1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Ekonomik saldırıyı atlatma yolunda ilerliyoruz
Ekonomik saldırıyı atlatma yolunda ilerliyoruz

Ekonomik saldırıyı atlatma yolunda ilerliyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Gece yarısı operasyonlarıyla ekonomimizi çökertmeye çalıştılar. Allah'ın izniyle bu saldırıyı da atlatma yolunda ilerliyoruz." dedi

A+A-


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni yasama yılı açılışı dolayısıyla geldiği Meclis'te TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından askeri törenle karşılandı.

Cumhurbaşkanlığı Tören Birliği kıtasını selamlayan Erdoğan, daha sonra Genel Kurul Salonu'na geçti. 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurulda 27. Dönem 2. Yasama Yılı açılış konuşmasını yaptı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle;
 
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 27. Dönem 2. Yasama Yılı'nın açılışında sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum.
 
23 Nisan 1920'den bugüne TBMM çatısı altında görev yapmış tüm milletvekillerimizi saygıyla yaad ediyorum. Meclisimizin ilk başkanı Kurtuluş Savaşımızın başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinden ahirete irtihal etmiş olanları rahmetle anıyorum.
 
Bin yıldır bu coğrafyada milletimizin bekası uğruna gözlerini kırpmadan hayatlarını feda eden tüm şehitlerimize yüce mevladan rahmet diliyorum.
 
Son dönemde terörle mücadelede ve 15 Temmuz'da verdiğimiz şehitlerimizin yakınlarıyla gazilerimizi buradan ayrıca selamlıyorum.
 
Sınırlarımızın içerisinde ve dışında tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet ülküsü için kahramanca mücadele eden yiğitlerimizin her birine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.
 
İki defa gazilik ünvanı ile şereflenen yüce Meclisimize ve siz milletvekillerimize yeni yasama yılında hayırlı çalışmalar temenni ediyorum.
 
"Değişimi suhuletle gerçekleştirmeyi başardık"
 
Türkiye 16 Nisan'da tarihi bir halk oylamasına, 24 Haziran'da da yine tarihi bir Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimine şahit oldu. 16 Nisan halk oylaması yönetim sistemimizi değiştirdiğimiz büyük bir reformun bir büyük devrimin adıdır. Bu çapta bir dönüşümü pek çok ülke ve halk ancak çok büyük çalkantılar yaşayarak ve çok büyük bedeller ödeyerek tamamlayabilmiştir. Biz ise Türkiye olarak Türk milleti olarak demokrasinin kuralları içinde bu önemli değişimi suhuletle gerçekleştirmeyi başardık.
 
Siyaset mühendisliği hesaplarının ürünü olarak değil tamamen tarihimizin kendi tabi akışı içinde halkımızın talebi ve rızası ile gelişen sürecin aşamalarını hep birlikte yaşadık. Esasen ülkemizde yönetim reformu çabalarının 200 yıla yaklaşan bir geçmişi vardır. Osmanlı döneminde, tanzimattan ıslahata pek çok deneme yapılmıştır. İstiklal harbimizin ardından tercihimizi Cumhuriyetten yana yaptıktan sonra da bu arayış devam etmiştir.
 
Önce tek partili ardından çok partili rejimleri denedik. Malesef ne yaparsak yapalım darbelere, vesayetlere, krizlere engel olamadık.
 
"Ülkemizi raydan çıkarmak isteyenlere fırsat vermedik"
 
Bu arayışlar son dönemde de sürmüştür. Özellikle 2007 yılında yaşanan Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi artık yeni bir reformu yeni bir değişimi kaçınılmaz hale getirmiştir. Bu krizi aşmak için başlatılan çalışmaların kapısı yeni bir yönetim sistemine açılmıştır. Milletimiz 2007 yılından beri adım adım ilerleyen bu sürecin her aşamasında sağ duyu ile hareket etmiştir. Bu kritik dönemde ülkemizi raydan çıkarmak, kaosa sürüklemek, içeride ve dışarıda başarısızlığa uğratmak isteyenlere fırsat vermedik.
 
Geçmişten beri sıkça kurulan ve her seferinde Türkiye'nin tökezlemesine sebep olan zutaklar bu defa işe yaramadı. Milletimizin birlik ve beraberliğine sahip çıkmasıyla, devletimizin tüm erklerinin sergilediği dayanışmayla tüm engelleri aşarak bugünlere geldik.
 

"Gücümüzü milletimizden alarak yolumuza devam ettik"
 
Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak için yapılan her hamle ülke olarak yapılan daha büyük atılımlarla karşılık buldu. Her hal ve şart altında çareyi milletimizde, demokrasimizde, milli iradenin üstünlüğünde aradık. Ülkemizi vesayet bataklığına itmek istediler. Çözümü milletimize gitmekte bulduk. Uluslararası alanda ülkemizi kuşatmaya çalıştılar gücümüzü milletimizden alarak yolumuza devam ettik.
 
"Tüm terör örgütlerinin başını ezdik"
 
Sokakları karıştırarak halkımızı birbirine düşürmeye çalıştılar fitneye fırsat vermedik. Terör örgütlerini kullanarak ülkemize diz çöktürmeye çalıştılar buna da eyvallah etmedik. PKK'sından DEAŞ'ına ve FETÖ'suna kadar hepsinin başını ezdik.
 

Darbe yapmaya teşebbüs ettiler. Milletimizle birlikte göğsümüzü namlulara siper edip istiklalimize ve istikbalimize sahip çıktık. Sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturmaya kalktılar. Ardı ardına yaptığımız harekatlarla bu planı da paramparça ettik.
 
"Ekonomik saldırıyı atlatma yolunda ilerliyoruz"
 
Sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturmaya kalktılar. Ardı ardına yaptığımız harekatlarla bu planı da paramparça ettik. Gece yarısı operasyonlarla ekonomimizi çökertmeye çalıştılar. Allah'ın izniyle bu saldırıyı da atlatma yolunda ilerliyoruz. Bugüne kadar milletimizle birlikte hareket ettiğimizde üstesinden gelemediğimiz hiçbir sorun olmadı. İnşallah bundan sonra da aynı başarılara imza atmayı sürdüreceğiz.


Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yasama, yürütme ve yargı organlarının görev alanlarını daha net bir şekilde belirleyerek demokrasimizi güçlendirmiştir. Milletimizin karşısında yürütmenin tek muhatabı Cumhurbaşkanıdır.
 
"Yeni sistemle tüm vesayet mekanizmaları ortadan kalkmıştır"
 
Milli iradenin önünde engel oluşturan sistem içindeki tüm vesayet mekanizmaları artık ortadan kalkmıştır. Böylece milletimiz yetkiyi kime verdiğini ve gerektiğinde kimden hesap soracağını hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde bilmektedir.

24 Haziran seçimlerinde şahsımı Cumhurbaşkanı seçen milletimize karşı görevlerimizi layıkıyla yerine getirmenin gayreti içerisindeyiz. Bakanlarımızın atamasını yapıp kabinemizi oluşturduk. Anayasa ve yasalardan aldığımız yetkiler çerçevesinde yayımladığımız Cumhurbaşkanlığı kararları ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri vasıtasıyla milletimize söz verdiğimiz gibi hızlı ve etkili bir icraat gerçekleştiriyoruz.
 
Elbette her geçiş dönemi gibi bu süreçte de birtakım sıkıntılar yaşanıyor olabilir. Tespit ettiğimiz her sıkıntıya anında müdahale ediyor ve hemen hal yoluna koyuyoruz. 
 
"Ülkemizin durumunu yansıtmayan dalgalanmayı atlatacağız"
 
Ancak, ekonomide asla hak etmediğimiz ve ülkemizin gerçek durumunu kesinlikle yansıtmayan dalgalanma bu tür sıkıntıların daha çok göze batmasına yol açıyor. Aldığımız tedbirler, yaptığımız görüşmeler ve geliştirdiğimiz programlarla ekonomimizi yeniden dengeye kavuşturmaya başladık.

Gerek milletimizden gerek kurumlarımızdan aldığımız geri bildirimlere göre hem yaptığımız çalışmaları gözden geçiriyor hem de kendimize yeni hedefler belirliyoruz.

Yetkiyi milletimizden alarak attığımız her adımımızda yine milletimize hesap vermek mecburiyetinde olduğumuzun bilinciyle hareket ediyoruz.

2002 yılı Kasım ayından beri ülkemizin yönetimini bize emanet eden milletimize zaten çok büyük bir borcumuz vardı. 15 Temmuz'da milletimize olan vefa borcumuza can borcu da eklendi. Milletimizin itimatına, teveccühüne ve desteğine layık olabilmek için gece gündüz çalışıyoruz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve kararı seviyesindeki işleri zaten yürütüyoruz. Ancak bazı konular kanuni düzenleme gerektiriyor. Bildiğiniz gibi yeni yönetim sisteminde Cumhurbaşkanının Meclis'e bütçe dışında kanun teklifi veya tasarı sunma imkanı yok.

Kanunlar ancak sizlerin teklifi ile Meclis gündemine gelebiliyor. Meclisimizin açılmasıyla birlikte gerek AK Parti grubundaki gerekse diğer partilere mensup milletvekillerimizin kanun teklifleriyle ülkemize çok önemli hizmetler yapacaklarına inanıyorum. AK Parti grubundaki arkadaşlarımız hiç şüphesiz yürütme olarak ihtiyaç duyduğumuz alanlardaki kanun teklifleriyle yasama faaliyetlerine daha çok katkıda bulunacaklardır.
 
"Türkiye'nin önündeki sıkıntıları ancak hep birlikte çalışırsak aşarız"
 
Diğer partilere mensup milletvekillerinin de yürütme organı olarak bize destek olacak yolumuzu açacak kanun teklifleri bekliyoruz. Türkiye'nin önündeki sıkıntıları ancak hep birlikte çalışır, omuz omuza verirsek aşabiliriz. Yeni dönemin ruhu birlikte çalışmayı birlikte inşayı birlikte başarmayı gerektiriyor. Gelin Türkiye'yi birlikte hedeflerine ulaştıralım. Gelin demokrasimizi birlikte güçlendirelim. Gelin ekonomimizi birlikte büyütelim. Gelin milletimize birlikte hizmet edelim.

Bu yöndeki gayretleriniz için şimdiden sizlere teşekkür ediyorum. Türkiye dünyanın en çalkantılı bölgesinde demokrasisi ve ekonomisi ile gerçek anlamda bir küresel güç olma yolunda ilerlemektedir. Yakın çevremizdeki güvenlik krizleri ve insani trajedilerle bunlardan beslenen terör eylemleri ülkemizi hedeflerinden uzaklaştırmamış tam tersine bu yöndeki kararlılığını daha da güçlendirmiştir. Irak'ta ve Suriye'de ciddi etkinlik kazanan terör örgütleri her geçen gün mevzii kaybetmektedir. Her ne kadar bu ülkeler kendi iç istikrarlarını sağlamakta zorlansalarda. Terör örgütlerinin yeşermesini sağlayan şartlar ortadan kalkmıştır. Kuzey Irak'taki bölgesel yönetimin kaotik bağımsızlık çıkışı Türkiye'nin de net tavır koymasıyla boşa çıkartılmıştır.
 

"Hedefimiz Sincar'ı bölücü terör örgütünden tamamen temizlemek"
 
DEAŞ'ın işgal ettiği topraklarda yeniden merkezi yönetimin hakim olmasıyla Irak büyük bir sorundan kurtulmuştur. Temennimiz ülkedeki PKK varlığının da aynı şekilde ortadan kaldırılmasıdır. Türkiye olarak PKK'nın Irak'ta faaliyet gösterdiği yerlerin önemli bir bölümünü kontrol altına aldık. Hedefimiz çıban başı olarak gördüğümüz Kandil'i ve yeni Kandil olma yolunda ilerleyen Sincar'ı bölücü terör örgütünden tamamen temizlemektir.

Irak'ın mezhepçilik hastalığından biran önce kurtularak kendi halkı ve tüm bölge için güvenli, huzurlu, istikrarlı ve müreffeh bir ülke haline gelmesini istiyoruz. Bu doğrultuda yapılan tüm çalışmalara destek olmayı gerektiğinde öncülük etmeyi sürdüreceğiz. Suriye'deki durum maalesef çok daha acı çok daha vahimdir. Bu ülke yedinci yılını geride bırakan bir iç savaşın pençesinde kıvranmaktadır. Bugüne kadar yaklaşık bir milyona yakın Suriyeli kardeşimiz hayatını kaybetmiş, 12 milyon Suriyeli de evini barkını terk etmek zorunda kalmıştır. Rejimin kendi halkına yönelik kanlı saldırıları yetmiyormuş gibi bir de DEAŞ ve YPG denen alçak örgütler Suriye halkına musallat olmuştur.

Ülkedeki istikrarsızlığı fırsat bulan güçler de vekalet savaşları yoluyla Suriye'yi parsellemek için adeta yarışa girmişlerdir. Kimi artık hiçbir meşruiyet zemini kalmayan rejimle kimi terör örgütleriyle iş tutan bu güçler Suriye halkının kanı ve gözyaşı pahasına kendi projelerini hayata geçirmeye çalışıyorlar. 
 
"Suriye'de yaşananlara seyirci kalmamız söz konusu olamaz"

Suriye'deki bu gelişmelere pek çok sebepten dolayı bizim seyirci kalmamız söz konusu olamazdı. Herşeyden önce bu coğrafya halkıyla bin yılı aşkın müşterek geçmişe ortak medeniyet ve kültür değerlerine sahibiz. Bunun için hayatlarını kurtarmak için yaşadıkları yerlerden kaçmak zorunda kalan milyonlarca Suriyeli'ye kapılarımızı ve gönlümüzü açtık.

Halen 3,5 milyon Suriyeli ülkemizde hayatını sürdürüyor. Suriye içinde yaşanan her çatışma bizim için yeni kitlesel göç dalgalarının habercisidir. Sınırlarımızın hemen yanıbaşındaki kaos ortamı ülkemize yönelik terör tehditlerinin en önemli beslenme kaynağı haline gelmiştir. Bu tehlikeli gidişin önüne geçmek amacıyla 2016 yılından itibaren Suriye içinde güvenli bölgeler oluşturmak üzere harekete geçtik.

"Suriye'de 4 bin metrekarelik bir alanı teröristlerden temizledik"

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatları ile 4 bin metrekarelik alanı DEAŞ'lı ve PYD/YPG'li teröristlerden temizledik. Bu bölgelere şuana kadar 260 bin Suriyeli kardeşimiz geri döndü. Her platformda ülkede Suriye halkının tamamının kabul edebileceği bir çözüm bulunması için çaba gösterdik. Cenevre sürecinin tıkanması üzerine Astana'da yeni bir çözüm zemini oluşturulmasına öncülük ettik. Astana'da varılan mutabakatların rejim tarafından ihlali üzerine Rusya ile yeni arayışlara girdik. Çabalarımız nihayet sonuç verdi. Soçi'de Rusya ile İdlib çatışmasızlık bölgesindeki 3,5 milyon insanın hayatını doğrudan ilgilendiren bir mutabakata bir muhtıraya imza attık.

Dünyada çok büyük takdirle karşılanan bu mutabakat aynı zamanda Suriye'de yeni anayasa ve özgür seçimler esasına dayalı bir çözüm için de umutların canlanmasına vesile olmuştur.

Böylece Türkiye en büyük yükünü kendisinin çektiği Suriye krizinde doğrudan sahada insiyatif alan ve söz söyleyen bir ülke durumuna gelmiştir. 
 
"İdlib mutabakatı aynı zamanda Suriye'de çözüm için umutları artırmıştır"

İdlib'de ülkemizin güvenliğini sağlamayı garanti ettiği bölgeye de şimdiden 60 binin üzerinde Suriyeli geri dönmüştür. Suriye'de güvenli hale getirdiğimiz bölgeleri genişlettikçe, huzuru sürekli hale getirdikçe, ülkemizdeki misafirlerimizin kendi topraklarına dönüşlerinin hızlanacağına inanıyorum. Bundan sonraki hedefimiz Münbiç ve Fırat'ın doğusundaki bölgelerin buraları işgal eden terör örgütünden temizlenerek güvenli hale getirilmesidir. İnşallah en yakın zamanda bunu da sağlayacağız. 

"Avrupa ile yaşanan sıkıntılı süreç yavaş yavaş geride kalıyor"
 
Her devlet gibi Türkiye'nin de kimi ülkeler ve uluslararası kurumlarla ilişkilerinde inişler çıkışlar yaşanabilmektedir. Bilindiği gibi son yıllarda ülkemize verdiği çeşitli sözleri yerine getirmemesi ve haksız ithamlarla üzerimize gelmesi sebebiyle Avrupa Birliği ile ve bazı Avrupa devletleriyle gerilimler yaşadık. Avrupa Birliği tam üyelik sürecinde ülkemize yapılan haksızlıklar ve uygulanan çifte standart karşısında elbette sessiz kalamazdık. Kimi Avrupa ülkelerinin Türkiye karşıtlığını bir iç politika malzemesi haline dönüştürmesi sıkıntıların derinleşmesine ve yaygınlaşmasına sebep oldu. Avrupa ile yaşadığımız bu sıkıntılı süreci yavaş yavaş geride bırakıyoruz.
 
Türkiye'nin düzensiz göçün önlenmesi başta olmak üzere Avrupa Birliği'ne tüm taahhütlerini uğradığı haksızlıklara rağmen yerine getirmeye devam etmesi elimizi güçlendirdi. En büyük ticaret ortağımız olan 5 milyon civarında Türk kökenli kardeşimizin milyonlarca samimi dostumuzun yaşadığı böyle bir coğrafyaya sırtımızı dönmemiz kesinlikle söz konusu olamaz. Bununla birlikte Avrupa'nın bize yaptığı haksızlıkları düzeltmek, oradaki kardeşlerimizin hukukunu korumak için de sonuna kadar mücadele edeceğiz.

Geçtiğimiz hafta Almanya'ya yaptığımız devlet ziyareti ilişkilerimizi yeni ve olumlu bir yöne sevk etme irademizin karşılıklı teyidine vesile olmuştur. Yine geçtiğimiz aylarda İngiltere'ye de muhataplarımızla işbirliğimizi güçlendirme konusunda mutabık kaldığımız bir ziyaretimiz olmuştu. Çeşitli Avrupa ülkelerinden Türkiye ile ilişkiler konusunda yükselen olumlu sesler önümüzdeki aydınlık günlerin bir müjdecisidir. İnşallah yeni dönemde Avrupa ile siyasi, ekonomik ve insani alanlarda gerçekten mesafe katettiğimiz bir sürece gireceğiz.

Bir başka önemli sorun alanımız ABD ile ilişkilerimizdir. Stratejik ortak olarak uzun bir geçmişe sahip olduğumuz Amerika Birleşik Devletleri'ndeki mevcut yönetimin hiçbir mantıki, siyasi ve stratejik tutarlılığı olmayan bir şekilde ülkemizi hedef alması bizi derinden üzmüştür.

