Cüneyt Şaşmaz

Cüneyt Şaşmaz

Yazar

BİR EFSANE'nin ARDINDAN?!

A+A-
Devletlerin dostu yoktur, yüksek çıkarları vardır
Sistem kirlenmiş olsa da, o kire bulaşmamış birçok liyakat sahibi isim var. 
Onlardan biri olan Orgeneral Eşref BİTLİS, 17 Şubat 1993 günü, şüpheli bir uçak kazasında şehit oldu!? 
Bu yazı ile, 27'nci ölüm yıl dönümünde, terörle mücadelede önemli çalışmalar yapan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin "efsane komutanı"nın, fikirleri'nin ve mücadele anlayışı'nın bir bölümünü yansıtmaya çalışacağım. 
Bugün aslında dün'dü... 
1990 yılında Orgeneral'liğe terfi ederek Jandarma Genel Komutanlığı'na atanan Eşref Bitlis, görevi teslim aldığında, Doğu ve Güneydoğu'da PKK terör örgütü mensuplarının sayısı 20 binleri bulmuştu
Bu, PKK’nın uyguladığı stratejik ve taktiklerin üçüncü aşaması olan "Stratejik saldırı" süreciydi. 
PKK’nın, yapısını bir ordu haline dönüştürüp, aynı anda şehirlerde halkı ayaklanmaya hazırlayıp, topyekûn stratejik saldırılar yapılarak sonuç alma sürecinin başlangıcıydı. 
Yani?! 
Bu maksatla silahlı mücadeleyi bütün kırsal alana yayıp, bu alanlar örgüt tarafından ele geçirildiğinde, şehirler kuşatılacakhalk ayaklanmaları başlatılacak ve bu ayaklanmalar daha sonra büyük çapta isyanlara dönüştürülerek sonuca ulaşılacaktı?! 
Başka?!
Yine bu süreçte PKK, ülke içindeki gruplarını dokuz eyalet şeklinde örgütlemeye başlar. 
Bölgede ise, 1987'den itibaren başlangıçta sekiz il, daha sonra beş il ilave edilerek toplam on üç ilde OHAL uygulamasına geçilmişti. 
Nitekim... 
Eşref Bitlis ilk olarak, karargahta genç subaylardan bir ekip oluşturarak, PKK’nın stratejisine karşı çözüm tarzları geliştirmelerini ister. 
Genç subayları toplayarak ana fikrini açıklar: 
"Arkadaşlar; 
Ülkemizin yüzölçümünün yüzde 92’sinde görev yapan Jandarma Teşkilatımız, 133 yıldır ülkemizin emniyet asayişini sağlamaktadır. 
Ancak sekiz yıldır ülkemizin bir bölümünde kaynağı dışarıdan beslenen PKK terör örgütü ile çatışma halindeyiz. 
Başlangıçta sayıları 1000-1500 arasında olan örgütün sayısı günümüzde 20 binlere ulaşmış durumdadır. 
Bölgedeki gençlerin dağa çıkarak, PKK terör örgütüne katılım sayısı artmıştır." 
... 
"Yurdumuzun her köşesine yayılma tehlikesi olan Doğu ve Güney Doğu’daki ateşi söndürmek istiyorsak; PKK sorunuyla Kürt sorununu birbirinden ayırmak zorundayız. 
Eline silah alan terörist ile sivil vatandaşlar arasına ayırım gözetmek durumundayız." 
... 
"Özellikle sivil halk kesimine en az zarar verecek terörle mücadele yöntemlerini tespit etmeliyiz. 
Unutmayınız, bölge halkını kazanmak, bizim kırmızı çizgimiz olmalıdır." 
... 
"Bölge halkımız, yanlış yönetim ile terör arasına sıkışmış durumdadır. 
Üzülerek söyleyeyim ki, bunu suistimal eden unsurları tamamen yok etmek zorundayız. 
Bölgeye atanan personeli terör konusunda bilgilendirilmeliyiz."
... 
"Sizden ikinci isteğim, biliyorsunuz, ağırlıklı olarak kırsal kesimde görev yapmamız nedeniyle istihbarat yönünden eksiklerimiz mevcuttur. 
Bunun için, kırsal kesim istihbaratını çobanları bile hesaba katarak nasıl geliştirebiliriz, bu konuyu da çalışmanıza dahil etmelisiniz. 
Bu konu ile ilgili rahat çalışmanız ve istediğiniz zaman bana ulaşmanız için ilgililere gerekli emirleri verdim. 
Size güveniyorum ve bizlere en doğru çözümü bulacağınıza inancım tamdır." 
Hal böyleyken...
Eşref Paşa'nın ana fikrini alan çalışma grubu, öncelikle PKK’nın belirlediği sözde eyaletin içerisinde kalan şehir ve alanların demografik yapılarını, geçmişte o bölgelerde meydana gelmiş isyanlarıaşiret yapısını, arazi etüdünü, geçici köy korucularının ve güvenlik güçlerinin mevcut durumunu, o bölgede PKK ile çatışmalarda verilen şehit ve yaralılarıeğitim durumunu, işsizlik durumunu, ekonomik durumunu, tarımsanayihayvancılıkasayiş durumunu, sağlık durumunu, örgüte katılmak üzere dağa çıkan ve inen gençlerin sayısını, çatışmalarda sağ ve ölü ele geçirilen örgüt elemanların sayısını kapsayan çalışmalarını aralıksız altı ay süreyle devam ettirir. 
Başka?! 
Çalışma Grubu, bölgedeki görev yapan her düzeydeki personel ile rahatlıkla bilgi alışverişinde bulunur, yine bölgeye giderek farklı yerlerde incelemeler yaparlar. 
Ayrıca izine gelentayini çıkan her rütbeliyi çalışma yerlerine davet ederek mutlaka görüşmeler yaparlar. 
Netice: 
Çalışma Grubu, hazırlıklarını bitirerek, askeri tedbirleri kapsayan iki hareket tarzı belirler. 
Birinci hareket tarzı; bölgedeki mevcut kuvvet yapısı incelendiğinde, bölgede sadece 20 civarında J. Komd. Tb. ile emniyet güçleri mevcuttur. 
Eğer PKK ile mücadele Mehmetçik ile yapılacaksa, bölgeye alan hakimiyeti için 60 kadar Tabur ihtiyacı gerekmektedir. 
İkinci hareket tarzı; PKK’ya karşı eğer Mehmetçik dışında bir mücadele düşünülecek ise5 bin kişilik Özel Harekat Birliği oluşturulmalıdır. 
5 bin kişilik Özel Harekat Grupları da, PKK’nın yapılandığı eyalet sistemine göre teşkilatlanacaklardı. 
Ezcümle: 
İstihbarat konusu ile ilgili yapılan çalışma dosyası da, Eşref Bitlis’e ayrıca takdim edilir. 
Tespit edilen hareket tarzları, Eşref Bitlis’e bir brifing olarak verilir. 
Eşref Bitlis, bu çalışmanın üst makamlara da sunulması gerektiğini belirterek, bu konudaki düşüncesini açıklar: 
"Arkadaşlar; 
Türk Milleti var olduğundan beri bekasını her zaman Türk milletinin bağrından çıkmış olan kendi öz evlatları Mehmetçik'le korumuştur. 
Bundan sonra da Mehmetçik'le koruyacaktır." 
... 
"Bu bölgede yaşayan, kökeni ne olursa olsun, bu ülkede yaşayan bütün vatandaşlarımız, bu mücadelenin içerisinde yer almak zorundadır. 
Her şeyden önce halka şefkatle yaklaşıp, güven vererek ve gerektiğinde onlara her türlü destek sağlayarak, bölge halkını kazanacağız. 
Bu mücadeleyi PKK'ya karşı halkla beraber yürütmek zorundayız. 
Unutmayınız bu mücadeleyi halkı kazanan kazanır." 
... 
"Arkadaşlar, biz ruhumuzu, Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde yürütülen Kurtuluş Savaşı’ndan aldık. 
O dönemde de, Anadolu’da mücadele başlatılırken önce halk içerisinde yoğun bir mücadele kampanyası başlatılmış, halka yeni bir direniş ruhu kazandırılmıştır. 
O dönem aydınlar, adım adım Anadolu’yu dolaşmışlar ve mücadele ruhunu ateşlemişlerdir. 
Biliyorsunuz, Anadolu'da kongreler yapılmış ve halk örgütlenerek, askeri mücadele ile birlikte zafere ulaşmıştır. 
İşte, biz de burada öncelikle bölgeye intikal edecek yeni birliklerin bölgeye oryantasyonu sağlanarak, halka güven verilerek özgüven kazandırılıp, sonra halkın aktif mücadeleye katılması sağlanacaktır; en son safhada ise halkla birlikte topluca mücadele edilerek, emperyalistlerin maşaları bu bölgede yok edilecektir." 
Gn. Kom. Org. Eşref Bitlis, yurt içinde terörle mücadeledeki fikirlerini çok net olarak açıklamıştı. 
Şimdi belirtilen hareket tarzının, MGK öncesinde Gn. Kur. Başkanlığı, Hükümet ve Cumhurbaşkanı'na duyurulması gerekecekti. 
Hal böyleyken... 
Eşref Bitlis'in içerisinde bulunduğu süreç kritik bir döneme girmiştir. 
Yani?!
ABD, Irak’a müdahale etmiş, on binlerce Peşmerge Türkiye sınırına yığılmış, Cumhurbaşkanı Özal BM'den acil yardım yardım çağrısında bulunmuştu. 
Nitekim... 
Saddam Hüseyin’in saldırılarına karşı Kuzey Irak Kürtlerini korumak için BM Güvenlik Konseyi'nin 688 sayılı kararı ile kamuoyunda Çekiç Güç olarak bilinen güç, İncirlik ve Pirinçlik’e yerleşmiş, Zaho’da bir irtibat bürosu açmıştı. 
Nüans?! 
Bu, Eşref Bitlis'in önünde, belki de terörle mücadeledeki en büyük engeli oluşturacaktı?! 
Hasılı: 
Eşref Bitlis, bölgeye Çekiç Güç’ün gelişiyle ilgili endişelerini de dikkate alarak, fikirlerini üst makamlara duyurarak konuyu olgunlaştırmayı başarmıştı. 
Eşref Bitlis Paşa; MGK'da konuşularak, Hükümet'e tavsiye kararı aldırılması gerekenleri, altı ana grupta belirlemişti: 
1. "Bölge ülkeleriyle mutlaka işbirliği yapılmalıdır. 
Terörle mücadele için öncelikli olarak sınır komşuları İran, Suriye ve Irak ile görüşmeler başlatılarak, işbirliğine ikna edilmelidir." 
Bu kapsamda; Kuzey Irak’a yapılacak sınır ötesi harekat için Irak'ın kuzeyindeki yerel unsurlar olan KYB lideri Celal Talabani ile KDP lideri Mesud Barzani’yi bu mücadelede kontrolümüze almak zorunda olduğumuza, Gn. Kur. Bşk. ve Cumhurbaşkanı'nı ikna etmişti. 
2. "Terör Örgütü'nü yalnızlaştıracak tedbirler uygulamaya sokulmalıdır! 
Terör örgütü her bakımdan yalnızlaştırılıp, finans kaynakları kurutulmalıdır. 
Finans kaynaklarının tespiti için de özel bir çalışma komisyonu oluşturulmalıdır."
3. "Terör örgütünün lider kadrosu dağıtılmalıdır." 
Dünya örneklerinde olduğu gibi örgütün tasfiyesi için lider kadro dağıtılmalıdır. 
4. "Bölge halkı kucaklanmalıdır." 
Bölge halkının kazanılması zaruridir. 
Halk, yanlış yönetim ile terör arasına sıkışmış durumdadır. 
Bunu suistimal eden unsurların bertaraf edilmesi zorunluluğu ortadadır. 
5. "Bölgede alan hakimiyeti için kuvvet takviyesi gerekmektedir." 
60 kadar Tabur, alan hakimiyeti için yeterli olacaktı. 
6. "PKK terör örgütü ile kesintisiz mücadele yapılmalıdır." 
PKK terör örgütü ile kesinlikle ateşkes sürecine girilmeyecek ve kesin sonuçlu imha harekatı ile varlığı tamamen ortadan kaldırılacaktır. 
Eşref Bitlis’in teklifleri her seviyede kabul görerek, öncelikle yurt içinde belirlenen birlikler 5442 sayılı kanun kapsamında Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya intikal etmeye başlamışlardı. 
Ancak, bölgenin makus talihini yenecek TSK’nin gelecekteki Gn. Kur. Başkanı'nın kararlı düşüncelerinin önünü kesmek için, ABD tarafından da düğmeye basılmıştır. 
Eşref Bitlis, artık stratejik düzeydeki planlarını hayata geçirmeye başlamıştı. 
Nitekim... 
Yaptığı araştırmalarda, Çekiç Güç’ün Barzani-Talabani Peşmergelerini ve halkı korumaktan ziyade, Irak’ın Kuzeyinde bir Kürt devleti kurmaya çalıştığını ve PKK gücü yarattığını görmüştü.
Başka?!
Çekiç Güç’e bağlı helikopterler geceleri Cudi, Gabar, Besler-Dereler bölgeleri üzerinden uçuş yaparak PKK’ya silah, mühimmat, erzak yardımı yapıyorlardı. 
Nüans?! 
O dönem, helikopterlerimizde gece görüş imkan ve kabiliyetleri sağlayan teknik cihazları henüz yoktu.
Eşref Bitlis, Doğu ve Güneydoğu’da geceleri uçuş yapan bu helikopterleri, dönemin Gn. Kur. Bşk'nı Org. Doğan GÜREŞ’e iletmiş, Gn. Kur. Başkanlığı'nca "Bölgede gece izinsiz uçuş yapan helikopterleri, uçaksavarlar ile vurunuz" direktifi verilmesini sağlattırmıştı.
Yine bir seferinde, Eşref Bitlis ve Asayiş Kor. Kom'nı Korg. Necati ÖZGEN ile birlikte Kuzey Irak’a giderken, Çekiç Güç uçakları (F-15) tarafından havada taciz edilerek, pilotun ustalığı ve kahramanlığı sayesinde düşürülme tehlikesinden son anda kurtulmuşlardı!? 
Ağustos 1992'den itibaren Alan, Aktütün ve Derecik karakolları belli aralıkla basılarak 74 şehit verilmişti. 
Kuzey Irak’tan gelen teröristler, Çekiç Güç’ün kontrol ettiği arazi kesimlerinde kampları bulunuyor ve eğitimlerini yapıyorlardı. 
Sahip olduğu silahlar da, ateş gücü yüksek silahlar?! 
(Havan, RGG-7, Kanas, Biksi Mk Tf vb) 
Eşref Bitlis, PKK’nın temin ettiği fakat askerimizde olmayan uzun menzilli kanas, biksi silahları ile bölgede PKK’nın yollara döşediği mayınlardan korunmak için BTR-60 (Doğu Almanya’dan hibe) ve BTR-80 zırhlı personel taşıyıcıları ile havadan personel taşımacılığı için Mİ-17 helikopterleri (Ambülans hlkp. dahil) SSM’lığınca Rusya’dan aldırtmıştı. 
Hal böyleyken... 
3 Ekim 1992’de, Kuzey Irak’a imha amaçlı büyük çaplı operasyon başlatılmıştı. 
Hakkari bölgesinden Hakkari Komd. Tuğ, Şırnak bölgesinden Bolu Komd. Tuğ ve Kayseri Hv. İndirme Tuğ.larıHamam Boğazı'ndan Tatvan Zırhlı Tuğ, ile J. Komd. Taburları harekata katılmıştı. 
2 Ekim’de, ABD uçak gemisi Saratoga, Muavenet’i vurdu!? 
Geminin komutanı dahil 5 şehit, 22 yaralı vermiştik. 
En acısı da, dönemin ABD Dışişleri Bakanı Lawrence Eagleburger, Washington Büyükelçimiz Nüzhet Kandemir’e "geminizi vurduk, özür dileriz" diye iletti. 
O dönem, Türkiye’nin gündeminde olan tek konu, PKK terör örgütünü Kuzey Irak topraklarında yok etmekti.  
Muavenet zırhlısını vurarak ABD, Türkiye’ye "harekatı yapmayın" diye gözdağı vermişti. 
Çünkü ABD, Irak’a müdahale edilmesini istemiyordu?! 
TSK’leri bu harekatı, Muavenet'in vurulmasına rağmen yaptı. 
Kuzey Irak’a başlatılan harekat, çok başarılı şekilde devam ediyordu. 
J. Gn. Komutanı Bitlis Paşa artık bütün enerjisi kullanıyor, bedenini ve vücudunu zorluyordu. 
Ancak, Eşref Paşa'mızın sağ bacağında çok ciddi sinir sıkışması ve çekilme olmuş, zorunlu olarak yatağa düşmüştü. 
Artık Kuzey Irak operasyonunu, evinde, yatakta istirahat ederken takip ediyordu. 
Karargahta açılan Kuzey Irak Operasyon İzleme Merkezi'nde, sabah erken saatlere kadar gelen mesajlar, incelenerek haritalara işleniyordu. 
Sabah erkenden Harekat Başkanı ve beraberindeki komutanlar, doğruca Bitlis Paşa'nın evine giderek, yattığı yatağın başucuna, yerde halı üzerine haritayı serip birliklerimizin ulaştıkları noktaları anlatıyordu. 
Eşref Paşa, yatağında yan dönerek, elindeki metal işaret çubuğu ile birliklerin ilerleme istikametlerini haritaya işaretlerken, komutanlar da ellerindeki kırmızı kaplı ajandaya yazıyordu. 
Aniden komutanlarına bakarak, "o çocuktan haber var mı?!" diye sorunca, Harekat Başkanı ile diğer komutanlar birbirine bakıp, "acaba kimden bahsediyordu" diye düşündüler?! 
Sırt üstü dönüp, göğsünün üzerine MİLSEÇ siyah telefonu koyarak özel hat'tan Asayiş Komutanı Korg. N. Ö. generali aradı: 
"Necati Paşa'm, Cem'e ulaşamıyorum. 
