Yaşar Can

Yaşar Can

AÇIK BÜTÇE

A+A-

2020 yılı bütçesine hem genel olarak hem de, Ağustos-2020 ayı sonu itibariyle bakacak olursak; genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine 2020 yılı için toplam 1.082 milyar lira bütçe ödeneğinin verildiğini, buna karşın 1.072 milyar lira tutarında da bütçe gelirinin programlandığını görmekteyiz.

2020 yılının sekiz aylık döneminde (Ocak-Ağustos) bütçe geliri 650,5 milyar lira, bütçe gideri faiz giderleri dahil 761,4 milyar lira olarak gerçekleşmiş ve 110,9 milyar lira bütçe açığı doğmuştur. Faiz dışı açık ise 19,3 milyar lira olmuştur.
    

Vergi gelirlerini incelediğimizde; Avrupa Birliği ülkelerinde %35 olan dolaylı vergilerin, ülkemizde %73, dolaysız vergilerin ise Avrupa Birliği ülkelerinde %65, ülkemizde ise %27 olduğunu görüyoruz. Mutlak değer itibariyle bakacak olursak ülkemizde 1.072 milyar liralık bütçe gelirlerinin 912,5 milyar liralık kısmı vergi gelirlerinden, vergi gelirlerinin de 666,1 milyar lirası dolaylı vergilerden, 246,4 milyar lirası da dolaysız vergilerden oluşuyor. Dolaylı vergilerin en büyük özelliği vergide adaletsizliğin boyutunu artırıyor olmasıdır.

666,1 milyar lira tutarındaki dolaylı vergiler içinde; tütün mamulleri ile alkollü içkilerden alınan Özel Tüketim Vergisi %12,3 oranında 82,0 milyar lira, para cezaları da %2,1 oranında 13,7 milyar liralık bir paya sahip, motorlu taşıt araçları üzerinden ise Motorlu Taşıtlar Vergisi ve Özel Tüketim Vergisi adı altında 36,6 milyar lira, petrol ve doğalgaz ürünü satışlarından ise 66,7 milyar lira Özel Tüketim Vergisi alınacağı öngörülüyor. Dolaylı Vergilerin 467,1 milyar liralık kısmının ise; 325,5 milyar lirasını ithalde ve dahilde alınan Katma Değer Vergisi  141,6 milyar lirasını da diğer Dolaylı Vergiler oluşturmaktadır.

Dolaylı Vergiler tüm tüketicilerden aynı oranda tahsil edilmektedir. Bu nedenle bu vergi büyük oranda halk kitlelerinin sırtındadır. Ancak genel bütçedeki vergi gelirleri vatandaşın sağlığı, eğitimi, güvenliği, huzuru, altyapı ihtiyacı için harcanıyor mu buna baktığımız zaman son üç yılın ortalamasına göre en büyük payın %28 ile genel kamu hizmetleri, %22'sini sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetleri, %17'sini eğitim hizmetleri , %13 ünü ekonomik işler ve hizmetleri, %13'ünü savunma güvenlik hizmetleri, %5'ini sağlık hizmetleri ve %2'sini de diğer hizmet giderleri teşkil etmektedir. Bu rakamların tamamına yakını hizmet temini için yapılan giderlere aittir. üretim amaçlı yatırım payı yok denecek kadar azdır. Son otuz yıldır hükümetler üretime yönelik yatırım yapma görevini ağırlıklı olarak özel sektöre verdi. Ancak özel sektörün bu konudaki mantığı kamu yararından ziyade yüksek karlılık eksenlidir. Bu konularda yüksek karlılığı ön planda tutarsanız istihdam ve sosyal fayda yönünden topluma önemli bir katkısı olmaz. Devlet de bu gibi yatırımları minimize ederse doğal olarak işsizlik ve talep daralması artacak toplum refahı azalacaktır. Eğer dış pazar bulamaz ise özel sektörün üretiminde de bir daralma yaşanacaktır. Yani ülkelerin bu sarmaldan çıkabilmeleri için ÜRETİM, ÜRETİM, ÜRETİM diyoruz. Bunun içinde iç ve dış kaynak temini gerekiyor.
   

Ya üretim olmaz ise; son 15 yılda üretime yönelik yatırım yapılmaması, bütçe kaynaklarının keyfilik mertebesinde ve gereksiz olarak saray, taşıt aracı, aşırı özel güvenlik harcamaları, lüks tüketim malzemeleri gibi ısraf ve şatafattan ibaret getirisi olmayan kalemlere harcanması, bütçe dengesinin ülke aleyhine alt üst edilmesine neden oldu. Bunların yanında sadece yatırım aşamasında alt firmaların üretim miktarını arttıran, ancak tamamlandıktan sonra üretim sektörüne katkısı olmayan inşaat işlerine yoğunlaşılması da iç ve dış kaynak ihtiyacını arttırdı.

İlk sekiz ayda oluşan 110,9 milyar lira tutarındaki bütçe açığının giderilmesi yanında önümüzdeki dört aylık sürenin kaynak ihtiyacının karşılanması için de ağırlıklı olarak dolaylı vergilerin özellikle de Özel Tüketim Vergisinin ve trafik cezalarının artırılması cihetine gidildi. Lüks tüketim malzemeleri haricinde petrol ve doğalgaz ürünleri gibi zaruri ihtiyaç maddeleri üzerinden alınan Özel Tüketim Vergilerinin artırılması gibi tercihler, zaten ekonomik sıkıntı içinde olan alt gelir grubundaki vatandaşı daha da büyük ekonomik sıkıntı içine sokacaktır.

Etkin tasarruf tedbirleri alınarak,bütçe kaynaklarının ısrafından vazgeçilmediği ve ısraf ekonomisinde ısrar edildiği sürece ülkenin, kaynak ihtiyacı giderek artacak ve devletin gözü sürekli olarak vatandaşın cebinde olacaktır.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum