Kerime Yıldız

Kerime Yıldız

BIRAKIN DALGALAR, KUŞKONMAZ’IN DUVARLARINI YALASIN!

A+A-

Rahmetli Ekrem Hakkı Ayverdi, Mostar’daki Poçiteli köyünü görünce heyecanlanıp şöyle demiş:

“İşte Osmanlı mîmârisi! Cenâb-ı Hakk, ona, tabiatla konuşmayı öğretmiş; dillerini belletmiş ve toprakla mîmâri arasında nasıl bir birlik kuracağını, âdeta rûhuna üflemiş. O da çifte borcunu edâ etmekte kusur kalmamış; yapmış amma tam yapmış.”

Ayverdi’nin heyecânını, Drina Köprüsü’nü görünce derinden hissettim. Koca Sinan, tabiata uyumlu mührünü, sâdece toprağa değil suya da vurmuştu.

Mîmâr Sinan, tabiatla konuşmaya, çocukluğunda başlamış olmalı. Kayseri’deki evini ziyâret eden bir yabancı, balkondan Erciyes’i görünce, “O câmileri nasıl yaptığını şimdi anladım.” demiş.

Şemsi Paşa, Sokullu Mehmet Paşa’nın yaptırdığı câmiye nispet olsun diye kuşların def-i hâcetine mâruz kalmayan bir câmi istediğinde Koca Mîmâr, İstanbul’u gezmeye çıkmış ve Üsküdar sâhilinde karar kılmış. Kuşların, burada yapacağı câmiye zarar vermeyeceğini anlaması için gözlerini kapatıp tabiatla konuşmuş. Rüzgârı ve kuşları dinlemiş. Rüzgâr sesinin kuş sesine galebe çaldığı yerde, rûhuna üflenen çifte borcu edâ etmiş. Yapmış ama tam yapmış!

Ne Şemsi Paşa ne Sokullu Mehmet Paşa, bu câminin bitişini görebilmişler. Bitiş târihi 1581. Üsküdar halkı, yapılış sebebine binâen Şemsi Paşa yerine, “Kuşkonmaz” demiş.

Şimdi Kuşkonmaz’ın sâhil tarafına yaya geçiş yolu yapılıyor. İhtiyaç olduğunu söyleyenler var, karşı çıkanlar var.

Açıkçası, “İhtiyaçsa neden olmasın?” diye düşünüyordum. Nâmuslu bir akademisyene sordum. “Nâmuslu”dan kastım şu: İstanbul’u da Koca Sinan’ı da iyi tanıyor. Kültür meselesinde siyâsetmiş, belediyeymiş, umursamaz. Vereceği cevap, her zaman aynıdır.

“Yanlış” dedi, “Eyvallah” dedim.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.