Kerime Yıldız

Kerime Yıldız

EDEB YÂ HÛ! / O İŞ GEÇDİ GALLİ!

A+A-

Terör örgütü PKK’nın Gara’da şehid ettiği 16 vatan evlâdını rahmet ve minnetle anıyorum. Rabbim, yakınlarına sabır versin.

Bir acı hâdise yaşadığımızda, yakınlarımızı kaybettiğimizde birbirimizi, “bu da geçer yâ hû” diye teselli ederiz.

Fakat bu sefer daha bunu söylemeden, “edeb yâ hû” demek zorunda kaldık. Şehidlerimizi siyâsetten münezzeh bir şekilde uğurlamalıydık. Altı yıllık işkenceyi görmesinler diye çocuklarının vücutlarına bakmaya izin verilmeyen ana babalar, bu ağırbaşlı uğurlamayı hak etmişlerdi.

……   

2018 yılında bir Anadolu şehrine seyahatim esnâsında, fetöcü olduğu iftirâsıyla boşu boşuna 4 ay hapis yatan orta yaşlı bir adamın annesiyle sohbet etmiştim. AK Partili ve MHP’li avukatlar, oğlunu savunmayı kabul etmemişler. CHP’li bir avukat tutup oğlunu kurtarmış. Bu hanım, o zamana kadar AK Parti’ye oy vermiş. “2019’da ne yapacaksınız?” diye sorduğumda sağ elini sallayarak, “O iş geçdi galli!” demişti. Bir baba ise iktidara yakın gazetecilere, “hepsi yalancı” diyerek ağzına geleni saymıştı.

Cemaat okullarında okuyan AK Partililer bakanlığa bile yükselirken, çocukları perişan olan ana babalar, bu çifte standartın hesâbını sandıkta sormak için sabırsızlıkla bekliyorlardı.

Bu hâtıramı yazmış ve 2019 seçimlerindeki hezimeti, önceden tahmin etmiştim. Fetö mağduru çocuklarına içi yanan ana-babalar, hafife alınmıştı. Sokağın sesini duyan yoktu.

“O iş geçdi galli!” diyen anneyle konuştuğumda henüz Oğulpınar rezâleti olmamıştı. Cephedeki askerlere resepsiyondan canlı bağlantılar da yapılmıyordu. Mezarlıkta şehid evlâdını henüz toprağa vermiş anneyi, coşkulu bir AK Parti kongresinden arayıp tebrik etmek ise hafsalamızın almayacağı bir gafletti.

Askerlikle işi olmayan artist, şarkıcı ve gazetecilerle Oğulpınar Sınır Karakolu’na yapılan Hollywoodvâri ziyâret eleştirilince Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, bir asır evvel Çanakkale cephesine de böyle bir ziyâret yapıldığını söylemişti. Akıllara ziyan bir savunmaydı. Her tarafından arabesk fışkıran çalgı çengicilerle Çanakkale cephesine giden şâir ve edipleri, bir tutmuştu. Ne için? Rezâleti örtmek için.

Olmadı. Vicdanlarımız, bu açıklamayı da reddetti.

Hele 32 dişini göstererek poz veren bir gazetecinin, oraya giden şarkıcı ve türkücülerin çektikleri meşakkati(!) köşe yazısı konusu yapması, “Konuştuğum Mehmetçik oğlumla aynı yaştaydı.” demesi yok mu? Amerika’daki oğlunun oradaki Mehmetle aynı yaşta olması bile bir lütuftu sanki.

Mehmetçik müeddebti. “Benimle yaşıtsa niye burada değil?” demedi.

Vicdanlarımız, bu ve benzeri yazıları da reddetti. Tepkiler üzerine menfur ziyâret, bir daha tekrar etmedi.

Mezkûr yazar, 2019 seçiminin kaybedilme sebebini Saadet Partisi’nde aradığında, “Yok yok Oğulpınar’da” demiştim.

Daha Oğulpınar’ın can sıkıntısı bitmemişken 2019 ekim ayındaki resepsiyonda birbirinden şık misâfirler, canlı müzik eşliğinde birbirinden nefis yiyeceklerle karınlarını doyurduktan sonra telefonla Resulayn’deki Mehmetçiğe bağlanıldı.

Mehmetçik müeddebti. “Sizin çocuklar niye burada değil?” demedi.

Birileri, telefonla cepheyi aramanın millet üzerinde çok olumlu tesiri olduğunu söylemiş olmalı ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz pazartesi günü AK Parti Rize İl Kongresi’nde Gara’da şehid edilen oğlunu toprağa vermekte olan anneyi arayıp tebrik etti. “Ben sana emânet etmiştim.” dedi anne. Emânet edilen ise “Emânetin emânetimdir.” dedi.

Şehid annesi müeddebti. “Emânetinse niye toprağa veriyorum?” demedi. “Mâdem evlâdını şehid vermek iyi bir şeyse niye çocuklarınızı askere göndermiyorsunuz?” da demedi.

Gerçi bu sorunun cevâbını, bakan yardımcısıyken terör örgütü PKK’nın ortağı ABD’nin ne kadar merhametli olduğunu göstermek için Bosforus Globalciler tarafından Türkiye’ye getirilen Lindsay Lohan’ı kamp kamp gezdiren Abdurrahim Boynukalın, vaktiyle vermişti. İnsan, sâdece cephede şehid olmazmış. Bu yüzden askerliği, bedelli yapmış. Haklı. Zâten şu anda küffâr diyârı Londra’da cihad ediyor.

Bizim inancımızda şehidlik, en yüksek mertebe. Şehid yakını, cennet müjdesiyle teselli edilir. Ama böyle parti kongresindeki gibi değil. Edepli, ağırbaşlı bir hâlde başsağlığı dilenir.

Rize’deki hâdise o kadar vahimdi ki iktidara yakın medyada haber olmadı. Oğulpınar gibi değildi. Vicdânı olan herkesi derinden sarsan bu manzaraya ve Erdoğan’ın, “Sesini duyamayrum” diye Ulaştırma Bakanına latife yapmasına methiye düzemediler. Bu kadarına kafaları basmıştı. Sonraki kongrelerde bu tâlihsiz hâdise tekrar etmedi ama hâfızalarımızdan asla silinmeyecek.

Bir tartışma programında iktidara yakın bir yazara, Rize kongresinde olanlar hakkında ne düşündüğü sorulunca garip bir savunma yaptı. Bir anlık görüntüyle karar veriliyormuş. İnsanlar o gün yemek de yiyormuş, başka şeyler de yapıyormuş. Kendisinin de inanmadığı bir sürü şey söyledi. Vicdânındaki rahatsızlık, yüzüne vurmuştu veya bana öyle geldi. Bir gazeteci gibi değil, inanmadığı fikri savunan münâzaracı gibiydi.

AK Parti’nin ilk yıllarında Perinçekçilerle el ele verip, şehid cenâzelerine katılan Cumhurbaşkanını ve Başbakanı yuhalayan MHP’lilerin, şimdi şehidlere yapılan saygısızlığı örtbas etmek için muhâlefete saldırmasını anlayan varsa beri gelsin, bana da anlatsın!

Bir anne olarak, sanki Açlık Oyunları filmini seyrediyormuş hissine kapıldığım bu manzaralara şâhit olduktan sonra AK Parti ve MHP açısından 2023 seçim sonucunu söyleyebilirim.

O iş geçdi galli!

Sesimi duyay misunuz?

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum