Bir umudum sende, Anlıyor musun ?

Bir umudum sende, Anlıyor musun ?

Ngazete yazarı Erkan Sevinç'in yeni yazısı...

Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan rektör üniversite içinde ve dışında protesto ediliyor. Protestolar, üniversiteye içeriden kimsenin iradesine başvurmadan dışarıdan rektör atayan sisteme, bu sistemin akademiyi yok edecek potansiyeline ve elbette yıllardır bu ülkede artık nefes aldırmayan tüm birikenlere. Bir aydır, üniversite içerisinden yükselen “kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz” sözü üniversite dışında da büyüyerek sürüyor. Bu süreçte, üniversite çevresinde karargah görüntüsü veren polis ablukaları, kampüsün içine yıllar sonra ilk defa giren onlarca çevik kuvvet ve gözaltılar, tutuklamalar, kaygıyla izlenen gelişmeler arasında. Gençler sadece İstanbul’da değil tüm Türkiye kentlerinde direnişlerini sürdürür ve terörist damgası yerlerken rektörlüğe atanan Prof.Bulu istifa etmemekte kararlı.

Metin Uğurlu’nun “Z Kuşağı bilmez! 1990’ların ortalarına doğru kurulan Öğretim Elemanları Sendikası’nın ilk kapsamlı kampanyasının sloganı “Öğrencime Dokunma” idi. O yıllarla şu günlerin kıyaslamalı analizine “neredeenn nereyeee” diye başlamak vardı -ki Z Kuşağı iyice zıvanadan çıksın- ama mevzu öğrenci olunca, bu talep izleyen yıllarda da hiç gündemden düşmedi. Dolayısıyla öğrenciye zulüm konusunda bu ülkenin yakın tarihi içinde mukayese edilecek iki kesit yok, dozu farklılaşsa da kesintisiz bir süreç var. Şimdilerde mevcut oligarşik rejim ve onun kolluk kuvvetleri Boğaziçi’nin üniversite bütünü olarak başlattığı barışçıl direnişi kırmak için şiddet eşiğini epeyce yükseklere çektiler. Direnişten direnişe talepler değişmese de talepleri kuşatan bağlamlar ve üstlendikleri anlamlar kayda değer ölçüde değişiyor.

Başta öğrenciler olmak üzere, öğretim üyeleri ve muhalefetin önemli isimleri, atanmış rektöre son derece makul bir teklifte bulundular; “Bu görevi bırak” dediler. Rektör kendisini tarih indinde aklayacak bu anlamlı teklifi reddederek, anı mutlaklaştıran bir faydacı ekol mensubu olduğunu teyit etmiş oldu. Boğaziçi Üniversitesi öğretim elemanlarının her gün sırtlarını dönerek reddettikleri makam, mevcut rejim içindeki nesnel konumu gereği, kendilerine memur, öğrenciye müşteri, çalışanlara yanaşma muamelesi yapacak olan makamdır ki ülkemizdeki üniversitelerin birçoğu da maalesef bu durumdadır. Boğaziçi’ndeki direnişin diğer üniversitelerde de yankılanmasının sebebi budur, memleketin ortak özlemi olan özerk-demokratik üniversite talebi, Boğaziçi kampüsünden yükselmektedir” satırlarına katılmamak mümkün değil.


Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşananların temelinde genç kuşağın özgürlük arzusu yatıyor.Konu özgürlük olunca Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV)’nın araştırmasından söz etmemek olmaz.Araştırma ülkenin farklı bölgelerinde, farklı sosyo-ekonomik profillerine sahip gençlerin temel sorun alanları ve beklentileri üzerine  Türkiye’nin 12 ilinde gerçekleştirilmiş. Araştırmaya göre gençlerin öncelikli sorunları eğitim ve istihdamda yer alamamak, fırsat eşitsizliği ve güvencesizlik.

 

Gençlerin yüzde 68,3’ü düşüncelerini özgürce ifade edebilmeyi çok önemli olarak görüyor. Yüzde 52’si ise başkalarının düşüncelerini özgürce ifade edebilmesini de çok önemli buluyor. En önemli görünen konular daha sonra sırasıyla milli değerler yüzde 49,8 ve dini değerler yüzde 45,7. Bunların dışında gençlerin yüzde 25’i kültür ve sanata zaman ayırmayı, yüzde 21,3’ü bilime zaman ayırmayı çok önemli buluyor.

Türkiye’de gençlerin yüzde 62,5’i yurtdışına yerleşip orada yaşamak istiyor. Gençlerin oy verdikleri siyasi partilere göre yurtdışında yaşama tercihlerini karşılaştırıldığında AK Partili gençlerin yüzde 47,3’ü, CHP’li gençlerin yüzde 74,4’ü, İYİ Parti’li gençlerin yüzde 68,8’i, MHP’li gençlerin %68,6’sı, HDP‘li gençlerin yüzde 63,6’sı yurtdışını tercih ediyor.

Katılımcıların yüzde 70,3’ü Türkiye’de arkası sağlam bir kişinin yetenekli bir gencin önüne geçebileceğini düşünüyor. Kayırmacılık ve “arkası sağlam olma” yükselmek için önemli bir koşul olarak görülüyor .

Dilerseniz Ahmed Arif’in dizeleriyle noktalayalım..

“Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun ?”

 

 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler