Cüneyt Şaşmaz

Cüneyt Şaşmaz

Yazar

Bugün Aslında Dündü

A+A-

Beyan esas, itimat kontrole mani değil! 

Üslub-u beyan, ayniyle insan! 

Demem o ki: 

Hayal politik değil, her şey real politik. 

Şartlar, Gazi Mustafa Kemal'in öldüğü günden daha ehven değil! 

Demem şu ki: 

1939'dan 1940'a geçerken ki "real politik" ne ise bugünkü tablo benzer hikaye! 

Her daim gördüklerinin yarısına, duyduklarının hiçbirine! 

Nüans?! 

AB kısır döngüde! 

ABD'de seçim sonuçları tartışmalı ve/veya namlunun ucunda! 

Türkiye'de ise Merkez Bankası Başkanı ve Ekonomiden Sorumlu Bakan değişiyor?! 

Hal böyleyken... 

Türkiye, Doğu Akdeniz ve Karadeniz'de doğalgaz ile petrol aramalarını sürdürüyor.. 

Ezcümle: 

Ben Samsun'da doğdum.. 

Gazi Mustafa Kemal'in karaya ayak bastığı mahallede, sahilin kenarındaki bir evde.. 

Yani?! 

Karadenizliyim. 

Kaçınız biliyor, bilmiyorum..

Karadeniz’deki asıl cevherler arasında Kükürt ve Uranyum vardır.

Bunları, bildiğim kadarıyla sadece Rusya değerlendiriyor?! 

Yaptığı projeler dolayısıyla aldığı bilgilerden kaynaklı olarak Dr. -Ing. M. Yavuz Dedegil bu çok önemli bilgiyi veriyor. 

Ülkemizin yurt dışında yaşayan değerlerinden olan Dedegil'in dilimize çevirdiği "Norveç’in petrol politikası" konulu makaleyi, ilginizi çeker diye köşemde sizlerle paylaşmak istedim. 

Norveç kıyılarındaki ilk petrolü 1969 da Philips-Petroleum isimli Amerikan şirketi buldu ve 1971 de  çıkarmaya başladı; onu diğer petrol şirketleri izledi. 

Dünya petrol rezervinin sadece yüzde biri Norveç'te olmakla beraber, bu Avrupa petrol ve doğalgazının yüzde 75'idir ve Norveç petrolünün yüzde 90'ı Avrupa ülkelerine ihraç edilmektedir. 

Norveç ekonomisi petrol sayesinde hızlı bir gelişme göstermiş, kişi başına gayri safi milli hasıla 2002’lerde 34.530 Dolara yükselmiştir; işsizlik oranı ise yüzde 3,5 civarındadır. 

Norveç halkının petrol nimetinden faydalanabilmesi, izlenen özel politikalar sayesinde olmuştur. 

Enternasyonal pazar ve petrol  şirketleri karşısında, ulusal çıkarlara öncelik tanınmıştır. 

Ílk petrol arama izninin verilmesinden hemen birkaç ay sonra Norveç Parlamentosu "STORTING", 31 Mart 1963 tarihinde, "Deniz altı da dahil olmak üzere, Norveç kara sahanlığındaki bütün doğal kaynakların ve bunların aranması, çıkarılması ve ihracatının sadece Norveç Devleti’nin egemenliğinde olduğunu" ilan etmiştir. 

(Dikkat buyrula: Karasuları değil, kıta sahanlığından bahsediliyor.) 

Doğal kaynakların değerlendirilmesinde devletin etkisi, Norveç için normal bir durumdur; çünkü hidroelektrik santrallar, balıkçılık ve çelik sanayiinde de hükümet işin içindedir. 

Norveç 1972'de Stavanger merkezli, üç kollu bir Petrol –Yönetimi (NPD) kurdu. 

Denizdeki bütün petrol çalışmaları konusunda bu "Oljedirektoratet" yetkili kılındı. 

Parlamento Haziran 2003’de aldığı bir kararla, Ocak 2004’den itibaren, petrol sanayiinin çalışma şartları ve güvenliğinden sorumlu bir de "Petroleum Safety Agency" yönetimini hayata geçirdi. 

Aynı sene (1972) yine Stavanger merkezli bir de Norveç devletine ait petrol çıkarma şirketi "STATOIL" kuruldu. 

STATOIL yanında, 1999'da birleşen, yarı devlet kurumu "NorskHydro" ve özel "Saga Petroleum" şirketleri de petrol üretimine katıldı. 

Petrol Yönetimi (NPD) ve STATOIL şirketinin üst yönetimi önce Sanayi Bakanlığı'nın petrole bakan bölümüne verildi. 

Sonradan, 1978’de "Petrol ve Enerji Bakanlığı", bir sene sonra da bakanlıklar birleştirilerek "Sanayi ve Enerji Bakanlığı" kuruldu. 

Parlamento bu arada, "son sözü söyleme" hakkını kendi elinde tuttu. 

Devlete ait STATOIL yönetimindeki üç Norveç petrol şirketinin katılımı, Kuzey Denizi'ndeki Petrol üzerinde devletin kontrolünü garanti etmek içindi. 

(Çevirenin notu: AKP hükümetinin veto edilen kanun teklifinde, devletin petrol yatakları üzerindeki kontrolü tamamen kaldırılmak istenmektedir?!) 

