1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. 30 Ağustos Zaferi'nin 96. yıldönümü
30 Ağustos Zaferi'nin 96. yıldönümü

30 Ağustos Zaferi'nin 96. yıldönümü

Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı'nın son mücadelesi oldu. 30 Ağustos 1922 günü Yunan ordusu hezimete uğrayarak kaçtı. Bu kaçış, İzmir'de denize dökülmelerine kadar devam etti

A+A-


Bir milletin kaderinin yazıldığı Kurtuluş Savaşı’nın kırılma noktası Büyük Taarruz’du. Türk ordusu, her safhası ince ince planlanan ve aylar süren hazırlıkla gerçekleşen Büyük Taarruz’la, Yunan kuvvetlerini darmaduman etti. Büyük Taarruz’un en önemli aşaması ise, 30 Ağustos 1922 günü kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ydi.

Çok gizli hazırlık

1921 yılında kazanılan Sakarya Zaferi, Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktası oldu. Şimdi sıra, Yunan ordularına son ve büyük darbeyi vurmaya gelmişti. Öyle ki bu, muhtemelen yoksul ve yorgun Türk halkının, dolayısıyla Türk ordusunun düşmana indireceği son yumruk olacaktı. Böylece Büyük Taarruz hazırlıkları başladı. 

Türk ordusu, Büyük Taarruz için 6 ay hazırlandı. Doğu ve Güney Cephelerindeki kuvvetler Batı Cephesi’nde toplandı. “Başkomutan” unvanı verilen Mustafa Kemal, hazırlıkları büyük bir gizlilik içinde yürütüyordu. Mustafa Kemal, Batı Cephesi komutanlarıyla toplantı yapmak için futbol turnuvası bahanesini kullanıyordu. 

Taarruz planına son şekli 22 Temmuz 1922’de, başta Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa olmak üzere bir dizi komutanın katıldığı toplantıyla verildi. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, akşam saatlerinde başlayan ve sabaha dek süren gizli toplantıda taarruz planını ayrıntılarıyla paşalara anlattı. 

Harekete geçme vakti yaklaşıyordu. Çanakkale’de, Sakarya’da zafer kazanan ordu, yıllar sonra ilk kez savunmanın değil, taarruzun destanını yazmak istiyordu. Taarruz planına göre ilk olarak Afyon bölgesindeki Yunan ordusunun İzmir’le bağlantısı kesilecekti. Bu gerçekleştikten sonra Yunan ordusu bütünüyle imha edilecek veya Bursa’ya doğru dağıtılarak parçalanacaktı. Taarruzda asıl amaç; yok edici bir meydan savaşı yapmak, düşmanı çabuk ve kesin bir sonuç alacak şekilde vurmaktı. 

Gece yürüdüler, gündüz dinlendiler

Hazırlıklar, topyekun yapıldı. İstihkam birlikleri ile işçi taburları, ordunun ve topların geçeceği yolları düzeltti, köprüleri güçlendirdi. Ordunun geçişi için elverişli olmayan geçitler genişletildi. Hazırlıklar öylesine gizli yapılıyordu ki toprakta iz kalma ihtimaline karşı, çalışılan alanlar ağaç dallarıyla kamufle ediliyordu.

Mustafa Kemal Paşa, 20 Ağustosta Ankara’dan yine gizlice Akşehir’deki Batı Cephesi karargahına geldi. Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Birinci Ordu Komutanı Nurettin Paşa, İkinci Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa ve Süvari Kolordu Komutanı Fahrettin Paşa ile buluştu. Başkomutan, o buluşmada taarruz için kesin emrini verdi. 

24 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Karargahı ile Batı Cephesi Karargahı Akşehir’den Afyon’un güneyindeki Şuhut kasabasına taşındı. Büyük Taarruz artık daha yakındı. Birlikler savaşın yapılacağı alana doğru geceleri intikal ediyordu. Yol boyunca ışık kullanmadan ilerleyen birlikler hava aydınlanmadan önce belirlenen konaklama alanlarına ulaşıyordu. Çünkü gündüzleri keşif için havalanan Yunan uçaklarına yakalanmak istemiyorlardı. 

Taarruz emri bekleniyor

Taarruz öncesi Batı Cephesi’nde iki ordu hazır bulunuyordu: Birinci Ordu, Afyon’un doğusundaydı. Görevi; düşmanı mağlup ederek kuzeye doğru sürmekti. İkinci Ordu ise Akarçay’dan kuzeydeki Sakarya’ya kadar uzanan bölgede bulunuyordu. Onun da görevi Yunan kuvvetlerini oyalamak ve yer değiştirmelerine engel olmaktı. 

İki ordu haricinde Kocaeli ve Menderes bölgesinde de Türk kuvvetleri yer alıyordu. Kocaeli’deki kuvvetler, düşman ordusuna taarruzda bulunarak güneye inmelerine mani olacaktı. Düşmanın kaçış yollarını kapatma ve İzmir’le bağlantılarını kesme görevi ise Menderes’teki süvari birliklerine verildi.

Topçu ateşiyle başladı

Çok gizli hazırlık başarıyla tamamlanmıştı. Bazı noktalarda fark edilmeden düşmana 400 metre kadar yaklaşılmıştı. 186 bin nefer, artık Başkomutanın taarruz emrini bekliyordu. Sakarya hezimetinden sonra Eskişehir, Kütahya ve Afyon’un doğusuna çekilen Yunan ordusu, asker sayısı ve teçhizat bakımından halen daha üstündü. Taarruz, rakamsal üstünlüğü devam eden bir orduya karşı verilecekti.

Beklenen emir 26 Ağustos 1922 sabahı geldi. Sessizlik, Türk ordusunun topçu ateşiyle bozuldu. Yarım saat süren top atışları, Yunan mevzilerini büyük ölçüde yıktı. Piyade birlikleri kısa sürede Tınaztepe, Belentepe ve Kaleciksivrisi’ni ele geçirdi.

Taarruzun başlamasından sadece bir gün sonra Afyonkarahisar Yunan işgalinden kurtuldu. Yunan ordusu güneyden Birinci Ordu, doğudan İkinci Ordu, kuzeyden ve batıdan da süvari birlikleriyle çevrildi. Başkomutanlık Karargahı ve Batı Cephesi Karargahı düşman işgalinden kurtarılan Afyonkarahisar’a taşındı.

Çiğiltepe Olayı 

Büyük Taarruz, aynı zamanda inancın destanı olarak geçecekti tarihe. Çiğiltepe Olayı, bu inancın belki de en büyük örneği oldu. 27 Ağustos günüydü. Çarpışmalar bütün şiddetiyle devam ediyordu. Türk ordusu, önceden hedeflenen her noktayı, hedeflenen zamanda ele geçirmişti; Çiğiltepe hariç…

Çiğiltepe’yi ele geçirme görevi, Mustafa Kemal’in I. Dünya Savaşı’ndan beri tanıdığı İnönü ve Sakarya kahramanı Albay Reşat Bey’in komutasındaki 57. Tümen’deydi. Önceden tepeye yerleştirilen düşmanın ağır makineli silahları planları alt üst etmişti. Ama savaşın bütünü için o tepe hayati önemdeydi. Bu yüzden Mustafa Kemal Paşa, Albay Reşat Bey’i telefonla aradı. Reşat Bey, yarım saat içinde Çiğiltepe’yi alma sözü verdi. 

Yarım saat geçti. Telefon yine çaldı. Mustafa Kemal, bu kez Albay Reşat Bey’le konuşamadı; telefonda, kahraman albayın bıraktığı not okundu kendisine. “Sözümü tutamamış olduğumdan dolayı yaşayamam” yazıyordu notta. Albay Reşat Bey intihar etmişti. Onun intiharından kısa süre sonra Çiğiltepe ele geçirildi.

Zafer günü

30 Ağustos 1922’ye gelindiğinde Yunan ordusu Dumlupınar’da kuşatılmıştı. Dumlupınar’daki savaşı doğrudan Başkomutan Mustafa Kemal Paşa yönetti. Savaşı İzmir’den yönlendiren Yunan başkomutanının aksine, Mustafa Kemal Paşa cephede, askerlerinin arasındaydı. Büyük Taarruz’un son günü yapılan savaş, bu yüzden “Başkomutanlık Meydan Muharebesi” adını aldı. 

Geç saatlere kadar süren savaş nihayet zaferle noktalandı. Yunan ordusu büyük kayıplar vermişti. Beş tümen Yunan askeri esir alınmıştı. Diğerleri ise İzmir’e doğru kaçıyordu. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, askerlerini kaçan düşmanın peşine sürmek için tarihi emrini verdi:

"Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!"

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.