Kaç gündür bu çocuk beni aramadı. 
Aman o çocuğa dikkat et. 
Geçen hafta Bakanlar Kurulu'na brifing verdim. 
Sanırım bizimkilerin de yapabileceği bir şey yok gibi. İşimiz çok zor Necati Paşam, sanırım birileri bizi gözden çıkardı. 
Bari o çocuğa sahip çık, Necati Paşam..."
Cem Ersever’in başına bir şey gelebileceğini düşünüyordu. 
Cem Ersever’in, bölgede irtibat timleri ile Talabani ve Barzani arasında Peşmerge kıyafeti ile görev yaptığı ve yanındaki üç koruması ile koordinasyon sağladığı, TSK tarafından biliniyordu. 
Operasyon süresince 8 bin PKK'lı terörist etkisiz hale getirilerek, PKK’nın bütün lojistik desteğini sağlayan depo ve sığınaklar imha edilmiştir. 
Ancak harekatı etkileyen en olumsuz faktör hava şartları'ydı. 
Operasyonun kış dönemine rastlaması, olumsuzlukları da beraberinde getirebilecekti?! 
Bu nedenle, harekata ait Mart 1993'de, operasyona tekrar devam edilmesi konusunda görüş oluşturulmuştu. 
ABD'nin kontrolündeki Çekiç Güç vasıtasıyla derin faaliyetlerin, artık Bitlis Paşa'nın çok yakınlarına yaklaşmış olduğuuçağı düş(ürüldü)kten sonra çok daha iyi fark edilmişti
Nitekim... 
Eşref Bitlis'in uçağının düş(ürül)mesinden sonra "Mart 1993 barış sürecinin bir ihanet süreci olduğunu" belirterek, 18 Mart 1993'te, Kuzey Irak’ta görev yapan Cem Ersever de istifa etti. 
24 Mayıs 1993 günü, Elazığ-Bingöl karayolunda araçların yolunu kesen PKK militanları, usta birliklerine giden ve askerliklerini tamamlayıp memleketlerine dönmekte olan üniformasız askerlerin olduğu otobüsleri durdurup 33’ü asker, 40 kişiyi olay yerinin yakınında kurşuna dizerek katletti. 
Sivil araçları ateşe verdi, 13’ü asker, 1’i polis, toplam 22 kişiyi de kaçırdı. 
20 Mart 1993 ateşkesi ve 24 Mayıs 1993 Bingöl katliamı ile Çekiç Güç desteğindeki PKK, Eşref Bitlis’in planlarının önünü kesmiş oldu. 
Demem şu ki:
PKK Terör Örgütü'nün dört kez ilan ettiği "sözde ateşkes süreci"ne kanıldı, sonuç hayal kırıklığı ve üzüntü oldu: 
20 Mart 1993 sözde ateşkes süreci 
(24 Mayıs 1993'de Bingöl katliamı ile bitirildi) 
1 Eylül 1999 sözde ateşkes süreci 
(1 Haziran 2004'de uzaktan komutlu patlayıcılar'la yurt içerisine girerek saldırılar başlatması) 
13 Nisan 2009 sözde ateşkes süreci 
(31 Mayıs 2009'da PKK kanlı eylemlerine başladı) 
21 Mart 2013 sözde ateşkes süreci 
(22 Temmuz 2015'de Urfa–Ceylanpınar’da iki polis memurunun şehit edilmesi ve hendek çatışmaları) 
Hal böyleyken...
Eşref Bitlis'in uçağının düş(ürül)mesinden sonra 1995'te "35 bin Mehmetçikle Kuzey Irak’a yapılan Çelik Harekatı", Bitlis'in düşünceleri doğrultusunda planlanan operasyonların devamı oldu. 
Demem o ki: 
Eşref Bitlis, bulunduğu her rütbede, makam ve geleceğini terörle mücadeleye adamıştır. 
Demem şu ki: 
Yaptığı operasyonlarda, harp prensipleri ile gerilla harbinin taktik ve tekniklerini buluşturmuştur. 
Yani?! 
Eşref Bitlis’in en önemli özelliklerinden biri de, terörün ardındaki güçleri tespit edip, deşifre etmek için çalışmalar içerisine girmiş olmasıdır. 
Ezcümle: 
Bu yöntemlerle, terörle mücadelede çok başarılı sonuçlar almış, bu uğurda bedel ödemiştir. 
 
Atatürk'ün Ordusu TSK'nin bu "efsane komutan"ı Eşref Bitlis Paşamız"ın anısına saygıyla...
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum