Çidem Ayözger Ergüvenç

Çidem Ayözger Ergüvenç

cidemer@gmail.com

BAŞ

A+A-

 

         Her canlının bir başı vardır. Hayvanlarınkine kelle denir; balıktan söz ederken, balığın başı demeyiz de nedense kafası deriz. İnsanların omuzları üstündeki yuvarlağımsı şey fazla çalışmıyorsa, onlar kafasızdır. Ama benim burada söz etmek istediğim baş öyle baş değil, bir zümrenin başı; muhtar olur, sivil toplum örgütünün başı olur, herhangi bir meslek grubunun başı olur falan, bunları kastediyorum.

Baş olmak, liderlik vasfı taşımak öyle kolay iş değildir. Örneğin sınıf başkanı olursanız bütün arkadaşlarınıza aynı sevgi ve saygıyı göstermek durumundasınız; onların size bağışlamış olduğu güven duygusunu hak etmelisiniz; unutmamalısınız ki sizi o konuma onlar seçmiştir. Eğer onların haklarına saygı göstermezseniz, isteklerini göz ardı ederseniz, onları en iyi şekilde temsil edemezseniz, birlik olurlar ve size karşı cephe alırlar. Sizi aralarına almazlar, el ele tutuşup size sırtlarını dönerler. O zaman siz ağlamaklı, ne yapacağınızı bilemezsiniz. Başöğretmeninizin omzunda ağlayabilirsiniz, ne var ki  bu gözyaşları sizi belki başöğretmenin gözünde yüceltir ama kendi çevrenizde paçavranız çıkar. Yaptıklarınız yan şubelerden yola çıkarak bütün okula yayılır. Artık güvenilmez bir insan olarak büyüyeceksiniz ve bir daha bırakın sınıf başkanı, okul temsilcisi falan olmayı, siz ancak soğan başı olursunuz. Gelen ısırır, giden ısırır.

Köy muhtarlığı da önemli bir görevdir. Bir muhtar her şeyden önce güvenilir  insan olmalıdır. Bugün ak dediğine yarın kara derse,  bir de üstüne önceden söylemiş olduğu şeyi inkâr ederse saygınlığını yitirir.

Adil olmalıdır; tüm köydeşlerine aynı şekilde davranmalıdır; kendi akraba ve dostlarını kollayıp diğerlerini düşman gibi görmesi gün gelir kendisini düşman durumuna sokar. Kimsenin hakkını elinden alıp kendi yakınlarına sunmamalıdır.

Eleştiriye açık olmalıdır, akıl akıldan üstündür. Bir insan her şeyi bilemez. Bilmediğini bilmek bir erdemdir. O yüzden muhtarların hadlerini bilmeleri de gerekir. Ayrıca eleştirilere yanıt verirlerken terbiye çizgisine dikkat etmeli, edepsizlik etmemelidirler. Bağırtkanlık, saldırganlık haklı insanı haksız durumuna düşürür. Hele bir de zaten haksızsa, yanlışını kabul etmesi gerekir. Özür dileyebilmelidir ama bu iş de her dakika olmaz, hata yapmazsan özür dilemek zorunda kalmazsın.

    Köy ihtiyar heyetine saygı duymalı, kendisi gibi düşünmeyen üyelere de söz hakkı verebilmelidir. Fazla gurur başa belâ olabilir. Yeterli dozu kaçıran,  haklı nedenleri olmayan gurur kibirdir ve insanları çok sevimsiz kılar. O kadar ki alay konusu bile yapabilir.

Muhtarlar görevlerinin sınırlarını düzgün biçimde saptayamazlarsa başkalarının özel hayatlarına, giyim kuşamlarına, birlikte eğlenme şekillerine, daha da ileri giderek hiç haddine düşmeden özel yaşamlarına karışmaya başlarlar. Bu tutum onları daha sonraları despot durumuna sokar. Allah esirgesin, diğer köylerdeki despotlaşan muhtarların başına neler geliyor tarih tanıklık etmektedir.  

Muhtarlar, köyün başına bir felâket geldiğinde varını yoğunu köyün yaralarını sarmak için seferber etmelidir. İki yiyorsa bir yemeli, üç geziyorsa hiç gezmemeli, kendi keyfi için boşa para harcayacağına köydeşlerinin imdadına koşabilmelidir. Köyüne sahip olamayan muhtar en sonunda rezil olmaya mahkûmdur.

Köyün kaynaklarını gözü gibi koruyup esirgemeli, ortak mallarına sahip olmalıdır. Sahip olmayı, onları kendi üzerlerine kaydedip köyden alıp kendine mal etmek, daha da beteri, komşu köylere satmak falan anlamında kullanmadığımı biliyorsunuz. Aile babası ailesine sahip olur, onu gözünden esirger. Muhtarlık da böyle bir anlam içerir.

Köyün doğal güzelliklerini her çeşit yağmadan korumak için canı bahasına uğraşmalıdır, yoksa gün gelir koca köy varını yoğunu yitirmiş, beş parasız kalır; diğer köylere muhtaç olur. Borçlanmak zorunda kalır. Borç alan emir alır. İşin acı tarafı muhtarlar da egemenliklerini sürdürmek için borç batağına düşebilirler ve sonunda onlar da dışarıdan gelen emirlere uymak zorunda kalırlar.

Muhtarlara alıngan olmak yaraşmaz. Öküz altında buzağı arayıp yapılan yorumlardan işkillenmemelidirler; köy sakinlerine onların hiç hak etmedikleri  kötülükleri yapmamalıdır.

Ben dönüp dolaşıp bir muhtarın kimseyse iftira atmaması, yalan söylememesi ve terbiyeli olması ayrıca kendi köydeşlerine haksızlık etmemesi gibi konulara takılıyorum. Aslında muhtarların daha birçok olmazsa olmazlarını sayasım var ama dilime kemik koymaya karar verdim; böylece kimse beni, dilinin kemiği yok diye eleştiremez. Allah her köye düzgün nitelikleri olan muhtarlar nasip kısmet etsin.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.