış adam, dünya'yı yenmedi, çağ'ın ruhuna hitap eden "Önder Mustafa Kemal"in iz'inden giderek, Türkiye'yi yok olmaktan kurtardı.
Dinozorlar da büyük canlılardı, Osmanlı gibi, çağ'ın ruhu'na hitap edemedikleri için yani değişen doğa koşullarına uyum sağlayamadıkları için yok oldular.

Bu çerçeve'de, Laik, Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti de sonsuza kadar diri kalacak ise niyet bu ise çağ'ın ruhuna hitap eden "stratejik akıl" hayat memat mesele.

"Önder" Mustafa Kemal Atatürk, Dünya'yı yendiği için değil, çağ'ın ruhu'na hitap eden 'yüksek matematik'in içinden geçtiği için başardı; düşman'a diz çöktürdü, çaresiz bıraktı, laik, çağdaş cumhuriyet'i ihdas etti, ölmeden önce de genç'lere emanet etti.
Dünya'yı yenmiş olsaydık, Osmanlı tarih olmazdı.
Kaldı ki, Osmanlı'nın parçalanmaması için cephe'den cephe'ye koşmuş, savaşmış bir "Osmanlı (genç) Subayı" Mustafa Kemal realitesi orta yerde dururken, hiçbir şey "hayal politik" değil, her şey "real politik".

Cüret ettirmemek esas ise "Son Cüret" kapsamında, Atatürk Türkiye'sini ters ayak'a almaya çalışan baş'lar A'dan Z'ye ortada.

 
Ezcümle:
Atatürk Türkiyesi’nin yoluna baş koymuş milyon’lardan 1’isiyiz!
Atatürk biz’iz!
Biz, Atatürk’üz!

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler