1. YAZARLAR

  2. Levent Demir

  3. ABD NEDEN BİR RAHİBİN PEŞİNDE?
Levent Demir

Levent Demir

Yazarın Tüm Yazıları >

ABD NEDEN BİR RAHİBİN PEŞİNDE?

A+A-


Rahip, âbid yani çok ibadet eden demektir. Rahip; keşiş, papaz ve aslan anlamına da gelir. 

Bu öyle bir rahip ki,  tanımlayamıyoruz. Çünkü süper güç ABD ile   müttefiki Türkiye  ile arasını açıp uluslararası krize neden olabiliyor. Tutuklanması ayrı kriz, ev hapsi kararı ayrı kriz...

Evet evet ondan bahsediyorum. ABD ile Türkiye’nin arasında gerginliğe yol açan Rahip Brunson’dan .   Andrew Brunson 1968 yılında doğmuştur. Trinity Evangelical Divinity School, Erskine Theological Seminary, Aberdeen Üniversitesi'nden mezun olan Brunson'un Jacqueline Furnari adında bir çocuğu vardır. Ama herşey bu kadar basit ve sıradan da değildir. ABD Başkanı Donald Trump’ın ,  Türkiye'de birkaç gün önce ev hapsine alınan ABD'li rahip Andrew Brunson için  serbest bırakılması çağrısı yapacak kadar sıradan değildir bu rahip.

"ABD, Türkiye'ye büyük Hristiyan, aile adamı ve mükemmel bir insan olan Pastör Andrew Brunson'un uzun süreli tutukluluğu için büyük yaptırımlar uygulayacak. Bu masum inanç adamı derhal serbest bırakılmalı!" ifadeleri de yine bu rahip için sarfedilmiştir ve Trump’a aittir.

ABD’li papaz Brunson Türk hükümetine göre ise; terör örgütleri FETÖ ve PKK adına suç işlediği gerekçesiyle 9 Aralık 2016’da tutuklanmıştır.  Brunson hakkında İzmir Cumhuriyet Savcısı Berkant Karakaya tarafından hazırlanan iddianamede, din adamı görüntüsü altında söz konusu terör örgütleri adına suç işlediği ve genel stratejileri kapsamında eylem birlikteliği içinde olduğu, örgütlerin amaçlarını bilerek ve isteyerek iş birliği yaptığı belirtilmişti. Brunson’ın FETÖ’nün üst düzey mensupları ile kod isimlerini bilerek görüştüğü, bu kapsamda örgütün sözde eski Ege bölgesi imamı ve firari Bekir Baz ve yardımcısı Murat Safa ile hakkında “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasından dava açılan tutuklu sanık Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Başkanı Taner Kılıç ile görüşmeler yaparak strateji belirlediği iddia edilmişti.

9 Aralık 2016'de tutuklanan ve casuslukla suçlanıp 35 yıla kadar hapis cezası istenen ABD'li rahip Andrew Brunson hakkında ev hapsi kararı alındı ama bu yeterli bulunmadı.  Bu gelişmelerin ardından Trump'tan Türkiye'ye yaptırım tehdidi geldi. Ve "Andrew Brunson kimdir?" sorusu daha fazla sorulmaya başlandı.

Evet kimdir bu rahip? Belli ki ABD’nin kripto bilgilerine sahip! Bir kere evangelist. Tıpkı Pence , gibi . Hatta ABD üst yönetimindeki piramidin tamamına yakını evangelist. 

Peki nedir bu evangelizm ve evangelistlik?

Sayıları sadece Amerika’da 70 milyona ulaşan Evangelistler, İncil’de yer alan kehanetleri gerçekleştirmek için çalışıyor. Bu koyu Hıristiyanlar’a göre,  kıyamet 2000’li yıllarda Ortadoğu’da kopacak ve onlar da İsa Mesih sayesinde dünyaya hakim olacak.

Evangelistlerin hayallerinde kıyamet var.

Dünyadaki pek çok insan Amerikan politikalarını artık İncil’deki kehanetlerin şekillendirdiğine inanıyor. Bush’tan Trump’a kadar ABD’de başkanlık  seçimini  kazandıran Evangelistler ise Ortadoğu’da kıyameti hızlandırmak için çalışıyor.

‘Tanrı ve Başkan bize İsa’yı Ortadoğu’ya getirme şansı doğurdu. Bu bana verilen bir emir!”… Bu sözlerin sahibi kan ve ateş altındaki Irak’ta Evangelistler için çalışan misyoner Tom Craig’e ait.

Evangelistlerin Bağdat’ta 9 kilisesi ve yüzlerce müridi var. Amaç Irak’ı Ortadoğu’da Evangelizm’in merkezi yapmak ve tıpkı İncil’de sözü edildiği gibi dünyanın bütün kavimlerini bu Kilisede toplamak.

Evangelistlerin “Kilisesi” var ama aslında Protestanlığa ait küçük inanç farklarıyla bir araya gelen büyük bir ittifaktan söz etmek daha doğru. Genel olarak liberal Protestanların ve Baptistlerin dışında kalan tüm Protestanlar,  Evangelist adını alıyor. 

Kökleri Yunanca’da “Müjde” anlamına gelen “Evangelion”dan gelen bu isim, İncilci tanımına denk düşüyor. Ancak kast edilen,  elbette ki “Eski Ahit” ve Mesih inancı. Protestanlığın bu yorumunda, pek çok şey gizleniyor. Amerikan İsrail ilişkilerinden Büyük Ortadoğu Projesi’ne kadar kimi zaman “komplo” teorilerine boyanan kavramların altında, 70’li yıllarda yeniden dirilen “Evangelizm” yatıyor. Evangelistleri bu aralar önemli hale getiren iyi ve kötü arasında kaçınılmaz olarak gerçekleşecek o yıkıcı savaşa, yani Armageddon’a olan inançları ya da insan eliyle yaratılacak kıyamet fikrini destekliyor olmaları ve dünyayı ele geçirmek istemeleri değil;  70 milyonluk nüfuslarıyla ABD seçimlerini etkilemeleri ve bu fikre inanan güçlü politikacılarının Beyaz Saray’da etkili olması önemli.

Durum böyle olunca ABD’nin Ortadoğu’daki etkinliği, İsrail sorunu ya da Büyük Ortadoğu Projesi gibi kavramların izi politikanın dinamiklerinde değil, kutsal kitapların satır aralarında sürülüyor.

Peki nedir Evangelizm?

Bu Hıristiyanlık yolunun kökenleri Martin Luther’e ve Protestanlığın kuruluşuna kadar gidiyor. Luther,  kendi kurduğu kiliseye “Evanjegelik Kilise Hareketi” diyordu. 

Protestanlık;  faizi reddeden Katoliklere karşı faizi serbest bırakıyor, “ahiretten” çok bu dünya ile ilgili düzenlemelere vurgu yapıyor, çalışmayı, ticareti ve üretimi kutsuyordu. Protestanlığın bu görece, modern girişimleri bir reform hareketi olarak değerlendirildi. Ancak Protestanların en önemli farkı,  ilk beş kitabını Tevrat’ın oluşturduğu 39 kitaptan oluşan Eski Ahit’e inanmalarıydı. 

Eski Ahit, özellikle ABD’nin kuruluşunda farklı yorumlara ve anlayışlara yol açtı. Bu, bakış açılarında “kıyamete” ve “Mesihçiliğe” ayrı bir değer vermelerini sağlıyordu. Özgür iradenin “Tanrı” tarafından çizilen kaderin dışına çıkamayacağını öngören Evangelistler, bu kaderi hızlandırmak için Hıristiyanların ellerinden geleni yapması gerektiğini savunuyor. Ve Armageddon’la, yani “iyi” ile “kötü” arasındaki o büyük savaşla gelecek olan kıyameti ve Mesih’i hızlandırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Seçilmiş insanlar olduklarına inandıkları Yahudilerin, bir kıyamet koşulu olarak desteklenmesi gerektiğini düşünüyorlar. 70’li yıllardan itibaren yeniden dirilen ve muhafazakarlaşan Evangelizm,  aradan geçen otuz yıl içinde Hıristiyanlığın en hızlı büyüyen “Kilisesi” oldu. Ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler pek de yabana atılmamaları gerektiğini gösteriyor.

2004 yılında toplam sayıları 500 milyona ulaştı. Hıristiyan nüfusun 4’te birini oluşturuyorlar. 2050 yılında tüm Hıristiyan nüfusunun yarısı olacakları tahmin ediliyor. 70 milyon kişilik nüfusla en çok Amerika’da yaşıyorlar. Amerika’nın ardından en yoğun bulundukları ülke Brezilya (30 milyon). 

Evangelistlerin şu anki güçlü durumu 1970’li yıllarda ortaya çıkan yeni-Evangelizm akımıyla oldu. Şili’de Hıristiyanlar’ın 4’te biri Evangelist. Fas’ta halkı Evangelist yapmak için çalışan 150 misyoner var. Kaliforniya’da üniversitelerde ders olarak okutuluyor. 

Onlara göre İncil Tanrı’nın kitabı, İyi ve Kötü arasındaki savaş (Armageddon) dünyanın dengesini oluşturuyor, dünyanın sonu geliyor, dünyada yaşanan her şey, yapılan her savaş Tevrat’taki efsanelerde, İncil’de anlatılıyor, İsrail vadedilmiş toprak ve günün birinde tüm Museviler İsrail’e dönüp Evangelist olacak… Onlar protestanlığın Evangelist mezhebine bağlılar…

Irak Savaşı da aslında hiç de görüldüğü gibi değil, ardında birçok dini etken olan bir savaştı. Ve olup bitenleri sadece Evangelistler anlıyordu. Evangelistler Amerika’yı tamamen ele geçirdikten sonra,  asıl hedefe yani dünyayı evangelistleştirmeye yönelmişti. Bu da onların inanışına göre durdurulamaz bir dönemdi. Bu dönem tamamlanacak, bu uğurda ölünerek de İsa’nın yanına yükselinecekti. 

Yani evangelistler sizin anlayacağınız bir tür savaşçı!

ABD devletinin kadrolarında da şu anda bu savaşçılar var. Ortadoğu siyaseti de bu inanışla çiziliyor ve belirleniyor. Rahip Brunson’un arkasında da Evangelist İnanç var….Ve bu evangelist inanç şu anda Trump’ın arkasında yer alan ekipte başrol oynamakta. Ve bu başrol oyuncuları da ABD’nin Arka Bahçesi!

Ve aslına bakarsak tehlike o kadar büyük ki; ABD’nin etki ettiği(  başta BM olmak üzere) tüm kurumlarla,  karşılarına çıkan her şeyi ve herkesi yıkıyorlar. ‘Ya bana teslim olacaksın, ya da yok olacaksın’ mantığı işliyor. Türkiye’ye karşı yapacaklarını ve yapacaklarını söyledikleri bu yaptırımlar da tarihsel gelişmeler çerçevesinde  devam ediyor. Ya teslim alma veya bölerek teslim alma. İştah kabartan bir başka özelliğimiz ise genç nüfusumuz. Gençliği etkileyerek değişik ‘ imkanlarla’  önce onları teslim almak en önemli arzu ve hedefleri.

Önceki ve Sonraki Yazılar