1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Doğan Satmış yazdı: Julian Assange: Gazeteci mi, aktivist mi, casus mu, şarlatan mı?
Doğan Satmış yazdı: Julian Assange: Gazeteci mi, aktivist mi, casus mu, şarlatan mı?

Doğan Satmış yazdı: Julian Assange: Gazeteci mi, aktivist mi, casus mu, şarlatan mı?

Doğan Satmış yazdı: Julian Assange: Gazeteci mi, aktivist mi, casus mu, şarlatan mı?

A+A-

Doğan SATMIŞ

Wikileaks’ın kurucusu Julian Assange, 7 yıl sonra Londra’daki Ekvator Büyükelçiliği’nden atıldı ve İngilizler tarafından karga tulumba tutuklandı.

Şimdi muhtemelen Amerika’ya iadesi söz konusu olacak. Böylece yıllardır Assange’ı casus olarak suçlayıp, mümkün olan en ağır cezayı vermek için hazır bekleyen başta Başkan Trump olmak üzere Amerikalı muhafazakarların istediği gerçekleşecek. 

Peki Assange neden bu kadar yıl sonra bir anda “Tu kaka” ilan edildi, öncelikle ona bakalım. Bunun belli başlı tek bir nedeni var. Assange’ı konuk eden Ekvator Cumhuriyeti’nde yönetim değişti. Amerikan yanlısı yeni yönetim de Beyaz Saray’a yaranmak için bu adımı attı. 

Ve yıllardır dünyanın en güçlü ülkelerine direnen bir eylemle “Şeref bayrağı” sallayan ülkelerini “Kendilerine sığınan adamı satan” onursuzluğuyla tanıştırdılar. Bu “Onursuzluğu” gözlerden kaçırmak için de kirli iftiralara başvurdular.

Üstelik de bir bakan ağzından:

Yok efendim Assange kokuyormuş, yok efendim dışkısını duvarlara atıyormuş, yok odası girilemez haldeymiş, yemeğini yatakta yiyormuş...

Bu iftiralara çocukların bile güleceği açık. 

Daha önce de iki kadın çıkıp, “isteyerek yattıkları” bilinirken Assange’ı kendilerine tecavüzle suçlamışlardı. Bu şekilde bir suçlama ile Assange’ı Amerika’ya yollamayı tasarlıyorlardı. Ama sonra yaptıklarından utanarak bu suçlamadan vazgeçtiler ve dosya kapatıldı.

Gelelim işin en kritik noktasına...

Assange bir gazeteci mi, bir casus mu, bir aktivist mi, bir şarlatan mı?

Öncelikle gazetecilik konusuna değineyim. Gazetecilik nedir. Bizim Türk Dil Kurumu’nun  internet Sözlüğü’ne baktım, şöyle demişler:

  • Gazete yayımlayan kimse
  • Gazeteye yazı yazmayı, haber toplayıp vermeyi, veya gazetenin yazı işlerinde çalışmayı iş edinen kimse
  • Gazete satan kimse.

Görüldüğü gibi hiçbir tanım gazeteciliğin gerçeğini anlatmıyor. Neredeyse ortada ne gazete kaldı ne gazete yayımlayan kimse, ne de satan kimse. Her şey dijitale kaydı. Buna ilişkin tek kelime yok. Demek ki Türk Dil Kurumu Sözlüğü daha kendini çağa uyduramamış. Uyumaya devam etsinler...

Başka bir sözlüğe bakalım. İngilizce’nin 600 bin sözcüğünü toplayan Oxford Sözlüğü’ne. Bugünlerde “Deli ve Dahi” adlı müthiş filme konu olan o meşhur sözlüğe. Yeri gelmişken bu filmi de kaçırmayın derim. 

Oxford Sözlüğü, İngilizcesiyle “Journalist” sözcüğünü yani “Gazeteciliği” şöyle anlatıyor:

“Gazete, dergi veya internet haber siteleri için yazan veya (radyo veya televizyonda) yayınlanacak haberleri hazırlayan kişi.”

Hah, şimdi oldu. Gazetecilik işte tam da bu. Çünkü artık gazetecilik sadece gazete kağıdıyla yapılmıyor. Dergi var, radyo var, televizyon var, internet siteleri var.

Peki Julian Assange ne yaptı?

Bir Amerikan askerinin çalıştığı kurumlardan sızdırdığı gizli bilgileri internet sitesinde yayımladı, dünyanın en büyük gazeteleri ile işbirliği yaparak bunları dünya gündemine getirdi. Amerikan askerlerinin, Irak’ta sivilleri nasıl acımasızca katlettiği açığa çıktı.

Peki bu tanıma göre Assange’ın yaptığı gazetecilik mi? Oxford Sözlügü’ne bakarsak evet...

Peki “Değil” diyenler ne diyor? Bir kaç gerekçeleri var.

  • Assange bilgileri sızdıran Amerikalı asker Manning’e şifrelerin çözümü için yardım etti. Bu gazetecilik sayılmaz, casusluktur.
  • Assange yayımlanacak belgeleri belli bir editoryal süzgeçten geçirmedi. 
  • Assange belgeleri yayımlayarak Irak, Afganistan gibi ülkelerde bazı isimleri ifşa etti, onların hayatını tehlikeye attı.
  • Assange narsist oldu, kendi ünü için çalıştı...

Bunlar tek tek tartışılabilir. Ama her bir gerekçeyi, bir gazeteci gözüyle çürütmek de çok kolay. 

Örneğin birinci gerekçe. Şimdi eğer Assange bilgileri almak için yardım etti derseniz, bunun içine, her gerekçeyi sokabilirsiniz. Yok otomobiliyle taşıdı, yok hamburger aldı, yok su verdi. Yani gerekçe çok net değil. 

İkincisi yani editoryal süzgeç: 250 bin belgeyi nasıl bir süzgeçten geçirebilirsiniz ki?

Üçüncüsü: Hayatlarını tehlikeye attı. Normalde bir gazeteci böyle davranmamalı ama yine 250 bin belge varsa, bunu nasıl ayıklayacaksınız?

Dördüncüsü Assange “Narsist”... Bana “Narsist” olmayan bir gazeteci gösterin?

Bir de Rusya lehine casusluk yaptığı söylentileri var ki, bu tam bir saçmalık. Asıl Rusya ile işbirliği yapanın Trump ve ailesi olduğunu söylemeyen yok.

Görüldüğü gibi şimdilik suçlamalar yetersiz. Ama Trump yönetimi bakalım şapkadan neler çıkaracak.

Pazar günü İngiliz İndependent Gazetesi’nde Slavoj Zizek’in bir yazısı vardı. 

Zizek’e göre, Assange kendisini halkının casusu olarak nitelendirmiş:

“İktidarda olanlar için insanları gözetlemiyor, insanlar için iktidarda olanları gözetliyor.”

Bu da gazetecilik tanımına uygun. 

Yazıyı yine Slovenyalı sosyolog Zizek’in yazısının şu başlığı ile bitirelim:

“Assange insanlara kararmış özgürlüğümüzü öğretmede yardımcı oldu - şimdi onu savunmak için elimizde kalan tek şey biziz.”

Kaynak: Julian Assange: Gazeteci mi, aktivist mi, casus mu, şarlatan mı? - Doğan Satmış

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.