Başlangıçta bu yeni konudaki teknik bilgi eksikliği ve deniz platformlarının yapımındaki yüksek malî riziko yüzünden, Statoil ve NorskHydro şirketleri, yabancı şirketlerle birçok işbirliği anlaşması yapmak zorunda kaldılar ve çoğunlukla ABD’den uzmanlar getirttiler. 

Özellikle ABD’den gelen uzmanların kibirli ve çokbilmiş davranışları, Norveç mühendislerinde reaksiyon yarattı ve onlar işlerini ABD’li uzmanlar olmadan yapıp, ABD’yi de teknolojik olarak geçmeye karar verdiler ve başardılar. 

Daha 1980’lerin başından itibaren Statoil, 300 metreden fazla derinlikte doğalgaz boruları döşeyebilen tek şirket olmuştu, buna başka hiçbir petrol şirketi cesaret edemiyordu. 

1983’den bu yana Norveç, 6000 km'lik bir su altı boru şebekesi kurmuş ve bütün dünyanın takdirini kazanmıştır. 

NPD bugüne kadar verdiği 17 petrol çıkarma izni ile petrol çıkarma alanlarını sadece Norveç şirketleri arasında paylaştırmadı; ShellExxonMobilTotalFinaElf gibi yabancı şirketlere de, oldukça düşük harçlar karşılığı izin verdi. 

Ama Norveç Devleti, satılan petrol değerinden aldığı yüzde 78 oranındaki vergi sayesinde, bundan büyük paralar kazanmaktadır. 

Yabancı şirketler ise bu yüksek vergi oranından sürekli şikayet etseler de, kendileri de iyi kazandıkları için çalışmaya devam etmektedir. 

(Çevirmenin notu: AKP hükümetinin veto edilen kanun teklifinde, Türk Devletine verilecek pay sadece yüzde 12,5 olarak öngörülmüştü?!) 

Devlete ait Statoil şirketinin yüksek gelirleri, onun çalışma alanını genişletmesine neden oldu. 

Bugün Statoil, dünyada 25 ülkede faaliyet içindedir, Afrika, Asya ve Latin-Amerika’da petrol çıkartmaktadır, Kuzey ve Doğu Avrupa'da 2000 benzin istasyonu vardır ve ayrıca bütün dünyaya, petrol çıkartma sanayii için gerekli makine aksamını satmaktadır. 

Norveç, gelecek kuşaklarının da petrol ve doğalgaz zenginliğinden yararlanabilmesi için, dünyada başka örneği olmayan bir yol bulmuştur ve on seneden fazladır uygulamaktadır. 

Norveç, 1990’da petrol gelirlerinin biriktirildiği ve işletildiği bir fon kurmuştur. 

Bu fonda şu gelirler biriktirilmektedir: 

- Petrol şirketlerinde alınan vergiler, 

- Devlete ait ve birçok denizden petrol çıkarma girişimine ortak "Öl-Holding Petoro" şirketinin kârları, 

Statoil ve NorskHydro şirketlerinin devlet elindeki hisselerinin kâr ödemeleri. 

Bu gelirler başlangıçta çok az görünseler de, 1990’lı yılların sonuna doğru büyük artış göstermişlerdir. 

2002 senesinde bu fonda 86 milyar Avro birikmiştir. 

Norveç Merkez Bankası tahminlerine göre 2010 senesinde bu fonun varlığı, Norveç gayri safi milli hasılasının yüzde 93 üne ulaşacaktır. 

Bu varlığın, yapılan optimizasyon hesapları sonucu, yüzde 40'ı hisse senetlerine ve yüzde 60'ı diğer menkul değerlere yatırılmıştır. 

Böylece bu Norveç fonu, bugün dünyanın en büyük menkul değer yatırımcılarından biri olmuştur. 

Norveç merkez bankasının yatırım listesine bakıldığında, dünyanın yatırımcı bankalarının listesi elde edilebilir. 

Bu arada, ahlaki sınırlar da konmaktadır; çevreyi kirleten, çocuk çalıştıran veya silâh üreten ve satan şirketlere yatırım yapılmamaktadır. 

Bu maddi kaynak, doğal olarak istekler uyandırmaktadır; "Bunları ileriki kuşaklara ayırıyoruz ama, bugün yaşayanların hiç hakkı yok mu?" gibi. 

Büyük sosyal görevler üstlenen bir devletin, özellikle sağlık ve eğitim konularında büyük kaynaklara ihtiyacı vardır. 

Norveç parlamentosu bu arada, bu fon gelirlerinden yüzde 4'ünü bütçeye gelir olarak kullanma kararı almıştır, yüzde 96'sı gelecek kuşaklara ayrılmıştır. 

Hasılı:

Deliye pösteki saydırır gibi aynı şeylerin etrafında dönüp durmak zaman kaybı. 

Beyin ameliyatına, cerrah olmadığı halde girip, ameliyata müdahale etmeye çalışan "hasta yakını" durumuna düşmek var mı?! 

Yüzmeyi bilmek demek, boğulan birini kurtarmayı bilmek anlamına gelmez ise... 

 

Makalenin orijinali:

http://www.kas.de/db_files/dokumente/die_politische_meinung/7_dokument_dok_pdf_2882_1.pdf
 

Cüneyt Şaşmaz

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.