"ABD, terör örgütünün elebaşını koruyup kollamaktadır"

Ülkemizde darbe girişiminde bulunan terör örgütünün elebaşı ve pek çok mensubu bu ülke tarafından korunup kollanmaktadır. Suriye'de hassasiyetlerimizi ve ikazlarımızı hiçe sayarak bölücü terör örgütü ile işbirliğine giden Amerika bu olumsuz tavrını ekonomik alana da taşımıştır. Örneğin Halkbank davası eşi benzeri görülmemiş bir hukuksuzluk örneğidir. Terör örgütleriyle karanlık ilişkileri sebebiyle yargılanan bir rahibi bahane ederek ülkemize yaptırımlar uygulamaya kalkan bu çarpık anlayışla diplomasinin ve hukukun sınırları içerisinde mücadele etmekte kararlıyız.

Türkiye'yi demokratik bir hukuk devleti gibi değil de bir kabile toplumu gibi gören bu zihniyete karşı, ülkemizin ve milletimizin hakkını hukukunu ve onurunu korumak bizim en başta gelen görevimizdir. Amerikan yönetiminin eninde sonunda ülkemize yönelik yanlış bakış açısını düzelteceğine inanıyorum. Ülkelerimizin karşılıklı menfaati aramızdaki ilişkinin sözde değil özde stratejik ortaklık çerçevesinde güçlenerek devam etmesini gerektiriyor.

Geçtiğimiz hafta katıldığımız New York'takı Birleşmiş Milletler toplantısı öncesinde ve toplantı günlerinde Amerikan şirketlerinin temsilcileriyle görüşerek bu konudaki kanaatlerimizi kendileriyle paylaştık. Ayrıca ilgili tüm arkadaşlarımızda Amerikalı muhatapları ile temaslarda kendilerine bu konudaki görüşlerimizi aktarıyorlar. Henüz arzu ettiğimiz seviyeye gelmemiş olsa da ortak bir anlayışa ulaşma yolunda ilerleme kaydetmeye başladığımızı söyleyebiliriz. İnşallah en kısa sürede aramızdaki meseleleri çözüp Amerika ile yeniden siyasi ve ekonomik alanlarda stratejik ortaklık ruhuna uygun ilişkiler geliştirmeyi ümit ediyoruz.

New York'ta ayrıca 3 günde 14 lider ile görüşerek ülkelerimiz arasındaki ilişkileri ve insanlığın ortak sorunlarını değerlendirdik.  
 
Genel Kurul'da yaptığımız konuşmada da dünya beşten büyüktür itirazımız başta olmak üzere Birleşmiş Milletler'in yapısı ve işleyişi ile bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin görüşlerimizi paylaştık.

"Rusya ile işbirliği iklimini daha da güçlendireceğiz"

Rusya ile her alanda çok sıkı ve hızla gelişen ilişkiler içindeyiz. Suriye politikasından turizme, savunma sanayiinden enerjiye kadar her alanda Rusya ile ülkemizin ortak çıkarına olan projeleri hayata geçiriyoruz. Bir dönem Rusya ile aramızı bozmak için de pek çok provokasyon yapıldı. Karşılıklı olarak sağduyuyu ve soğukkanlılığı elden bırakmayarak bu sıkıntıların üstesinden geldik. İnşallah önümüzdeki dönemde Rusya ile aramızdaki bu olumlu işbirliği iklimini daha da güçlendireceğiz.
 
Aynı şekilde İran ile de gerek Suriye ve Irak politikalarımızda gerek diğer siyasi ve ekonomik konularında yakın temas halindeyiz. Bölgenin geleceği ile ilgili kararlarda İran'ın dışlanmamasına özel önem veriyoruz. Bu ülkeye yönelik yaptırım tehditlerinin de adil olmadığını düşünüyoruz. Uluslararası kurumların denetimleriyle kolayca çözülebilecek sorunların yaptırımlar gibi tüm ülke halkının cezalandırılması anlamına gelecek yollarla halledilmeye çalışılması asla doğru değildir. 

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.