Cüneyt Şaşmaz

Cüneyt Şaşmaz

Yazar

ERMENİ SOYKIRIMI İDDİASI'NI İLK F'GÜLEN KABUL ETTİ?!

A+A-

Bugün, aslında dün'dü...

 

Osmanlı İmparatorluğu (Türkiye değil), 1915 yılında Fransız, İngiliz ve Rus güçleri tarafından günümüz Irak'ı gibi işgal edilmişti...

 

Herhangi bir "Muz Cumhuriyeti" nin politikacısı bile kamuoyu önünde; "Türkler Ermenilere soykırım yaptı!?" diye, "Türk düşmanı" politikacılar ve/veya "İçimizdeki Fransızlar" gibi böyle "cüretkar iftiralar" da bulunmaya cesaret edemezdi?!

 

Demem o ki:

"Ermeni Soykırımı" diyen politikacılar, hukuk'a göre konuşanlar değil de, kendini hukuk'un üstünde gören tipler!

 

Demem o deme değil şu deme:

Amerika, Pearl Harbor saldırısından sonra yarım milyon Japon kökenli Amerikan vatandaşını, saldırgan Japon‘ larla işbirliği yapmasın diye Amerika’ nın iç tarafına zoraki göç ettirdi!?

 

Amerika, bu eylemi ile "soykırım" mı yaptı?!

 

Çek Cumhuriyeti, 2' nci Dünya Savaşı sırasında Sudeten' de yaşayan iki milyon Alman' ı, Almanya'ya sürgün etti!

Sürgün sırasında, Alman’ ların nerede ise yarısı yollarda öldürüldü.

(Sudeten Deutschen)

 

Çek Cumhuriyeti, bu eylemle soykırım mı yaptı?!

 

Amerika, atom bombası ile Hiroşima’da 750 bin sivil insanı öldürdü!

Amerika bununla soykırım mı yaptı?!

 

Ezcümle:

Hristiyan "medeni(!)batılı ülkeler, uyduruk gerekçelerle Irak’ı işgal edip bir milyondan fazla sivil insan öldürdü!

Afganistan ve Pakistan’da da, hala öldürmeye devam ediyorlar!

Bunlar, siz "Ermeni Hayranı" Türk düşmanlarını ilgilendirmiyor mu?!

 

Yani?!

 

Osmanlı İmparatorluğu, savaş ortamında, yukarıda adlarını verdiğim ülkeler'le aynı eşit hakka sahip değil mi, sizce?!

 

Hukuk’un (Mahkeme’nin) verdiği karar'ın biz Türk’ler için bağlayıcılığı var, anlaşılan hukuk sizin gibi politikacıları bağlamıyor?!

 

Bu anlamda, hukuk’a inanan ve anlaşmalara sadık kalan bir ülkenin imajı, hukuk’a inanmayan polikacılardan daha yüksektir!

 

İşte, aramızdaki hukuki yorum farkı, burada ortaya çıkıyor.

 

Netice:

Biz, demokratik hukuk devleti prensiplerine bağlı insanlarız.

Bu demokratik kurallara uymayanlar ve şantajcı'lara, "anca gidersiniz", diyoruz.

 

Sözün özü:

Holokost, Nazi Soykırımı, Yahudi Soykırımı ya da Ha-Shoa; Adolf Hitler liderliğindeki Nazi Almanyası döneminde, Heinrich Himmler'in liderliğindeki SS güçleri tarafından işgal edilen sınırlar içerisinde yaklaşık beş buçuk milyon Yahudi’nin sistemli bir şekilde öldürüldükleri soykırım kararı, Nürnberg’de kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi kararı ile kesinleşti.

 

Soru şu:

Osmanlı’ nın Ermeni’ lere soykırım uyguladığına dair, ulusal veya uluslararası mahkemelerce verilen bir karar var mı?!
 

Hal böyleyken...

Ermeni’ lerin soykırım' a UĞRAMADIKLARI hakkında AB Adalet Divanı’ nın T-346/03 esas sayılı kararı var!?
 

Görünen o ki, bu kararı "ben tanımam" diyorsunuz?!
Çünkü, bu karar sizin düşüncenize ters?!
Oksimoron.

 

Savaşın çok iğrenç bir şey olduğu ve her iki tarafın da birbirini öldürdüğü konusunda hemfikiriz ama soykırım‘ ın tarifi konusunda hemfikir değiliz?!

 

Birileri, diğer insanları Alman’ların Yahudi’lere yaptığı gibi SADECE BAŞKA BİR IRKA MENSUP OLDUKLARINDAN DOLAYI öldürmeye KAST ediyorsa, "soykırım" yapmış olur.

 

Aksi takdirde, savaşta olan her çatışmayı "soykırım" olarak algılarız.

Osmanlı İmparatorluğu, emperyalist’ lere karşı savaştı ve onların işbirlikçilerine (Ermeni’lere) karşı da "şartlı göç uygulaması" ile "önleyici tedbir" almıştır.

Bu savaş sırasında, "kontrol dışı" bir çok "trajik olaylar" yaşandı.

 

Hasılı:

Nurnberg yargılamaları (aslen Uluslararası Askeri Mahkemesi), 20 Kasım 1945’ te başladı, 1 Ekim 1946’ da sona erdi.

Soykırım ise, uluslararası bir suç olarak, BM Genel Kurulu'nca 1948’ de kabul edildi, 1951’ de yürürlüğe girdi.

 

Nurnberg’ de Alman devleti değil, bireyler (Martin Bormann dahil 24 kişi) yargılandı ve suçlu bulunanlar cezalandırıldı.

 

Ermeniler, bizi soykırım ile suçlarlar ama hukuksal konuya hiç dokunmak istemez?!


Çünkü, 1948 BM Soykırım Sözleşmesi çerçevesinde - kanunun geriye doğru işleyemeyeceği kuralına ek olarak – soykırım suçunu kanıtlamaları, hemen hemen imkansız.   

Bu nedenle, işi propaganda yoluyla halletmeye çalışıyorlar?!

Ne yazık ki, bugüne dek bu yönde çok yol aldılar.

 

Demem o ki:

Bir kişinin, mahkemede "Kanunu geriye doğru işletelim" istemi, futbol oynarken, "Sayın hakem, karşı taraf 11 kişi ama ben bugün 12 kişi ile oynayacağım" istemi ile eşdeğerdir.
 

Demem şu ki:

Bu yüzden, Alman'lar "savaş suçundan" ve "insanlığa karşı işlenmiş" suçlardan yargılanıp, mahkum oldular.

 

Nitekim...

Dava dilekçesi; "War crimes and crimes against humanity/Kriegsverbrechen und Verbrechen gegen die Menschlichkeit" idi.

 

Demem o ki:

Ermeni'ler hoplasalar da, zıplasalar da, bize "SOYKIRIM" davası AÇAMAZ!

 

Nüans?!

 

Açılsa bile, USULDEN reddedilir.

Bu, ULUSLARARASI bir KURAL' dır.

Bu kuralı en iyi bilenlerden biri de, Ermeni’ lerdir!?

 

Hal böyleyken...

Ermeniler "savaş suçu" ndan ve "insanlığa karşı işlenmiş suçlar" dan dolayı bize karşı dava açabilirler mi?!

 

ELBETTE!

 

Ermeniler ilk fırsatı 2003’ te, AB Adalet Divanı nezdinde, maddi ve manevi tazminat davası açarak elde etti.

2004’de sonuçlanan davayı kaybettiler, 30 bin Avro da mahkeme masrafı ödediler.

 

Ermeniler ikinci dava açma fırsatını, kaybettikleri bu davadan tam 10 sene sonra, 2013’de AİHM’ de elde ettiler.

Ama bu kez de sayın Doğu Perinçek, Ermeni Diasporası’ nı hendeğe gömdü!

 

Demem şu ki:

Mesele' nin özü, yıllarca dile getirdiğim gibi HUKUKİ olup, gelinen aşamada büyük ölçüde hallolmuştur!

Son HUKUKİ darbeyi ise, Macron’ un "KHK"ne karşı açacağımız dava ile vurabiliriz!

Elimizdeki argümanlarla Macron’ u mahkemeye verebiliriz.

En azından rezil olur, diğer ülkelere ders olur, belki daha iyi şeyler de olabilir?!

Bunun için birlik olmak gerekir, bir Türk Federasyonu veya Derneği bu davayı açabilir.

Macron’ a ve Ermenilere ne unutulmaz bir darbe olur!?

Fransa CB Macron, aşağıda değineceğim üç noktada hukuki suç işledi:

1. Kanun Hükmünde' ki Kararname' sinde; "Mad. 1: 24 Nisan 1915, Ermeni Soykırımı’ nın anma günü'dür" diyor?!

Sunduğu bu iddia, demokrasinin temel prensiplerine, daha doğrusu yürürlükte olan kanunlara uymaz ise, hakların paylaşımındaki kaos kaçınılmaz olmayacak mıdır?!

 

Hukuk’un bu konudaki evsensel 1. Maddesi:

"Kanun Hükmündeki Kararnameler, halen yürürlükte olan kanunlarla UYUM İÇİNDE olmaları gerekmektedir."

 

Osmanlı’lara ve onların hukuki devamı olanTürk’ lere yüklenen soykırım suçlaması konusunda bir mahkeme kararı bulunmamaktadır?!


Bu konuda mahkeme kararı olmayan bir olayı, Fransa CB Macron kendisini mahkeme yerine koyarak; "Soykırım olmuştur ve anma günü de 24 Nisan’dır" demekte?!

 

Bu anlamda, Yasama' yı, Yargı’ nın yerine koymakla hukuki suç işlemekte ve bunun adı diktatörlük olup, Fransa’da, kağıt üzerinde de olsa cezai yaptırımı vardır!

 

2. 29 Ocak 2001’de Sosyalistler tarafından sunulan 2001-70 sayılı kanunun oylamasını, 577 Fransız Milletvekili meclise oylamaya gelmeyerek protesto etmiştir.

Anılan "kanun", 19 "hayır" oy'una karşı 106 "evet" oy' u ile antidemokratik bir şekilde maalesef kabul edilmiştir?!

 

Antidemokratik olarak ortaya çıkan bu "kanun" için, Fransa Senato’su kendi internet sayfasında; "Ermeni soykırımı" kanunu olarak anılan, 29 Ocak 2001 tarihli kanunun hukuken uygulanabilirliğini sıfır’ a indirgeyerek, çıkarılan kanunların uygulanabilirliği konusuna istinaden yaptığı açıklama şu:

"Politik açıdan bakılırsa, buradaki kontroldeki esas mesele, hükümetin kendi sorumluluklarını korumasının yanı sıra, yasa koyucunun da yürütmenin faaliyetlerini çok sık müdahale ederek rahatsız etmesini engellemektir."

 

Macron, Fransa Senato’sunun yukarıda yaptığı hukuki uyarıyı hiçe sayıp, hukuken bir mahkeme kararı olmayan bir olayıkarar varmış gibi davranıp, Yargı ve Yürütme’nin işine müdahale ederek anayasal HUKUK SUÇU işlemiştir.

 

Fransa Senato’sunun aynı internet sitesinde; "1981 ve Ekim 2007 arasında yasal olarak yürürlüğe giren, ancak uygulamada geçerli olmayan, ya da yalnızca ilgili mevzuat eksik olduğundan, kısmen uygulanabilir olan 200'den fazla yasayı sayabiliriz" diyor ve ekliyor:

"Bunlardan bir tanesi de; 2001-70 sayılı 29/01/2001 tarihli ve resmi gazetede No: 25 altında yayımlanan, 1915 Ermeni Soykırımı’ nın tanınması hakkındaki kanunun uygulanabilirliğidir."

 

Diğer bir deyişle, bu "kanun" un pratikte uygulanabilirliği yok hükmündedir.

 

3. "Kanununuz" u ve Kanun Hükmünde Kararname’ nizi hukuken yok hükmünde sayan, Avrupa Adalet Divanı kararı' dır.

 

Buradaki davacı, vatandaşınız ve Ermeni Diasporası‘ nın önde gelen aktivistlerinden, belki de tanıdığınız Avukat Suzanne ve Grégoire Krikorian Ailesi' dir.

 

Avrupa Parlamentosu ve Fransız Parlamentosu’ nun siyasi kararından, Avrupa Adalet Divanı’ nın hukuki kararının üstün olduğunu hepimiz biliyoruz.

 

Bu konudaki Fransız, Alman ve diğer Parlamentoları’ n resmi siyasi kararlarını lütfen bir yana bırakın...

 

20 Temmuz 1987’de, Avrupa Parlamentosu C-190 esas nolu resmi kararı ile içerik olarak; "Türkiye, Ermeni Soykırımı' nı tanımadığı müddetçe, AB’ye üye olamaz" demiş, siyasi bir karar almıştır.

 

Sayın Macron, kanımca, bu konuda karar vermeden önce her iki tarafı da dinleseydiniz, çok daha iyi yapardınız?!

 

Netice:

Osmanlı İmparatorluğu topraklarını işgal eden emperyalist güçler, Osmanlı vatandaşı olan Ermeniler' e de, "Bağımsız Ermenistan" sözü vermişlerdi.

 

Bu nedenle, Ermeniler de işgal boyunca "haklı" olarak emperyalistler'le dayanışma içine girip, Osmanlı’ yı arkadan hançerlemiştir!

 

Osmanlı ise, arkadan vurulmayı en aza indirgemek için Ermenileri, Osmanlı toprağı olan Suriye’ye şartlı olarak göç ettirmişlerdir.

 

Bu göç sırasında, savaş ortamından dolayı, haliyle kaçınılmaz olarak bazı trajik olaylar yaşanmıştır?!

 

İttihat ve Terakki’ nin kudretli ismi Cemal Paşa’nın torunu, "İçimizdeki Fransızlar"dan Hasan Cemal’in, sözde 'Ermeni Soykırımı' nı kınamak için paylaştığı mesajlara şaşıranlar bilmeli ki, Hasan Cemal bunu ilk kez yapmıyor!

 

Erivan’ daki sözde Soykırım Anıtı’ nda saygı duruşunda bile bulundu.

 

Dedesi, büyük ihtimalle Ermeni çeteleri tarafından öldürülmüş Hasan Cemal’ de "Stockholm Sendromu" belirtileri görüldüğü kesin.

"Celladına aşık idam mahkumu" benzetmesi de yapılabilir.

Bu ruh halinin altında yatan başka bir şey olmalı?!

 

Hasan Cemal ve sözde soykırımı kınamak için sıraya giren arkadaşlarına bir nokta koyup, 55 yıl geriye gidelim...

 

Türkiye’de ilk, kim "sözde soykırım"dan bahsetmiş, tanıyalım.

 

Tarih, 6 Mayıs 1965...

 

Kırklareli Vaizi Fethullah Gülen, nedendir bilinmez, dönemin Ermeni Patriği Şinork Kalutsyan’a bir mektup yazıyor?!

 

O tarihte, bırakın Türkiye’ yi, dünyanın hiçbir yerinde "sözde ermeni soykırımı" ndan bahseden yok?!

 

Bakın, o mektupta FETÖ elebaşı, Patrik’ e ne diyor:

"1915 senesinde Ermenilere gerçekleştirilen büyük soykırımı lanetle yad etmeden geçemeyeceğim.

Hz. İsa’ nın çocuklarının Müslüman geçinen cahiller tarafından katledilmesini esefle kınıyorum!"

 

Sene 1965...

Adam, Kırklareli’ nde vaiz.

Ve böyle bir mektup yazıyor!

 

FETÖ’ nün, kusursuz bir CIA projesi olduğunu gösteren ilk işaret' tir, bu mektup!?

 

Kısa bir süre sonra ASALA terörü başlar.

Onlarca diplomatımız, Ermeni teröristler tarafından katledilir...

 

Sözde soykırım tezi artık bütün dünyada bilinmektedir.

 

FETÖ elebaşına büyük anlamlar yükleme derdinde değilim.

Ancak bu mektup ve sonrasında yaşananlardan anlıyoruz ki, ne FETÖ belası ne de sözde soykırım iddiaları bir günde ortaya çıkmamış!?

Üzerinde çalışılmış, uzun vadeli planlar söz konusu...

 

Ve bu planları, içerden devşirdikleri kullanışlı hainlerle hayata geçiriyorlar.

 

Şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden yazar Aytunç Altundal, FETÖ elebaşı için "Kimliğini gizleyen, başka dine mensup bir ajan" demişti.

 

Hatta, FETÖ elebaşı'nın, 1988’de Vatikan’da görüştüğü Papa 2. Jean Paul tarafından "gizli kardinal" olarak atandığını iddia etmişti?!

 

Aynı iddia, bir FETÖ iddianamesinde biraz daha detaylandırıldı.

Papa’nın 100 yıldır kullanmadığı "in pecture" uygulamasıyla Gülen’i "Kilisenin bağrına bastığı gizli evladı" olarak atadığı bilgisine yer verildi.

 

Bütün bunları niye anlattım?!

Bu sözde soykırım iddiaları, öyle hafife alınacak meseleler değil.

Adamlar, yarım yüzyıl önce, FETÖ üzerinden bu projeye başlamışlar!?

 

Demem o ki:

Türkiye’ yi köşeye sıkıştırmayı, katliamcı bir devlet olarak uluslararası arenada yalnızlaştırmayı ve son aşamada Ermenistan için toprak talebinde bulunmayı hedefliyorlar!

 

Demem şu ki:

"Herkes" e, meselenin ciddiyetini anlatmak zorundayız.

Çünkü, bu projeden asla vazgeçmeyecekler!

"Kilisenin Gizli Evlatları", bunu, her 24 Nisan’da bize hatırlatıyor...

unnamed-007.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.