Bakan, ‘klavye başında tutuklama siparişi verenler’e seslendi: Türkiye hukuk devleti

Bakan, ‘klavye başında tutuklama siparişi verenler’e seslendi: Türkiye hukuk devleti

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, ‘klavye başında kendisine tutuklama ya da tahliye siparişi verenler’ diye tanımladığı kişilere “Türkiye hukuk devletidir” diye seslendi.

A+A-

Ankara Hakimevi’ndeki toplantıda konuşan bakan, farklı fikir, değerlendirme ve kamusal eleştirilerin farkında olduklarını, eleştirinin kamu hizmetlerinin geliştirilmesinde vazgeçilmez kaynak konumunda bulunduğunu dile getirdi.

Gül, yargının da eleştirilerden istifade edeceğini ve çalışmalarını daha da olumlu hale getirebileceğini belirterek “Ancak fikir ve eleştirinin yapıcı katkıya dönüşmesi samimiyet ve tutarlılığa, en başta da doğru bilgiye dayanmasına bağlıdır” ifadesini kullandı.

Adalet bakanı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Örneğin, iki yıla kadar hapis cezası gerektiren bir suçta tutuklamanın yasak olduğunu hepimiz biliyoruz. Hakaret suçu da bu yasak kapsamındadır. Konunun teknik ayrıntılarına yabancı olan vatandaşlarımızın tepkisini anlayışla karşılarız. Hatta bu tür tepkiler, mevcut kuralların gözden geçirilmesi yönünde bir toplumsal talep olarak okunabilir. Ancak bu tür değerlendirmelere bazen teknik uzmanlığını varsaydığımız kişilerin de iştiraki düşündürücüdür. Yargıyı kanunları uyguladığı için suçlamak, eleştirmek insaflıca değildir. Yargı kimsenin sıfatına bakmaz, kanun önünde herkes eşittir. Yüce Meclis kişiye, olaya özgü kanun çıkarmıyor. İster yürütmede, ister yargıda görev üstlenmiş olalım, hepimiz yasa tenfiz memurlarıyız.”

‘Eleştiri yeri sosyal medya değil’

Gül, kanunların beğenilmemesi durumunda, bunu uygulayan hakimi değil kanunu eleştirmek gerektiğini vurgulayarak Meclis’in yanlış bulunan kanunu tartışabileceğini, gerekirse değiştirebileceğini kaydetti.

Adalet bakanı, şöyle devam etti: “Bunların tartışılacağı, olgunlaştırılacağı yer yüce Meclis çatısıdır, sosyal medya mecrası değildir. Özellikle hakaret ve sövme suçlarında bu konuda bir hassasiyet olması çok doğaldır. Hiçbirimiz kıymet verdiklerimizden, canımızdan çok sevdiklerimizden hiç kimsenin hakarete uğramasına razı olamayız. Gönlümüz razı olmaz ve bunun korunmasını hepimiz isteriz.

Burada önümüzde iki yol var. Ya mevcut uygulama devam eder, tutuklamanın istisnailik özelliği korunur ya da Ceza Muhakemesi Kanunu’nda değişiklik yapılır, tutuklama yasağı kalkar veya indirilir. Eğer kanun değiştiği halde uygulanmazsa, yanlış uygulanırsa, o zaman yargıyı hep beraber topa tutalım tenkit edelim. Ama hakimin yerine bazen sosyal medya mahkemesi kuruluyor hatta infaz bile ediliyor. Bu giderek post-modern bir toplumsal mühendisliği halini almış durumda.”

Kendisinin de “Bu nasıl karar” dediği yüzlerce karar sayabileceğini aktaran bakan, şunları dile getirdi: “Bazı dosyalarda tutuklama mümkün, hatta gerekliyken bu yola başvurulmadığını görüyoruz. Bazılarında ise tam tersi, tutuksuz yargılama yeterliyken kamu vicdanını yaralayıcı kararlara rastlıyoruz. Kaynar kazanı döküyor serbest kalıyor, süt kazanına giriyor tutuklanıyor.”

‘Yürütmedeki sorumlu makam…’

Yürütmeye ve özellikle yürütme içerisindeki sorumluluk makamındakilere düşenin bu süreci saygıyla karşılaması olduğunu dile getiren Gül, ister kamu görevi isterse farklı meslek yapılsın, herkesin süreci saygıyla karşılaması gerektiğini aktardı.

Adalet bakanı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Elbette yasal hakları kullanacağız, elbette itirazımızı, eleştirimizi yapacağız. Bu konuda sürecin saygıyla karşılanması, makamımız, görevimiz, işimiz, mesleğimiz ne olursa olsun bu anlamda beklenen bir davranıştır diye düşünüyorum. Aksi davranış yargı bağımsızlık ve tarafsızlığına gölge düşürebilir.

Klavye başına geçip her gün sosyal medyada bana tutuklama siparişi ya da tahliye siparişi verenlere sesleniyorum… Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Burada kanunlar işler, kurallar işler, usuller işler ve işlemeye de devam eder. Bu işleyişi beğenmeyen gider, itiraz hakkını kullanır ama yargıya kimse parmak sallayamaz. Adalet bakanının da bu işleyişe müdahale etmesini kimse bekleyemez. Adalet bakanının hakim-savcı cübbesi yoktur, görevim süresince o cübbeyi giymedim ve hiç kimse kusura bakmasın, o cübbeyi de görevim boyunca asla giymeyeceğim.”

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.